Cajamarca, Peru.

Standard

17 Nisan 2014, Perşembe.

DSC07813

DSC07816

DSC07817

DSC07819

DSC07821

DSC07824

DSC07826

DSC07830

DSC07832

DSC07839

 

Ventanillas de Otuzco’dan manzaralar.

DSC07840

DSC07845

DSC07855

DSC07858

 

Seçim propagandaları binalar üzerine adayların isimleri yazılarak yapılıyor.

DSC07859

DSC07860

 

Otuzca’dan İnka Banyoları’na yürürken.

DSC07861

DSC07862

DSC07863

DSC07866

DSC07867

DSC07869

DSC07871

IMG_6198

IMG_6200

IMG_6201

 

Pazardan manzaralar.

IMG_6207

Yenmeyi bekleyen garibim Gine Domuzları.

DSC07872

DSC07874

DSC07875

Cajamarca sokakları.

IMG_6158

 

 

Peru’da birçok şehirde karşıma çıkan el izleri.

IMG_6250

 

 

Günün ganimetleri: koka yaprağı, koka yaprağı çayı, koka yaprağı şekerlemeleri.

DSC07876

DSC07878

DSC07879

DSC07880

DSC07882

Cerro Santa Apolonia, nam-ı diğer Mirador’dan şehrin manzarası.

DSC07889

DSC07890

 

Mirador’dan aşk mesajları.

DSC07891

 

Mirador’da yer alan hediyelik eşya tezgahları.

DSC07893

DSC07895

 

San Francisco kilisesi.

DSC07899

DSC07901

DSC07904

 

Fidye Odası.

DSC07908

 

Belen Kompleksi’nin avlusu.

DSC07910

 

Hastanenin ana odası hücre şeklindeki küçük odacıklardan oluşuyor.

DSC07911

DSC07912

DSC07913

DSC07917

 

Kompleksde yer alan sergiler, avlular ve bahçeler.

DSC07918

DSC07919

DSC07920

 

Belen Kilisesi’nin işlemeleri oldukça etkileyici.

DSC07921

DSC07922

DSC07923

DSC07924

DSC07925

DSC07926

DSC07928

DSC07930

DSC07931

DSC07932

Belen Hastanesi’nin kadınlar bölümü günümüzde ufak bir arkeoloji müzesine ev sahipliği yapıyor.

DSC07939

DSC07940

DSC07942

 

Plaza de Armas.

DSC07945

DSC07946

DSC07948

Katedralin ince işlemeleri.

DSC07950

Şehir merkezinde dini kutlamalar devam ediyor.

Sabah uyanınca ilk işimiz karnımızı doyurmak için bir yerler aramak oluyor. Meydana yakın ‘Restaurant Tuna’ya gitme konusunda anlaşıyoruz. Pippa ve Ric restorana yönelirken, biz de Simon ile öncesinde otobüs istasyonuna gidip bir sonraki sabah için Trujillo biletlerimizi netleştirmeye karar veriyoruz. Bir taksiye atlayıp istasyona gidiyoruz ve 20 PEN karşılığında firmalardan birisinden biletlerimizi alıyoruz. Sonrasında da grubun geri kalanı ile restoranda buluşuyoruz. Leziz kahvaltı sırasında gün içerisinde ne yapacağımızı tartışıyoruz. Ben “Ventanillas de Otuzco” olarak bilinen kaya mezarlarına gitmeyi istiyorum, Pippa ve Ric ise bölgedeki bir başka kasabaya gitmeyi planlıyorlar. Simon ise günü biraz ağırdan almak istediğini söylüyor. Sonuç olarak kahvaltıdan sonra ayrılıyoruz ve akşamüzeri buluşmak üzere sözleşiyoruz.

