Category Archives: Gili Meno

Gili Meno, Endonezya.

Standard

8 Temmuz 2013, Pazartesi.

IMG_8451

IMG_8453

Gili Meno yolcusu kalmasın!

IMG_8466

IMG_8454

IMG_8455

IMG_8456

Adanın iç sokakları.

DSC01915

DSC01942

DSC01943

Adadan manzaralar.

DSC01944

Deniz kıyısında yer alan çardaklar günün tembelliği için ideal noktalar oluyor.

IMG_8460

IMG_8463

IMG_8472

Kristal berraklığında sular beyaz kumlara karışıyor.

Sabah alarm 08:30’da çalıyor. Uyanıp hızlıca çantamı hazırlıyorum. Cihan bu arada çoktan uyanmış, fazla enerjisini atmak için sabah koşusuna çıkmış bile. Geldiğinde duş alıyor, hazırlanıyor ve odadan çıkıyoruz. Hemen karşı kıyıda görünen Gili Meno isimli adaya bizi götürecek olan yerel tekne 09:30’da kalkıyor. Bölgede feribot iskelesi olmadığı için yine paçaları sıvayıp ayakkabıları ellerimize alarak dalgalar üzerinden teknelere atlıyoruz.

Ufak tekne, Gili Meno’da konaklayacakların yanı sıra elinde şnorkel ve maskeleri ile adayı günübirlik ziyaret edecek batılılar ile kaynıyor. Yarım saat sonunda karşı kıyıya vardığımızda Gili Trawangan’dan son derece farklı, ıssız ve sakin bir ada bizi karşılıyor. Gili Trawangan’ın enerjisi, burada yerini tembellik ve huzurla karışık bir atmosfere bırakıyor. Adaya vardığımızda karnımız çok aç olmasına rağmen, yemek yemeden önce konaklayacak bir yer bulmaya karar veriyoruz ve adanın ara sokaklarından bir tanesine dalıyoruz. Fiyatlar Gili Trawangan’a kıyasla oldukça yüksek. Bunda rekabetin çok fazla olmamasının da payı olsa gerek diye düşünüyoruz. Fiyatları sora sora yürürken bir bakıyoruz adanın öbür kıyısından çıkmışız bile ve konaklayacak bir yerimiz hala yok!

Deniz kenarında konaklamak istediğimiz için biraz da adanın içlerinde bulunan konaklamaları göz ardı etmişiz. Yine de gerisin geri geldiğimiz yolu yürüyüp adanın merkezinde bulunan kocaman bir bahçe içerisinde yer alan bungalovlardan bir tanesi ile anlaşmaya karar veriyoruz. Odada biraz soluklandıktan sonra da karnımızı doyurmak üzere limanın ve restoranların bulunduğu kıyıya ilerliyoruz.

Burada deniz kenarına sıralanmış tahta çardaklardan bir tanesine oturup yemeklerimizi söylüyoruz. Havanın sıcaklığına rağmen denizden püfür püfür esen rüzgar o kadar tatlı geliyor ki, miskinlik de beraberinde geliyor. Burada yeterince vakit geçirdiğimize karar verince de odaya geri dönüp rüzgarın ve denizin üzerimizde bıraktığı etki ile biraz uyuklamaya karar veriyoruz. Ada hayatı insanı oldukça tembelleştiriyor. Odadan ikinci çıkışımız bu sefer deniz arayışı için oluyor. Adanın kıyılarında biraz turladıktan sonra uygun gözüken bir yerden denize giriyoruz; fakat deniz dışarıdan oldukça güzel kristal berraklığında gözükse de içine girdiğimizde yosunlar bizi oldukça rahatsız ediyor ve çok fazla oyalanmadan çıkıyoruz. Ada kıyılarında biraz daha turlamaya devam ediyoruz.

Hava kararmaya yakınken odaya geri dönüyoruz ve duşumuzu aldıktan sonra akşam yemeği için yine deniz kenarındaki çardaklardan bir tanesini tercih ediyoruz. Biz yemeklerimizi beklerken arkada bir grup Endonezyalı gitar çalıp şarkılar söylüyor. Yemeklerimizin gelmesi bir saati bulsa da;  gelen yemekler neredeyse her Endonezya restoranında olduğu gibi bizi yine ve yeniden hayal kırıklığına uğratsa da gecenin denize karışmasını gitar tınıları eşliğinde izlemek huzur veriyor. Çok geç olmadan odalara geri dönüyoruz.

Reklamlar