Category Archives: La Fortuna

San Jose, Kosta Rika.

Standard

1 Mart 2014, Cumartesi.

DSC04712

San Joseliler satranç için rakiplerini bekliyorlar.

DSC04711

DSC04715

DSC04718

DSC04722

DSC04725

DSC04730

DSC04732

DSC04735

DSC04736

 

San Jose sokakları.

DSC04743

DSC04737

IMG_1339

DSC04741

DSC04742

“Mercado Central” yani merkez çarşıdan.

DSC04744

DSC04745

San Jose sokaklarından manzaralar.

Sabah erkenden uyanıyorum ve ilk işim bir taksiye atlayıp Ticabus istasyonuna gitmek oluyor. İstasyon şehir merkezine oldukça yakın bulunuyor. Panama City’ye günde sadece bir otobüs olduğunu ve şansıma o otobüste tek kişilik bir yer olduğunu (üstelik cam kenarı!) öğrenince derin bir oh çekiyorum ve hemen bileti ayırttırıyorum. Bu sırada Hint kökenli Kanadalı bir amca ile tanışıyorum. Yıllardır bu bölgede yaşadığından bahsediyor bana. Bir süre muhabbet ettikten sonra eşyalarımı otobüs istasyonuna bırakıp gündüz gözüyle San Jose’yi görmek adına dışarı çıkıyorum.

Şehir merkezine kadar yirmi dakika içerisinde yürüyorum. Sonrasında da Parque Central ve yanı başında yer alan Catedral Metropolitana’yı, Mercado Central’i, Plaza de la Cultura’yı, Parque Nacional’i, merkezinde yer alan Monumento Nacional’i, Parque Espana’yı görüyorum. Gündüzün erken saatleri olmasının da etkisi ile şehir yeni yeni uyanırken sokaklarda dolanıyorum. Açık bulduğum cafe’lerden birinde kahvaltımı yapıyorum. 2-3 saat boyunca şehir merkezinde bir aşağı bir yukarı yürüdükten sonra da çevresi kovboy eşyaları satan mağazalarla dolu Ticabus ofisine geri dönüyorum.

Asgari 16 saat sürmesi beklenen yolculuk görece rahat geçiyor. Akşama doğru 19:00 gibi Panama sınırına geldiğimizde sınır kontrolleri oldukça sıkı yapılıyor. Kosta Rika’dan çıkışta sorun yaşamıyoruz; ama Panama’ya girerken ilk olarak görevliler ülkeden çıkış bileti soruyorlar, sonrasında da ülkeye giriş için en az 500 USD kaynak göstermemizi istiyorlar. Bu noktada benimle beraber otobüste olan herkes şaşırıyor. Kredi kartlarını, banka ekstrelerini gösterenler oluyor. Zaten sınır görevlileri de çok fazla takılmıyorlar. Sonrasında bütün otobüsü bir odaya alıyorlar ve sırayla çantalarımızı ve bavullarımızı arıyorlar. Sınır geçiş işlemleri bir saatten daha uzun sürüyor. Sonunda Panama tarafına geçtiğimizde ise tekrardan otobüse atlayıp çetrefilli yolumuza devam ediyoruz. Panama City’ye sabaha karşı varmamız bekleniyor.

28 Şubat 2014, Cuma.

IMG_1324

IMG_1327

 

La Fortuna – San Jose arası otobüsle küçük kasabaları geçiyoruz.

DSC04707

 

San Jose sokakları duvar resimleri ile dolu.

DSC04709

 

1897 yılında inşa edilmiş Ulusal Tiyatro binası.

 

Bir önceki gece etkisini oldukça hissettiren klima sayesinde buz gibi bir sabaha oldukça erken uyanıyorum ve olabildiğince erken kendimi odadan dışarı atıyorum. Planım gün içerisinde başkent San Jose’ye ulaşmak ve ertesi gün için Panama City’ye gidecek bir otobüs ayarlamak. Hostelden aldığım bilgiler doğrultusunda San Jose’ye giden gün içerisinde iki otobüs bulunuyor. Bir tanesi 12:45, diğeri ise 14:45’te. Ben de 12:45’dekine binmeye karar veriyorum.

