Cartagena, Kolombiya.

Standard

12 Mart 2014, Çarşamba.

DSC05741

 

DSC05756

DSC05758

DSC05760

DSC05759

DSC05625

DSC05629

DSC05632

DSC05633

DSC05634

DSC05635

DSC05636

DSC05637

Cartagena’nın renkleri.

DSC05768

DSC05770

Kızlarla meydan manzarasında kokteyl keyfi.

Murat’la ilk etap planlarımızda Kolombiya ve Venezuela’yı beraber ziyaret etmek vardı; fakat Venezuela’daki durum gittikçe kötüleşince bizim evdeki hesabımız çarşıdakine bir türlü uymadı. İnternet üzerinden okuduklarımız, duyduklarımız Venezuela planını başka bahara kaldırmamıza neden oldu. Durum böyle olunca Murat’ın planında on günlük bir boşluk oluştu. Ben onu sonrasında benimle beraber Galapagos’a gelmeye ikna etmeye uğraşırken, o bu boşluğu Galapagos ile doldurmaya karar verdi. Ben henüz Kolombiya’nın güneyini görmediğim için güneyde biraz vakit geçirmek istiyorum üstelik. Bizim planlarımız da birbirine girmiş oldu bu nedenle. Biz de Murat’ın önden Galapagos’a gitmesine ve benim de sonradan onu takip etmeme karar verdik.

Sabah Murat 7 gibi Santa Marta’ya erkenden gitmek üzere uyanıyor ve bir yerlerde denk düşmek üzere vedalaşıyoruz. Sonrasında ben biraz daha uyuyorum. Uyandığımda ilk işim farklı bir odaya transfer olmak oluyor. Yerleştikten sonra bilgisayarımı kapıp eski şehre yöneliyorum. Kahvaltı yapacak bir yerler bulup uzunca bir süre burada oyalanıyorum. Bu arada Kanadalı arkadaşlarım Kaja ve Erika da öğlen saatlerinde geleceklerini belirtiyorlar, biz de konaklayacakları hostelde buluşmaya karar veriyoruz. Buluşma saatine kadar Cartagena sokaklarında dolanıyorum. Hava o kadar sıcak ki, Cartagena’yı bütün güzelliğine rağmen havası ile hatırlayacağımı iliklerime kadar hissediyorum.

Erika ve Kaja ile sonunda kavuşunca keyfim iyice yerine geliyor. Instagram üzerinden tanıştığımız, Japonya’da iki farklı şehirde buluştuğumuz bu abla kardeş, dünyanın ne kadar küçük olduğunu bana tekrar tekrar hatırlatıyor. Bir süre sokaklarda dolanıyoruz, sonrasında da parklardan bir tanesinde yer alan banklara geçip saatlerce muhabbet ediyoruz, yoldan geçenleri izliyoruz. Onlar anlatıyor, ben dinliyorum; ben anlatıyorum, onlar dinliyor. En son görüşmemizin üzerinden neredeyse tam bir sene geçmiş. Onların evine döndüğü ve tekrar yola çıktığı, benimse aralıksız yola devam ettiğim koca bir sene. Günbatımını surlardaki meşhur “Cafe del Mar”da yoğun bir insan kalabalığı arasında izledikten sonra meydanlardan birine bakan “El Balcon” isimli restorana girip akşam yemeği için ceviche’lerimizi, balıklarımız ve kokteyllerimizi ısmarlıyoruz. Meydan kalabalık olmasa da, ara ara satıcılar, şarkı ve dans eden gruplar kendilerini belli ediyor. Harika bir gece, tam da olması gerektiği gibi sonlanıyor.

11 Mart 2014, Salı.

DSC05584

DSC05589

DSC05590

DSC05592

DSC05595

DSC05604

DSC05605

DSC05607

DSC05609

DSC05613

DSC05614

DSC05616

DSC05620

DSC05639

DSC05645

 

Cartagena sokaklarından.

DSC05746

DSC05747

DSC05748

DSC05750

 

Museo del Oro y Arquelogia.

DSC05651

DSC05655

DSC05658

DSC05664

DSC05667

DSC05673

 

Casa de Rafael Nunez.

DSC05680

DSC05681

DSC05682

DSC05686

 

Las Bovedas.

DSC05691

DSC05696

DSC05698

DSC05700

DSC05702

DSC05703

DSC05705

 

Renklerle Cartagena.

DSC05707

DSC05708

DSC05710

DSC05711

 

Sanat bienalinden.

DSC05717

DSC05719

DSC05734

Cartagena’nın gecesi.

Normalde Medellin’den Cartagena’ya giden iki üç tane bilindik otobüs firması bulunuyor (Expreso Brasilia, Rapido Ochoa, Expreso Bolivariano gibi); ama fiyatlar o kadar abartı ki 12 saatlik bu otobüs yolculuğu bazı firmalarla 50-60 USD’ye kadar çıkabiliyor. Bu nedenle eğer planlamanız önceden belliyse ülke içerisinde uçuşlar Viva Colombia firması ile çok daha ucuza gelebiliyor. Biz hem konaklama ücretinden kısmak, hem de gün kazanmak adına Medellin’den Cartagena’ya gece otobüsü alıyoruz Rapido Ochoa firması aracılığıyla. Ücret olarak da 75.000 COP ödüyoruz. Gece otobüsünün biraz da boş olmasının faydasını ise fazlasıyla görüyoruz. Murat bir yanda, ben bir yanda yol boyunca rahat rahat uyuyoruz.