Ben merkez pazarın olduğu bölgeye gidip buradan Otuzco’ya giden minibüslerden bir tanesine atlıyorum. Bilet sadece 1 PEN. Yolculuk yirmi beş dakika kadar sürüyor. Şoför beni “Ventanillas de Otuzco”nun girişinde indiriyor. Her taraf yemyeşil. Giriş için 5 PEN ödemek gerekiyor. Otuzco’nun pencereleri olarak da bilinen İnka öncesi döneme ait bu kaya mezarlar, Cajamarca’dan sekiz kilometre uzakta bulunuyor. Bölgede 337 adet mezar penceresinin yer aldığı söyleniyor.

Bölgeye girdiğinizde küçük bir yokuşu çıktıktan sonra bu devasa kayalar karşınıza çıkıyor. Kayalara yaklaşmak yasak olsa da daha önce mezar olarak kullanılan delikleri fark edebiliyorsunuz. Üstelik buradan bölgenin manzarası da oldukça etkileyici. Dönüş yolunda otobüse binmek yerine şehre kadar uzanan dümdüz yolu takip etmeye karar veriyorum. Yolun iki tarafında da küçücük kerpiç evleri seçim propagandaları süslüyor. Geniş yeşillik alanlarda ineklerini sağan yerelleri görebiliyorsunuz. Cajamarca’nın süt ürünleri ile meşhur olmasının bir nedeni de bölgedeki besili inekleri.

Bir süre yürüdükten sonra “Los Baños del Inca”ya yani İnka Banyoları’na varıyorum. Bölge özellikle kaplıcaları ile meşhur olduğu için burada bir süre mola vermeyi de ihmal etmiyorum. Sabah 04:30’dan itibaren açık olan ve içinde birkaç havuz bulunan bu kaplıcalarda daha önce İnka Kralı Atahualpa’nın rahatlamak için kullandığı havuzlara siz de girebiliyorsunuz. Üstelik bir saati için sadece 5 PEN ödeyerek.

Yarım saat kadar kaplıcalarda kaldıktan sonra Cajamarca’ya dönüş için anayoldan bir minibüse biniyorum ve pazara yakın bir yerde iniyorum. Sokaklarda uzanan ve her bölümde ayrı bir ürünün satıldığı pazarda birkaç tur atıp taze meyva satın alıyorum. Sonrasında da şehir merkezindeki tarihi mekanları gezmek adına o bölgeye yöneliyorum.

İlk olarak tüm şehrin manzarasını izleyebileceğiniz “Mirador” isimli tepe noktasına gidiyorum. Buraya aynı zamanda “Cerro Santa Apolonia” da deniyor. Tepede yer alan kayalardan bir tanesinin zamanında İnka Kralı tarafından ordularını izlemek için kullanıldığı söyleniyor. Bu tepeden bütün şehrin sıralı sokaklarını, farklı bölgelere yayılmış kiliselerini görebiliyorsunuz. Bir süre burada müzik yapan gençlerin yanına oturup manzarayı izliyorum.

Ana meydana döndüğümde ilk durağım “El Cuarto del Rescate” yani “Fidye Odası” olarak bilinen mekan oluyor. Buraya girişte satın aldığınız 5 PEN’lik bilet size şehirdeki çeşitli müzeleri ve tarihi mekanları gezme fırsatı veriyor. Cajamarca’da İnka döneminden bugüne ayakta kalan tek bina olan “Fidye Odası” zamanında İnka Kralı Atahualpa’nın hapsedildiği oda olarak biliniyor. Atahualpa’nın özgürlüğü karşılığında, Francisco Pizarro’ya bu odayı bir kere altınla, bir kere de gümüşle doldurma sözü verdiği anlatılıyor.

Bu küçük yapıyı gezdikten sonra “El Complejo de Belen”i ziyaret ediyorum. Farklı yapılardan oluşan bu kompleks zamanında hem kilise, hem de hastane olarak kullanılmış. Bütün yapının volkanik kayaçlarla 1627 ve 1774 yılları arasında inşa edildiği biliniyor. Rahibeler tarafından işletilen küçük hastanenin geniş odasında 31 adet küçük hücre türünde odacıklar bulunuyor. Kadın hastanesi olarak kullanılan binada günümüzde arkeoloji müzesi yer alıyor. Belen kompleksinden birkaç metre uzakta yer alan “Museo de Etnografia”ya uğruyorum. Burada zamanında kullanılan yerel kıyafetler, tarım aletleri, müzik enstrümanları ve el işi ürünler sergileniyor. Cajamarca kültüründen öğeler farklı odacıklarda ziyaretçilere anlatılıyor.