Öğlene kadar hostelde oyalandıktan sonra hostelden on dakika yürüme mesafesinde bulunan otobüs istasyonuna gidip San Jose’ye gidecek otobüse atlıyorum. Bu sırada da Honduras’ta tanıştığım ve San Jose’de yaşayan Melvin ile iletişim halinde kalıyorum. Melvin beni San Jose’de konaklayacağım hostelde karşılamayı ve beraber yemek yemeye gitmeyi teklif ediyor. La Fortuna’dan San Jose’ye olan otobüs yolculuğu oldukça rahat geçiyor. Normalde dört buçuk saat sürmesi gerekirken altı buçuk saat sürmesi dışında. San Jose’ye vardığımda tam da iş çıkışı akşam trafiğine denk geliyorum. Atladığım taksi ile hostele ulaştığımda saat çoktan 20:00’yi gösteriyor. Melvin’le bir türlü denk getiremiyoruz buluşmayı; ama bana türkçe çat pat bir not bırakmış buluyorum. Bu da yüzümü gülümsetmeye yetiyor.

Hostele yerleştikten sonra akşam yemeği yemek üzere dışarı çıkıyorum. Duvar resimleri ile dolu San Jose sokakları cıvıl cıvıl. Avenida Central üzerinden Plaza de la Democracia, Plaza de la Cultura gibi hareketli meydanları geçip Parque Central’e ulaşıyorum. Dönüş yolunda da sadece trafiğe kapalı iki tarafı mağazalarla dolu cadde üzerinden yapıyorum. Elimdeki rehber eski olduğu için Ticabus isimli firmanın otobüs istasyonunu bir türlü bulamıyorum. Bu da ertesi gün Panama’ya gitmek için erkenden otobüs istasyonunun yolunu tutup bileti bizzat sormam anlamına geliyor. Erkenden uyuyorum.

Reklamlar

La Fortuna, Kosta Rika.

Standard

27 Şubat 2014, Perşembe.

DSC04667

143 metreden aşağı bir “bungee jumping” macerası.

IMG_1256

IMG_1285

 

DSC04694

 

Arenal Gölü’nde yer alan Arenal Yanardağı bölgenin en aktif yanardağlarından bir tanesi.

DSC04702

DSC04706

La Fortuna oldukça küçük ve sevimli bir şehir.

IMG_1293

DSC04700

DSC04701

Baldi Kaplıcaları.

 

Sabah erkenden uyanıyorum. Eşyalarımı hazırlayıp otele bırakıyorum. Sonrasında da hızlıca kahvaltımı yapıyorum. Günün en merakla beklediğim aktivitesi: “bungee jumping”. Yıllardır hep yapmak istediğim; ama bir türlü doğru zamanı, doğru mekanı bulamadığım bu aktivite için yine bir önceki günün ziplining aktivitelerini ayarladığım “Monteverde Extremo” ile anlaşıyorum. Saat 07:30’da beni almaya geliyorlar. O kadar heyecanlıyım ki, midem düğümleniyor, elim ayağım titriyor resmen. Otobüste benimle beraber bungee jumping yapacak 3 tane Avusturyalı bulunuyor. Herkesin korkusu ve heyecanı yüzünden anlaşılıyor.

Tesislere vardığımızda bir süre bekliyoruz, bekleme süresi bizi iyice geriyor. Sonrasında da görevliler bizi bungee jumping’e başlayacağımız bölgeye alıyorlar. İkişer ikişer bungee jumping yapacağımızı belirtiyorlar. Ben son gruba kalırsam kalbimin durumu kaldırmayacağından emin, ilk iki kişi arasında olmaya gönüllü oluyorum. Benimle beraber Avusturyalı çocuklardan biri, balkonu andıran kırmızı bir bölmeye geçiyoruz. Bu bölme hatlar üzerinden vadinin ortasına kadar hareket ediyor. Sonrasında da en ortada duruyor. Görevliler ilgili kabloları birbine bağlıyorlar. Bize gerekli ekipmanları takıyorlar. Beşe kadar sayacaklarını, aşağıya hiç bakmadan atlamamız gerektiğini, yoksa korkudan bunu hiç beceremeyebileceğimizi ifade ediyorlar. İlk olarak Avusturyalı çocuk atlıyor. Her şey o kadar hızlı oluyor ki. Beş dakika içerisinde atlıyor ve yukarı çıkıyor. Sıra bana geldiğinde kalbimin ağzımda attığına yemin edebilirim. Kablolar üzerimde. Geri sayım başlıyor. 5-4-3 ve görevliler daha 2 demeden ben heyecanlanıp kendimi aşağı bırakıyorum. Bu duyguyu nasıl ifade edebilirim hiçbir fikrim yok. Adrenalinim son sürat pompalanırken esnek ip üzerinde bir aşağı, bir yukarı sallanıyorum. Bir yandan da çığlıklar atıyorum. Her şey göz açıp kapayıncaya kadar tamamlanıyor. Sonunda yukarı çıktığımda beynime fazla kan gitmesinden kıpkırmızı suratım, patlamak üzere olan kalbim ve bu ekstrem macerayı da tamamlamış olmanın verdiği rahatlığı hisseden beynim mutlu mesut bir haldeyiz. Bizden sonra diğer Avusturyalı çocuk da bungee jumping’i tamamlıyor. Çocuklardan bir tanesi aşağıda sallanırken “I believe I can fly” şarkısını söylüyor. Ben kahkahalara boğuluyorum.

