İpiales, Kolombiya.

Standard

 

 

 

19 Mart 2014, Çarşamba.

IMG_2927

Popayan – Quito yolculuğu hakkında detaylı bilgi.

 

DSC06005

DSC06006

DSC06009

DSC06011

DSC06012

DSC06014

DSC06015

DSC06017

DSC06019

DSC06021

DSC06024

 

Kilise muazzam bir kanyonun üzerinde yer alıyor.

DSC06032

DSC06035

Santuario de Las Lajas.

DSC06061

 

Adaklar için vesikalıklar da kullanılıyor.

DSC06066

DSC06069

 

DSC06020

DSC06074

DSC06077

 

Santuario de Las Lajas’dan plakalar.

DSC06082

 

İpiales’in tek renk evleri.

DSC06085

 

Kolombiya – Ekvador sınır geçişi.

 

Saatimin alarmı 05:30’da çalıyor. Her ne kadar dizim problemli de olsa, tam tamına bir gün sonra Galapagos Adaları’na uçak biletim olduğu için yola koyulmam gerekiyor. Bir önceki günden ayarladığım taksi çoktan gelmiş, kapının önünde beni bekliyor. Resepsiyon görevlisi sırt çantamı indirmeme yardımcı oluyor. Hala zıplayarak ilerliyorum ve sol bacağımın üzerine ne yazık ki basamıyorum. Beş dakika mesafede olan otobüs istasyonuna vardığımda ise Kolombiya – Ekvador sınırında yer alan İpiales şehrine 30.000 COP karşılığında biletimi alıyorum. Görevli yolculuğun sekiz saat süreceğini söylüyor. İki şehrin arasında Pasto’da verdiğimiz kısa bir mola ve takiben araç değişimi sonrasında gerçekten de saatler 14:00’ü gösterirken İpiales’e varıyoruz.

Ekvador sınırından yedi kilometre uzakta bulunan bu şehrin ünlü olmasının iki nedeni var. İlki, her cumartesi şehirde düzenlenen rengarenk pazarı, ikincisi ise masallardan fırlama bir yapıyı andıran “Santuario de Las Lajas” isimli kilisesi. İpiales’in minik otobüs istasyonuna vardığımda sırtçantamı emanete bırakıp ben de bu meşhur kiliseyi görmek üzere yola koyuluyorum. İstasyonun otoparkından düzenli olarak kiliseye “collectivo”lar kalkıyor. Yani paylaşımlı taksiler. 2000 COP ödeyip bu taksilerden biriyle on beş dakika mesafedeki kiliseye gidiyorum. Yolda manzaralar oldukça etkileyici. Kiliseye vardığımda ise belirli bir noktadan sonra kiliseye ulaşana kadar bir süre yürümem gerekiyor. Normalde beş – on dakika sürecek yol, benim dizim yüzünden yarım saat sürüyor. Kiliseye yaklaştıkça duvarlarda yer alan plakalar dikkatimi çekiyor. Plakalarda kiliseyi ziyaret eden kişilerin Meryem Ana’ya olan adakları ve duaları yer alıyor.

Bu kilise aynı zamanda oldukça kutsal sayılıyor. Anlatılana göre, 18. yüzyılda nehirden 45 metre yüksekte yer alan bir kayada Meryem Ana’nın görüntüsü ortaya çıkmış. Görüntünün ortaya çıktığı kayanın tam karşısına da bu kilise yapılmış. Kilise gri beyaz tonları ile bir köprünün üzerinde yer alıyor ve resmen sihirli bir kaleyi andırıyor. Kilisenin yakınlarından, bölgedeki vadiyi, nehri ve şelaleleri de gözlemleyebiliyorsunuz. Bir süre topallaya topallaya manzarayı izliyorum. Sonrasında da çok geç kalmak istemediğim (ve yukarı çıkmanın yine uzun süre alacağını bildiğim) için geri dönüş yoluna koyuluyorum.

