Chiclayo, Peru.

Standard

 

 

 

 

12 Nisan 2014, Cumartesi.

IMG_5406

Bu sevimli cimcime konakladığım evin kızları ‘Dulce’, ismi ispanyolca da tatlı, şeker anlamına geliyor. Dulce telefonumla oynarsa sonuç ne olur?

Günü oldukça ağırdan alıyorum. Nasıl olsa bu şehirde gezmek ve görmek istediğim yerleri tamamlamışım, geriye sadece akşam bineceğim otobüsü beklemek kalmış. John ve Teofila ile kahvaltı muhabbetlerinde Türkiye’den, İngiltere’den, Peru’dan bahsediyoruz. Benzerliklerden, farklılıklardan konuşuyoruz. Bu sırada evde konaklamakta olan diğer Perulu misafir ile tanışıyorum. Akşam Chachapoyas’a gideceğimi duyunca bana bir dolu harita ve broşür getiriyor. Zaten kendisi şehirde bir turizm fuarı için bulunuyormuş.  John ve Teofila da zaten odada akşama kadar kalmama izin veriyorlar.

Ben güzel bir duş alıp şehirde son bir tur atmak üzere dışarı çıkıyorum. Ana meydanı, ‘Mercado Modelo’yu, ‘Cadı Pazarı’nı tekrardan geziyorum. Nedense sevdiğim yerleri tekrar tekrar görmekten hiçbir zaman bıkmıyorum. Bu sefer bu devasa pazarı daha detaylı olarak geziyorum. Kalabalık ve sıkışık koridorlarda neler yok ki? Meyvalar, sebzeler, her türlü et, yemek için küçük tezgahlar, güzellik ve bakım ürünleri satanlar, kitapçılar, baharatçılar, plastik ürünler satanlar, kırtasiyeler, kıyafet tezgahları… Daha neler neler. Herhangi bir ihtiyacınız varsa, bu çarşıya gelip bulmamanız söz konusu bile değil.

Şehirde birkaç tur attıktan sonra çok da oyalanmadan otele geri dönüyorum. Eşyalarımı hazırlıyorum ve bir süre internet üzerinde bir sonraki şehrimle ilgili araştırmamı yapıyorum. Günün geri kalanı da farkına varmadan evdekilerle sohbetle geçiyor.

Otobüs saatim yaklaşınca bu harika aileye veda edip otobüs istasyonunun yolunu tutuyorum. 45 PEN’e aldığım 20:00’deki otobüsüme binmeden önce otobüs istasyonundaki görevliler sırt çantamı teslim alıyorlar, Chachapoyas’da vermek üzere. Otobüste akşam yemeği ve içecek ikramı olduğu ve yolculuğun on saat süreceği söyleniyor.

11 Nisan 2014, Cuma.

DSC07403

DSC07407

DSC07408

DSC07412

DSC07416

DSC07417

DSC07423

DSC07425

DSC07426

DSC07427

 

Sipan’daki kutsal mezarlar Güney Amerika’da son otuz yılda keşfedilen en önemli arkeolojik kalıntılar olarak değerlendiriliyor.

DSC07429

DSC07430

Mezarların yer aldığı bölgeden.

DSC07401

DSC07451

DSC07452

DSC07455

DSC07460

DSC07462

IMG_5214

 

Kutsal mezarlar müzesinden.

 

IMG_5219

 

Sipan’ın etrafı yemyeşil tarlalarla dolu.

 

DSC07471

 

Chiclayo’ya dönüş.

Sabah erkenden uyanıyorum. Kahvaltı sırasında John ve Teofila ile muhabbet ediyoruz bol bol. John’un o kadar ilginç hikayeleri var ki, bu sohbetler çok keyifli geçiyor. Zaten konakladığım bu ev, kısa sürede beni de ailenin bir ferdiymişim gibi hissettirmeyi başarıyor.

Kahvaltı sonrasında yola koyuluyorum. Yoldan bir tuktuk çevirerek beni Epsel minibüs istasyonuna götürmesini rica ediyorum. Buradan 35 kilometre uzakta bulunan Huaca Rajada, Sipan’a giden otobüsler kalkıyor. Yol bir saate yakın sürüyor.

Bir önceki gün Lambayaque’de ziyaret ettiğim “Museo Tumbas Reales de Sipan”da haberim oluyor ilk defa Moche uygarlığından ve “El Señor de Sipán”dan. 1500 yıllık bu meşhur kutsal mezarların orijinallerini de Sipan’da yer alıyor. Sipan, Chiclayo’nun 35 kilometre uzağında yer alıyor ve tahmin edersiniz ki yol bir saate yakın sürüyor. Bu bölge Moche uygarlığından kalma bir arkeolojik alan olarak kabul ediliyor.

