Santa Marta, Kolombiya.

Standard

 

13 Mart 2014, Perşembe.

DSC05783

 

 

 

Santa Marta sokakları.

DSC05785

DSC05795

DSC05797

DSC05798

DSC05800

DSC05803

DSC05794

 

Santa Marta’dan manzaralar.

DSC05804

Santa Marta’nın renkleri.

 

DSC05786

DSC05793

 

Santa Marta plajı.

Bir önceki akşamdan bilgisayarım bir şekilde bozmayı başarıyorum. Ne yaparsam yapayım bir türlü tepki alamıyorum aletten. İnternetteki araştırmalar sonrasında Cartagena’da konakladığım bölgeye bir kilometre uzakta bir Apple dükkanı olduğunu öğrenince sabahtan ilk işim buranın yolunu tutmak oluyor. Mağazanın içinde bulunduğu alışveriş merkezi saat 10’da açıldığı için bir süre içeride oturup beklemem gerekiyor. Saatler 10’u gösterip ben de derdimi anlattığımda, görevli çözümün çok kolay olduğundan bahsediyor. Bilgisayarın pilini çıkarıp yeniden yerine takıyor ve ta-daa, her şey yolunda! Görevlinin anlattığına göre Cartagena’da elektrik akımı farklı seviyelerde olduğu için belirli durumlarda bilgisayarı prize takınca gereğinden fazla ya da az akım gönderebiliyormuş. Bu da Apple gibi bilgisayarların kendisini korumaya almasına neden oluyormuş. Benim de bir gece önceden yaşadığım kriz bununla alakalıymış. Bilgisayar meselesini hallettikten sonra rahatlamış bir şekilde hostelin yolunu tutuyorum, soğuk bir duş alıyorum ve eşyalarımı toparlıyorum.

Hostelden çıkış yaparken Santa Marta’ya gideceğimi öğrenen görevli 2-3 dakikaya kapının önünden Santa Marta’ya gidecek bir otobüsün kalktığını söylüyor. Böylece hemen biletimi alıyorum. MariSol isimli shuttle firmasından aldığım bilet sayesinde böylece Santa Marta’da istediğim yere bırakılacağımı öğreniyorum. Yolculuk neredeyse altı saate yakın sürüyor. Bu altı saat boyunca bütün minivan’ın neredeyse en kötü noktasında oturuyorum. En arkanın önünde boşluk olan ortası. Her gaz ve frende öne uçma tehlikesi yaşayarak altı saati geçiriyorum.

Altı saatin sonunda öğleden sonra Santa Marta’ya varıyorum. Karayip Denizi kıyısındaki bu koloniyel şehir genelde Ciudad Perdida yani Kayıp Şehir ya da Parque Nacional Natural Tayrona” yani Tayrona Milli Parkı’na geçiş işin kullanılıyor olsa da kendi içinde oldukça sevimli bir şehir. Şehir temel olarak iki bölümden oluşuyor: Karmaşıklığı ile dikkat çeken şehir merkezi ile tatil köyleri ve otellerin yer aldığı El Rodadero. Murat, El Rodadero bölgesini tercih etse de, ben kendime şehir merkezinde “Masaya Santa Marta”da yer ayırtıyorum. Konakladığım hostel, bir hostelden çok beş yıldızlı oteli andırıyor. Harika bir teras barı, havuzu, son derece lüks odaları var. Odaya yerleşip soğuk bir duş aldıktan sonra da şehri turlamak adına dışarı çıkıyorum.

Şehrin bütün hareketliliği genelde Carrera 1C ve Carrera 5 arasında gerçekleşiyor. Carrera 5, Santa Marta’nın en kalabalık caddesi. Bitmek tükenmek bilmeyen trafiğe ek olarak, kaldırım kenarlarında yan yana dizilmiş tezgahlar bulunuyor. Bu tezgahlarda sim kartlarından sahte cd ve dvd’lere, yiyeceklerden ayakkabılara, kıyafetlerden takılara her şeyi bulmanız mümkün. Deniz kenarında bulunan Carrera 1C’ye kadar olan sokaklar ise çeşitli parklarla, meydanlarla, beyaz kiliselerle, restoranlarla, cafe’lerle dolup taşıyor. Şehir oldukça canlı. Gün batımına kadar sokaklarda dolandıktan sonra deniz kenarında yer alan ve biraz sanayi manzaralı da olsa son derece huzurlu olan plaja gidiyorum. Hava kararana kadar burada kalıyorum, sonrasında da biraz dinlenmek adına erkenden hostele dönüp geceyi film izleyerek geçiriyorum.

 

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s