Bir süre bölgede dolanıp farklı kiliseleri ve sokakları gezdikten sonra tekrardan ana meydana dönüyorum. Plaza de Armas’ta dolanırken bir de ne göreyim, Chachapoyas’ta Kuelap turunu beraber yaptığım yaşlı Kolombiyalı çift de burada. Bir süre sohbet ediyoruz. Bundan sonra Trujillo’ya gideceğimi duyunca, elime o şehirdeki bir hostelin kartını sıkıştırıyorlar. Leimebamba – Cajamarca arasındaki yolculuktan bahsederken de bir daha asla o yolculuğu yapamayacaklarını, yol boyunca kalp krizinin eşiğinde gezindiklerini anlatıyorlar. Sonrasında tekrardan vedalaşıyoruz.

Plaza de Armas’ın tam ortasında 1692 yılından kalma bir havuz yer alıyor. Bu havuzun Kolomb’un Amerika kıtasına ayak basmasına ithafen yapıldığı biliniyor. Meydanın etrafında bulunan Katedral ve San Francisco kilisesi ortama ayrı bir hava katıyor. Gün batımını meydanda izledikten sonra Gallerli aile ile buluşmak üzere otelin yolunu tutuyorum.

Yarım saat içerisinde teker teker herkes odaya dönüş yapıyor. Günün nasıl geçtiğinden, neler yaptığımızdan bahsediyoruz bir süre. Sonrasında da akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz. Daha önce gördükleri yerel bir sandviç dükkanına gitmeyi öneriyorlar. Son derece modern tasarlanmış bu mekanın önündeki sırada bize de yer açılsın diye bekliyoruz. Sonunda bize ayrılan masada, örtü olarak devasa bir boyama kağıdı ve masanın ortasında da bol bol renkli kalemler bulunuyor. Yemeklerimizi beklerken herkes de yeteneklerini ortaya koyuyor. Simon’ın çizdiği insan mı yoksa köpek mi olduğunu ayırd edemediğimiz garip karakterle dalga geçerken leziz sandviçlerimiz geliyor. Karnımızı doyurup ana meydana gidiyoruz.

Ana meydanda kutlamalar devam ediyor. Dini bayramları nedeniyle her kiliseyi sırasıyla ziyaret eden Perulular adaklarda bulunuyor. Biz de şehir merkezindeki gruba takılıp sırasıyla kiliseleri dolanıyoruz, kilise önüne toplanmış tezgahlardan şekerlemelerimizi satın alıyoruz, sonrasında da çok geç kalmadan otelimize geri dönüyoruz. Ertesi sabah için bir taksi ayarlayıp yatakların yolunu tutuyoruz.

16 Nisan 2014, Çarşamba.

IMG_5968

IMG_5971

IMG_5986

IMG_5987

IMG_5992

IMG_6003

IMG_6006

IMG_6064

IMG_6081

IMG_6129

 

Leimebamba – Cajarmarca yolundan nefes kesen manzaralar.

IMG_6144

Cajamarca’nın köpek çeteleri.

Leimebamba’dan Cajamarca’ya her gün iki adet otobüs firması gidiyor. Bu firmalardan birisi ‘Virgen del Carmen’, bir diğeri ise ‘Raymi Express’. Biz de Virgen del Carmen aracılığıyla sabah 08:30’daki ilk otobüse 30 PEN karşılığında biletlerimizi alıyoruz. Otobüs hemen meydandan kalktığı için otobüs durağına gitme gibi bir dert yok. Sabah otobüse binmeden önce meydanı çevreleyen dükkanlardan birinden meyveli yoğurt satın alıyorum. Leimebamba özellikle süt ve süt ürünleri ile meşhur. Peynirleri ve yoğurtları taze bir şekilde her köşe başından satın alabiliyorsunuz. Yol için atıştırmalıkları depoladıktan sonra meydanda bekleyen eski püskü otobüsümüzün yolunu tutuyorum.

