Baños de Agua Santa, Ekvador.

Standard

5 Nisan 2014, Cumartesi.

DSC06885

DSC06893

DSC06896

 

Salto del Puente.

DSC06899

DSC06902

 

Manto de la Novia.

DSC06908

DSC06909

DSC06910

 

Herhalde dünyanın en korkunç çöp tenekeleri bu palyaçolar.

DSC06911

DSC06924

DSC06927

DSC06930

 

Dünyanın sonundaki salıncak!

DSC06931

DSC06933

DSC06935

DSC06937

 

Dönüş yolunda gökkuşağı.

DSC06940

DSC06941

DSC06942

DSC06945

DSC06946

DSC06947

DSC06948

 

Gine domuzları Peru’nun en meşhur yiyecekleri arasında yer alıyor.

DSC06949

Baños sokakları.

 

Bir önceki günden “El Trole” otobüslerinin hem kuzeydeki, hem de güneydeki otobüs istasyonlarına gittiğini öğrenince, sabah erkenden hostelden çıkışımı yapıyorum ve Plaza Grande yakınlarındaki El Trole istasyonuna gidiyorum. Otobüsün gelmesi için bir yirmi dakika beklemem gerekiyor. Otobüs görece boş olduğu için bütün yol boyunca rahat rahat ilerliyorum. İstasyona vardığımda ise Baños de Agua Santa, nam-ı diğer, Baños’a gidecek ilk otobüse atlıyorum. Yol iki buçuk saat sürüyor.

Baños’a vardığımda ise daha önceden rezervasyon yaptırmadığım için otel arama macerası başlıyor. Şansıma ziyaret ettiğim otellerin birçoğu ya dolu, ya da oldukça pahalı. Yaklaşık 10 tane otele fiyat sorduktan sonra sonunda pes edip “Hotel Belen” isimli yaşlıca bir teyzenin işlettiği mekanda 20 USD’ye tek kişilik odamı tutuyorum. Şehirde yapılacakları soruştururken, yarım saat sonra kalkacak bir chivateca turu olduğunu öğreniyorum. Şehirde “chivateca” adı verilen kamyonetten bozma rengarenk araçlar, genelde şelaleler olmak üzere çeşitli turlar düzenliyor. Ben de şehirdeki tek günümü en verimli şekilde geçirmenin bu turlardan bir tanesi ile olacağını düşünüp 13:30’daki tura ismimi yazdırıyorum.

Saati geldiğinde de chivateca’mıza binmek üzere ofisin yolunu tutuyorum. Ne ilginçtir ki yaklaşık yirmi kişilik turda, tek yabancı benim. O yüzden herkes bana bakıp kıkır kıkır gülüyor. Tur yaklaşık üç saat sürüyor. Bu üç saat boyunca ilk olarak Represa Agoyan isimli santrali, Salto del Puente isimli herkesin bungee jumping ya da zipline yapmayı tercih ettiği aksiyon noktasını, paralel akan iki tane şelale olduğu için aşıklar olarak anılan Manto de la Novia“yı, son olarak da meşhur şelale “Pailon del Diablo”yu ziyaret ediyoruz. Pailon del Diablo’da tanıştığım Guayaquilli Rosario, Guayaquil’de onunla kalmam konusunda ısrar ediyor. Benim yaşımda kızı olduğundan, kızının da üniversiteye gittiğinden bahsediyor.

Üç saatin sonunda beni tekrardan otelime bıraktıklarında ilk işim bir taksiye atlayıp Ekvador’da en merak ettiğim noktalardan bir tanesi olan “Dünyanın sonundaki salıncak”a gitmek için bir taksi ile anlaşıyorum. Bu meşhur salıncak, Baños’a bakan bir tepede yer alıyor. Bu tepede bir ağaç ev bulunuyor. Yakınlardaki aktif yanardağı gözlem için kullanılan bu ağaç eve bağlı olan salıncak, şehri ziyaret edenler arasında da oldukça popüler. Fakat bölgeye ulaşım sıkıntılı. Ya uzunca bir yolu 2-3 saat yürüyerek varabiliyorsunuz – ki oldukça zorlu olduğunu söylediler – ya da 20 USD ödeyerek gidiş dönüş taksi ayarlıyorsunuz. Ben de ikinci yöntemi tercih ediyorum. Yarım saat sonunda tepedeyim. Tepeden ağaç evin bulunduğu bölgeye ufak bir patika uzanıyor. Patikadan çıktığınızda ise manzara nefes kesici. Üstelik bulutlar arkasında olsa da yanardağın sesini oldukça net duyabliyorsunuz, son bir haftada özellikle hareketlendiğinden bahsediyor yereller.

Burada bir saate yakın kalıyorum. Salıncak düşündüğümden daha az korkutucu. Çünkü aslında bir uçurum kenarında gibi dursa da tepe basamaklar halinde gidiyor ve salıncağa bindiğinizde kendinizi de belinizden bağlamanız gerekiyor. Ağaç evin tepesine çıkıp yeşilin her tonunu görebileceğiniz, bulutlar arasında kalmış manzaraları izliyorumç Bir şeyler yemek içmek isterseniz de burada minik bir cafe bulunuyor.

Tekrar şehir merkezine döndüğümde ise gün batmak üzere. Bir süre sokaklarda dolanıp yan yana dizilmiş tezgahları, bazı restoranların önlerinde pişmeye bırakılmış gine domuzlarını, bölgenin ünlü şekerlemecilerinin şekerleri kapılarında sündürmelerini izliyorum. Sonrasında da zaten sağanak yağmur başlıyor. Birazcık ıslanmaktan ziyan çıkmaz desem de, beş dakika sonunda pes edip hostele dönüyorum. Güzel bir film, sıcak bir içecek. Ertesi gün yine erkenden yola koyulacağımın bilinci ile yağmur sesi arasında uykuya dalıyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s