Tekrardan İpiales istasyonuna vardığımda çantamı alıp yine otoparkta yer alan collectivo minibüslerden bir tanesine biniyorum beni sınıra götürmesi için. Sınıra gidiş için ise 1500 COP ödüyorum. Dizimin sarılı olduğunu gören yereller bana yardımcı olmak için çaba harcıyorlar. Sınıra vardığımda işlemler o kadar hızlı ve sorunsuz ilerliyor ki, duruma oldukça şaşırıyorum. Kolombiya tarafından çıkış damgasını alıp Ekvador’un Tulcan şehrine girişimi yapıyorum. Bu noktadan sonra gümrük işlemlerini tamamladığım binanın önünden bir taksiye atlayarak 3 USD karşılığında Tulcan otobüs istasyonuna varıyorum. Artık Ekvador sınırlarında olduğumuz için USD kullanıma da otomatikman geçmiş oluyoruz.

Tulcan Otobüs İstasyonu’nda taksiden inmemle herkesin “Quito, Quito, Quito” diye üzerime koşturması da bir oluyor. Ekvador’da genelde otobüs yolculuğunun süresine göre fiyatlar belirleniyor. Her bir saat için, bilet fiyatı da 1 USD artıyor. Tulcan – Quito arası beş saat sürdüğü için otobüs bileti de 5 USD’ye geliyor. Hava çoktan kararmak üzere. 18:00’deki otobüsteki yerimi alarak başkent Quito’nun yolunu tutuyorum.

Beş saat sonunda gece 23:00 gibi Quito’ya varıyorum. Şehirde iki adet otobüs istasyonu bulunuyor. Bir tanesi kuzey şehirlerine otobüslerin kalktığı Carcelen, diğeri de güney şehirlerine otobüslerin kalktığı Quitumbe. İki otobüs istasyonu arası neredeyse bir saate yakın sürüyor. Ben Quito’ya ilk girişimizde şaşkınlıktan nerede ineceğimi kestiremediğim için ve çok da iyi araştırma yapmadığım için Carcelen’de inmeyi ihmal ediyorum ve ta Quitumbe’ye kadar gidiyorum. Ertesi sabah 09:00’da uçağım olduğu için amacım havaalanına gidip geceyi orada geçirmek. Fakat haritadan baktığımda havaalanının kuzeydeki otobüs istasyonuna daha yakın olduğunu fark ediyorum. Quitumbe’den başka bir otobüse atlayarak bir saat geldiğim yolu dönüyorum. Carcelen’de sonunda indiğimde de taksiye atlayarak havaalanına gitmesini rica ediyorum. Havalanının ismi “Aeropuerto Mariscal Sucre”. Taksi şoförünün beni şehrin göbeğindeki “Mariscal” bölgesine götürdüğünü anlamam ise yirmi beş dakikamı alıyor. Sonunda tekrardan anlaşıp tam tamına 30 USD karşılığında bu sefer doğru havaalanının yolunu tutuyorum. Daha önceleri şehrin göbeğinde yer alan Quito Havaalanı kullanılırken, sonradan şehrin oldukça dışarısında yer alan yeni havaalanına taşınmış bütün işlemler. Normal koşullarda otobüsle gitmek isterseniz, yol yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Daha hızlı alternatif taksiler ise bir saatte ancak şehir merkezinden havaalanına ulaşabiliyorlar. Eğer otobüsle gitmek isterseniz Quito Havaalanı’ndan yeni havaalanına düzenli servisler kalkıyor 8 USD karşılığında. Klimalı ve kablosuz internet bağlantısı bulunan bu servisler yirmi dört saat boyunca çalışıyorlar. Ben tabii araştırmamı iyi yapmadığım için paşa paşa taksiye mecbur kalıyorum. Zaten sabah 06:00’dan beri yollarda olduğumdan dolayı da çok uğraşmak istemiyorum.

Sonunda havaalanına vardığımda saatler neredeyse 02:00’yi gösteriyor. Havaalanı iki binadan oluşuyor. İşlemlerin yapıldığı binaya ek olarak mağazaların ve restoranların bulunduğu lüks bir bina daha yer alıyor. Ben de buraya girip açık olan tek cafe’ye oturup sancısı artmış bacağımla mücadele ederken uyumamak için çaba harcıyorum. Saat 06:00’ya kadar kahveleri mideye indirirken bir yandan da internette vakit öldürüyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s