Bu arkeolojik bölge, ilk defa Walter Alva tarafından 1987’de keşfedilmiş. El değmemiş ve hırsızlar tarafından yağmalanmamış olduğu için bu etkileyici mezar bölgesi bazı arkeologlar tarafından son otuz yılda Güney Amerika’da yapılan en önemli keşiflerden biri sayılıyor. Kazı çalışmaları sırasında mezar yağmalarını engellemek adına yereller eğitilerek kazı çalışmalarına dahil edilmişler. 2007 itibariyle bölgede 14 mezar bulunmuş ve çalışmalar da hala devam ediyormuş.

Sipan Kralı, zamanında bölgede yaşamış Moche halkının önemli liderlerinden biri olduğunu mezarının görkeminden belli ediyor. Araştırmalara göre 1.63 metre boyunda olan ve öldüğünde 35-45 yaşları arasında bulunan kralın mezarında sayısız altın, seramik ve değerli taşlarla ince ince işlenmiş objeler bulunuyor. Buna 451 adet tören objesi de dahil.

Mezarda krala ek olarak altı kişi daha yer alıyor: bir tanesi hakiki olmak üzere eşi olduğu düşünülen üç genç kadın, iki erkek savaşçı ve 9-10 yaşlarında bir çocuk. Mezarın biraz üzerinde bulunan başka bir erkek bedeninin mezarı korumak amacıyla farklı bir bölmede mezara dönük olarak konumlandırıldığı düşünülüyor. Mezarda bir köpek ve iki lama bedeni de bulunuyor. Üstelik ezar içindeki erkek savaşçıların ayaklarının kesilmiş olmasının nedeni de mezarı terk etmelerini engellemek.

Bölgede mezarların bulunduğu alan ve müze farklı yerlerde yer alıyor. Ben ilk olarak müzeyi gezmek adına müzenin yolunu tutuyorum; fakat görevliler içeride tadilat olduğunu yarım saat içinde tekrar gelirsem gezebileceğimi söylüyorlar. Ben de mezarların bulunduğu alanın yolunu tutuyorum. Hakkaten bu kutsal mezarlar o kadar iyi korunmuş ki, bu farklı kültürü okudukça ve uygulamalarını dinledikçe hayranlık duyuyorsunuz. Mezarlar arasında bir süre dolandıktan sonra da mezarlar ve Moche kültürü hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı müzeyi ziyaret ediyorum.

Ben kutsal mezarlar peşinde dolanadurayım vakit o kadar çabuk geçiyor ki, öğleden sonraya doğru bölgedeki işim bitiyor. Dönüş otobüsünü yakalamak için yol kenarında yarım saatten fazla beklemek durumunda kalıyorum. Chiclayo’ya vardığımda ise yine sokaklarda bir süre dolanıyorum. Gördüğüm restoranlardan bir tanesinde karnımı doyuruyorum.

Otele dönmeden önce bir sonraki gün gitmeyi planladığım Chachapoyas şehri için otobüs biletimi almak üzere Movil Tours otobüs istasyonuna gidip gece otobüsünde yerimi ayırtıyorum. Sonrasında da yavaştan otelin yolunu tutuyorum.

10 Nisan 2014, Perşembe.

DSC07285

DSC07286

 

Museo Tumbas Reales de Sipan. (İçeride fotoğraf çekmek yasak)

DSC07291

DSC07292

 

Lambayaque merkezinden.

DSC07293

 

Bruning Museum.

DSC07295

DSC07299

DSC07302

DSC07305

DSC07306

DSC07307

DSC07309

DSC07313

DSC07315

DSC07317

DSC07319

DSC07320

DSC07324

DSC07326

 

Bruning Museum’un etkileyici sergilemeleri.

DSC07339

DSC07340

 

IMG_5036

 

Tucume piramitleri girişinde yer alan müzeden.

DSC07342

DSC07343

DSC07345

 

Tucume’deki kazı alanları.

DSC07346

DSC07347

DSC07348

DSC07351

DSC07352

DSC07356

DSC07357

DSC07367

 

Tucume’de bulunan piramitler Cerro Purgatorio gözlem noktasından harika gözüküyor.

 

IMG_5094

IMG_5096

 

Karmaşık Chiclayo sokakları.

IMG_5120

IMG_5097

 

Pazara yaklaştıkça etrafta yer alan seyyar satıcıların sayısı da artıyor.

IMG_5117

IMG_5099

IMG_5101

IMG_5102

IMG_5104

IMG_5108

IMG_5113

IMG_5114

IMG_5116

 

‘Mercado Modelo’da yer alan ‘Cadı Pazarı’ndan.

IMG_5122

IMG_5124

 

Chiclayo sokakları.

IMG_5127

 

Plaza de Armas’da klasik müzik keyfi.