Maceramız sonrasında bizi otele bırakıyoruz. Çocuklarla öğle yemeği yiyip bir süre muhabbet ediyoruz. Saat 14:30 olduğunda da Kosta Rika’daki bir sonraki durağım La Fortuna’ya beni götürecek aracım geliyor. La Fortuna’ya gitmek oldukça çetrefilli ve uzun sürüyor. Bu nedenle en iyi alternatif olarak jeep – bot – jeep üçlemesini öneriyorlar. İlk olarak sizi bir minibüs alıyor ve oldukça kötü yollardan Arenal Gölü’nün bir başına getiriyor. Sonrasında Arenal Gölü üzerinden bindiğiniz tekne sizi muhteşem Arenal Yanardağı manzaraları eşliğinde La Fortuna’ya gidecek başka bir minibüse bineceğiniz kıyıya ulaştırıyor. Yol 3-4 saate yakın sürüyor. Sonunda La Fortuna’ya vardığımda ününü çok öncelerde duyduğum Arenal Backpackers Hostel’e kendimi atıyorum. Bu hostel kendisini “Sırtçantalılar için beş yıldızlı konaklama” olarak pazarlıyor. İçeri girdiğimde de harika bir havuz, son derece rahat, geniş ve tertemiz odalar ile karşılaşıyorum.

La Fortuna’nın ünlü olmasının birkaç nedeni var. Bunlardan bir tanesi Arenal Yanardağı. Kosta Rika’nın ve hatta Orta Amerika’nın en aktif yanardağlarından bir tanesi olan bu Arenal’i şehrin neresine giderseniz gidin görmeniz mümkün. Üstelik eskiden Arenal Yanardağı’ndaki lavaları ve dumanları görmek mümkünmüş; fakat son birkaç senedir yanardağ pasif dönemine girmiş. Şehrin ünlü olma nedenlerinden bir ikincisi ise kaplıcaları. Şehrin tamamında farklı kaplıcalar yer alıyor. Lüks otellerin içerisinde belirli ücret ödeyerek bu kaplıcalardan yararlanabileceğiniz gibi doğanın ortasında ücretsiz olanlarına da gidebiliyorsunuz. Ben La Fortuna’ya hafif bir baş ağrısı ile vardığımda kaplıcaların en iyi rahatlama yöntemi olacağını düşünüyorum. Resepsiyondan aldığım bilgiler doğrultusunda da Baldi Kaplıcaları hem yakın, hem de diğer kaplıcalara oranla görece ucuz. Girişi 30 USD. Tam hostelden çıkacağım sırada kalabalık bir grubun da oraya gideceğini öğrenince onlara dahil olmaya karar veriyorum. Böylece 12 kişilik bir grup halinde kaplıcaların yolunu tutuyoruz. Benim sakin gece planlarım da böylece rafa kaldırılmış oluyor.

Baldi Kaplıcaları’nda farklı seviyelerde ve sıcaklıklarda 6-7 tane havuz bulunuyor. Üstelik bazı havuzlarda ziyaretçiler eğlensin diye barlar, diskolar, kaydıraklar, şelaleler bile bulunuyor. Biz de kaydırakları denemeye karar veriyoruz. Bir saate yakın o kaydırak senin, bu kaydırak benim kendimizi atıp duruyoruz. Sonrasında da sırayla farklı havuzlarda vakit geçiriyoruz. Dört saatin sonunda artık solungaçlarımız çıkmaya yakınken, derimiz fazla suda kalmaktan buruşmuşken hostele dönmeye karar veriyoruz. Sıcak su herkese o kadar güzel gelmiş ki, kimsenin gözünü açacak hali yok. Herkes kendisini odalarına ve yataklarına atıyor. Odaya döndüğümde ise hesaba katmadığım bir gerçek var: kumandası görevlilerde bulunan klima. Gece boyunca kat kat battaniyelere ve kazaklara sarılarak uyusam da bana mısın demiyor. Dışarısı 30 dereceden yüksek olsa da, içeri de kelimenin tam anlamıyla tıkırdıyorum.