Gallerli aile ile beraber otobüsteki yerimizi alıyoruz. Otobüs yolculuğunun on saate yakın süreceğini söylüyorlar. Yarım saat rötarlı da olsa yola koyulduğumuzda yorgunluktan hemen uyuyakalıyorum ben. Bir iki saat sonunda gözlerimi açtığımda gördüğüm en güzel manzaralardan birine uyanıyorum, otobüsle resmen bulutların üzerinde ilerliyoruz. Yol tek şerit ve zigzaglarla dolu olduğu için uçarım kenarına çok yakın bir şekilde yolculuk yapıyoruz. Yol o kadar tehlikeli ki şoförümüz 20 kilometreden daha hızlı gitmiyor ve her köşeyi dönüşte, karşıdan araba gelip gelmediğinden emin olmak adına kornayı çalıyor. Bir kere uyandıktan sonra neredeyse dokuz saat boyunca gözümü bile kırpmıyorum. Açık ara farkla And Dağları arasında kah bulutların üzerinde, kah nehirlerin yanı başında, kah tarlalar arasında, kah şehirlerin sokaklarında yaptığımız bu otobüs yolculuğu en hatırlanası yolculuklarımdan biri oluyor. Her seferinde Simon ile bir sağ koltuklara, bir sol koltuklara geçiyoruz fotoğraf çekebilmek adına.

Akşam hava karardığında Cajamarca’ya ancak varabiliyoruz. Otobüs istasyonundan bir taksiye atlayarak ‘Plaza de Armas’ isimli meydanın bulunduğu bölgeye gidiyoruz. Peru’daki her şehrin ana meydanının ismi istisnasız ‘Plaza de Armas’, bu nedenle kaybolmak gibi bir lüksünüz pek yok. Meydana vardığımızda nerede kalacağımız konusunda pek bir fikrimiz yok. Bir süre etraftaki hostelleri dolanıp fiyatları sorguladıktan sonra Simon, Chachapoyas’tayken Jose’den bir otel ismi aldığından ve ellerindeki rehber kitapta yerini işaretlediklerinden bahsediyor. Biz de bu oteli arayışa girişiyoruz. Ana meydandan on dakika yürüme mesafesinde bulunan ‘Hospedaje Aventuras’ geldiğimizde, otelin tek bir odasını çok cüzi bir fiyata bize vermeyi öneriyorlar. Biz de çok düşünmeden odayı tutuyoruz. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra da ana meydana bir şeyler yemek üzere çıkıyoruz.

Meydanda bir kaç tur atıp canlı müzik çalan İnka kostümlü gençleri dinledikten sonra ‘Don Paco’ isimli restoranda karar kılıyoruz. Yorgunluk biralarını, pisco sour’lar takip ediyor. Kocaman porsiyonlarda gelen leziz yerel yemekler herkesi mutlu etmeye yetiyor. Yemek sonrasında şehrin sokaklarında dolanıyoruz. Deniz seviyesinden 2700 metre yüksekte bulunan 100.000 nüfuslu bu sevimli şehir kiliseleri, İnka banyoları ve sıcak kaplıcaları ile meşhur. Bölgede bulunan ve ABD tarafından işletilen Yanacocha madeninin dünyanın en büyük ikinci altın madeni olduğu söyleniyor. Bu madenden şu ana kadar 7 milyar USD değerinde altın çıkarıldığı anlatılıyor.

Şehrin görece sakin sokaklarında dolandıktan sonra denk geldiğimiz bir cafe’ye giriyoruz. Kahvelerimiz eşliğinde tatlılarımızı söylüyoruz. Peru’nun güneyine indikçe şehirlerin profilleri de değişiyor. Güzel insanlarla güzel muhabbetler eşliğinde geçen geceler ise en akılda kalanı oluyor.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s