 

IMG_5129

DSC07399

DSC07400

Plaza de Armas’da gün batımı.

Genelde Ekvador ve Peru arasındaki sınırın çok tehlikeli ve problemli olduğu söylenir hep, biraz da bu nedenle ben Ekvador tarafındaki Cuenca’nın otobüs istasyonunda yer alan turist bilgilendirme ofisinin tavsiyesi üzerine ‘Super Semeria’ isimli firmadan biletimi alıyorum. Otobüs 22:30’da yola çıkıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde sınıra vardığımızda muavin benimle beraber otobüste bulunan diğer yabancıları uyandırıyor. Ekvador’dan çıkış ve Peru’ya giriş kontrol ofisi aynı dairenin içerisinde yan yana bankolarda yer alıyorlar. Bu nedenle işlemleri halletmek çok hızlı ve pratik oluyor.

Peru’ya giriş yaptıktan sonra yol üzerindeki popüler turist duraklarında inmek isteyen yolcuları indiriyoruz. Tumbes, Piura, Mancora bölgenin plajları ile meşhur şehirlerinin başında geliyor. Ben plajları atlamak istediğim için doğrudan arkeolojik kalıntıları ile meşhur Chiclayo’ya doğru ilerliyorum.

12 saat sonunda sabah 07:00 civarında Chiclayo’ya varıyorum. Bu şehir kuzey Peru’nun en hareketli şehirlerinden bir tanesi olarak biliniyor. Şehirde internetten gelmeden önce arattığımda çok da fazla konaklayacak alternatif bulamadığım için ‘Casa Cima’da karar kılıyorum; fakat bu otelin de minimum iki gece şartı var. En başında Chiclayo’da sadece tek gece kalmak varken aklımda, planlarımda ufak bir değişiklik yapıyorum. Otobüs istasyonu şehir merkezine yakın bir bölgede yer alıyor. Elimdeki tarifleri takip ederek otele olan yolu yürümeye karar veriyorum. Sora soruştura sonunda Mango Sokağı’nı yarım saat içerisinde buluyorum. Burası şehrin güvenli bir bölgesi. Etrafta bolca şık bina yer alıyor. ‘Casa Cima’ya vardığımda da aslında buranın bir otel değil; ama dünyalar tatlısı John, Teofila ve kızları Dulce’nin evleri olduğunu fark ediyorum. Evlerindeki iki odayı konaklayacak misafirlere açan bu sevimli aile daha eve girer girmez beni kocaman bir gülümsemeyle karşılıyor. Ben de içten doğru kararı verdiğimi düşünüp seviniyorum.

Bir süre evde dinleniyorum. Güzel bir duş alıyorum, ülke değiştirdiğim için evdekileri haberdar ediyorum. Sonrasında da John’un tavsiyeleri üzerine gezilecek yerleri öğreniyorum. İlk olarak Lambayaque bölgesine gitmeye karar veriyorum. Burada oldukça meşhur olan iki adet müze yer alıyor: ‘Museo Tumbas Reales de Sipan’ ve ‘Bruning Museum’. Lambayaque’ye ulaşabilmek için Vicente de la Vega ve Leonardo Ortiz sokaklarının kesişiminden bir adet ‘combi’ye yani minibüse atlıyorum. Sadece 1.50 PEN karşılığında yirmi dakika içerisinde yol kenarında indiriliyorum. Beş dakikalık bir yürüyüşü takiben de ksasım 2002 yılında açılmış olan Museo Tumbas Reales de Sipan’a varıyorum.

Bu müze ilk bakışta devasa kırmızı piramit yapısı ile dikkat çekiyor. İçeriye girmek için 10 PEN ödemek gerekiyor. 1987 yılında yakınlarda yer alan Huaca Rajada’da keşfedilen onlarca mezar ve bu mezarlarda keşfedilen parçalar bu müzede sergileniyor. Müze aslen bu mezarlardan bir tanesinde bulunan ‘El Senor de Sipan’ yani Sipan Kralı’na adanmış bir müze. Huaca Rajada’da keşfedilen mezarlar son 30 yılda Güney Amerika’da bulunan en önemli arkeolojik kalıntılar olarak değerlendiriliyor. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi de mezar hırsızlarının bu bölgeye uğramamış olması. Müze üç kattan oluşuyor. Mezarlarda bulunan kalıntılar, arkeologların kalıntıları bulduğu sırayla sergileniyor. En üst katta son derece ince işlenmiş seramikler, ikinci katta turkuaz ve altın takılar, en alt katta da mezarların replikaları yer alıyor. Müzeyi ziyaret ettikten sonra içten içe mutlaka bu mezarların orijinallerini de görmem gerektiğini hissediyorum. Müzede bir iki saate yakın vakit geçirdikten sonra ana yolun öbür başında yer alan Bruning Museum’a gidiyorum. Bu müzede de Chimu, Moche, Chavin ve Vicus uygarlıklarından kalma eserler sergileniyor. Koca müzede benden başka kimsecikler yok.

Müze ziyaretlerini tamamladıktan sonra Lambayaque’nin merkezini geziyorum. Dünyanın en uzun balkonu bu meydanda yer alıyor deseler de bir türlü bulamıyorum balkonu. En uzunuysa mutlaka gözüme çarpar diyorum; ama nafile. Kuru sıcak her adımımda beni perişan ediyor. Ben de çok oyalanmadan yakınlarda bulunan Tucume’deki piramitleri ziyaret etmeye karar veriyorum. Yol üzerinden ‘Tucume’ yazılı bir minibüse atlayıp yirmi dakika içerisinde piramitlerin bulunduğu bölgeye varıyorum. Yol kenarından bir tuktuk’a binerek, müzenin girişine ulaşıyorum.

Sican uygarlığının son başkenti olan Tucume, Chiclayo’dan 35 kilometre uzakta yer alıyor. Arkeologlar bu antik şehrin MS. 1050 yılı civarında kurulduğuna inanıyorlar. 220 hektarlık bu bölgeye zaman zaman ‘Valle de las Piramides’ de deniyor bölgeyi kaplayan 26 piramitten dolayı.

Giriş için 8 PEN ödemek gerekiyor. İçeri girdiğinizde ufak bir müze sizi karşılıyor. Sonrasında da piramitlerin bulunduğu geniş topraklık alana varıyorsunuz. Etrafta hala kazı çalışmaları devam ediyor. Bölgenin görkemini ise ‘Cerro Purgatorio’ isimli tepede yer alan gözlem noktasına çıkmadan anlayamıyorsunuz. Gözlem noktasından görülen manzara ise muazzam. İşte o noktada neden uygarlıkların tam olarak bu noktayı yerleşim için seçtiğini anlayabiliyorsunuz. Önünüzde bütün bölge kilometrelerce uzanıyor. Kum rengi, yeşil ve kahverengi bu noktada birbirine karışıyor. Gözlem noktasında oturup bir saate yakın manzarayı izliyorum. Yine koca arkeolojik alandaki tek ziyaretçi benim. Bu farklı bir huzur veriyor.

Tucume’den çıktıktan sonra gelişte tuktuk’a bindiğim yolu yürüyorum. Yol üzerinden Chiclayo’ya gidecek bir otobüse biniyorum. Otobüs merkezden biraz uzakta bırakıyor. Ben de fırsattan istifade şehrin karışık ve kalabalık sokaklarını keşfe çıkıyorum.

Peru’daki ilk durağım olan Chiclayo bana çok karmaşık ve kalabalık geliyor; ama bu karmaşanın kendi içerisinde farklı bir çekiciliği bulunuyor. Şehrin merkezinde yer alan ‘Mercado Modelo’yu ziyaret etmeye karar veriyorum. Bu devasa çarşı gün doğumundan, gün batımına kadar açık kalıyor. Burada aklınıza gelen her ürünü bulabiliyorsunuz; fakat çarşının ünlü olma nedeni bir köşesinde yer alan ‘Cadı Pazarı’. Tek bir şerit halinde yan yana dizili bulunan dükkanlarda köpekbalığı dişlerinden, geyik bacaklarına, yılan derilerinden kurutulmuş baharatlara, voodoo bebeklerinden halüsinojik etkisi olan San Pedro kaktüsüne kadar her türlü garip ürün yer alıyor. Burası bölgedeki şamanların uğrak noktası olarak anılıyor. Benim elimde fotoğraf makinem ile dolandığımı gören mağaza sahipleri bana dükkanlarında bulunan enteresan ürünleri göstermek için birbirleri ile yarışıyorlar. Tezgahlardaki ürünler o kadar ilgimi çekiyor ki, bölgede 3-4 tur atıyorum.

Sokaklarda ilerleyerek şehrin kalbinin attığı ‘Plaza de Armas’ nam-ı diğer Parque Principal’a gidiyorum. Burada şansıma klasik müzik konserine denk geliyorum. Gün batımında banklardan birisine oturarak birkaç şarkı dinliyorum. Sonrasında da çok geç olmadan otelimin yolunu tutuyorum. Otele döndüğümde John ve Teofila’ya yaptıklarımı anlatıyorum. Cadılar Pazarı’ndan bahsedince John bana şaman bir arkadaşının bir ayin sırasında bir kişiyi öldürmekten üç sene ceza aldığını ve hapiste yattığını anlatıyor. Ne yapmış biliyor musunuz? Alkol dolu bir küveti mumlarla çevirmiş şaman, sonrası da malumunuz.

Uzun bir günden sonra geceyi odada film izleyerek geçiriyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s