Saatler 09:00’u gösterirken oldukça nemli ve sıcak Cartagena de Indias, nam-i diğer Cartagena, otobüs istasyonuna giriş yapıyoruz. Otobüs istasyonu şehir merkezinden oldukça uzakta bulunuyor. Bizimle beraber aynı otobüste bulunan Danimarkalı bir çocukla taksiyi paylaşarak şehir merkezi yakınlarındaki Calle de la Media Luna’daki ucuz otellerden birine kendimizi atıyoruz. Bu bölgedeki hosteller özellikle her gece düzenlenen partileri ile meşhurlar. Biz çok da böyle bir yerde konaklamak istemediğimiz için komşulardan bir tanesini tercih ediyoruz. Bir süre odanın hazırlanması beklemek, odaya yerleşince de kendimizi soğuk duşa atmakla geçiyor. Sonunda yolculuğun yorgunluğunu üzerimizden atınca da Cartagena sokaklarına çıkıyoruz.

Kolombiya’nın en güzel şehirlerinden bir tanesi sayılan Cartagena, şehir duvarları içerisindeki bozulmamış koloniyel yapısı ile 1984 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki yerini almış. Bu 500 yıllık bej şehir duvarlarına “Las Murallas” adı da veriliyor. 16. yüzyılda inşasına başlanmış şehir duvarları ne yazık ki korsan saldırıları ve fırtınalar nedeniyle sürekli olarak zarar görmüş ve iki yüzyılda ancak tamamlanmış. Dilerseniz bu duvarların üzerinden ilerleyerek şehri farklı bir noktadan seyretmeniz de mümkün.

Sarı saat kulesinin bulunduğu “Puerta del Reloj” isimli ana kapıdan, Las Murallas’dan içerisine girdiğinizde rengarenk ve son derece düzenli bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Eski şehir olarak da bilinen bu bölge iki mahalleden oluşuyor: El Centro ve San Diego. Yürüyerek çok kolay bir şekilde keşfedebileceğiniz bu eski şehir ara sokaklara gizlenmiş meydanlardan, kiliselerden, manastırlardan, saraylardan, tarihi evlerden oluşuyor. Şehrin en ayırt edici özelliği ise renkleri. Canlı sarılar, kırmızılar, maviler, fuşalar binaların her detayında sizi bir kez daha kendisine hayran bırakıyor. Biz de artık güneş ve sıcak bizi yıldırana kadar sokaklarda dolanıyoruz.

Eski şehre ilk girdiğinizde karşılaşacağınız üçgen şekli ile farklı bir havası olan “Plaza de los Coches” zamanında köle pazarı olarak kullanılmış. Meydanın ortasında şehrin kurucusu “Pedro de Heredia”nın bir heykeli bulunuyor. Bu meydan etrafında sıralanan tarihi evler ile göz dolduruyor. Girer girmez sizi karşılayan binanın girişindeki kolonlu koridor ise “El Portal de los Dulces” olarak anılıyor; çünkü yan yana dizilmiş şekerleme tezgahları birbirini takip ediyor. Şehrin en eski ve büyük meydanı “Plaza de la Aduana” eskiden kutlama alanı olarak kullanılıyormuş. Şehrin en önemli devlet ve idari binaları burada yer alıyor. Meydanın merkezinde ise ülkeye de ismini veren Christopher Columbus’un bir heykeli sizi selamlıyor. “Plaza de Bolivar” yoğun sıcaklarda soluklanmak için eşi benzeri bulunmaz bir fırsat sunuyor.

Meydanlara ek olarak şehir merkezinde birçok da müze bulunuyor. “Museo de Arte Moderno” yani Modern Sanat Müzesi, Kolombiya’nın güncel sanatına ışık tutuyor. “Museo Naval del Caribe” isimli deniz müzesi eskiden Cizvit okulu olarak kullanılan bir binada yer alıyor ve çeşitli gemi modellerine ev sahipliği yapıyor. “Palacio de la Inquisicion” zamanında Engizisyon mahkemesi olarak kullanışmş ve barok mimarisi ile dikkat çekiyor. Burada 800 kadar kişinin suçlu bulunduğu ve öldürüldüğü biliniyor. Şu anda müze olarak kullanılan binada Kolomb öncesi ve sonrası döneme ait eşyaları görebileceğiniz gibi, çeşitli silahlara ve işkence aletlerine de tanık olabiliyorsunuz. Ücretsiz olan “Museo del Oro y Arquelogia”da Sinu insanlarına ait ince işlemeli altın koleksiyonunu görebiliyorsunuz. Şehir duvarları dışında bulunan “Casa de Rafael Nunez”de ise Kolombiya’nın milli marşının ve anayasasının yazarlarından olan eski başkan, şair ve avukat Rafael Nunez’in hayatına yakından tanıklık edebiliyorsunuz. Üstelik müzenin hemen karşısında yer alan parkın içindeki “Ermita del Cabrero” isimli şapelde de Nunez’in külleri bulunuyor. Müzelere ek olarak Iglesia de San Pedro Claver, Iglesia de Santo Domingo,  Iglesia de Santo Toribio de Mangrovejo ve Katedral’i de ziyaret edebiliyorsunuz.

Biz Murat’la bir süre şehir duvarlarında dolanıp, duvarların kuzeyinde yer alan “Las Bovedas” isimli 1792-1796 yıllarında inşa edilmiş 23 mahzenden oluşan bölgeyi ziyaret ediyoruz. Bu mahzenler günümüzde sinek avlayan hediyelik eşya dükkanlarına dönüştürülmüş durumda. Sonrasında da birkaç müzeyi geziyoruz ve karnımızı doyurmak üzere klimalı cafe’lerden bir tanesine geçiyoruz. Yemek ve serin ortam bizi o kadar rahatlatıyor ki bir süre ikimizin de mekandan çıkası gelmiyor. İki saat sonunda dışarı çıktığımızda sıcaklık hala oldukça etkili. Murat odaya dönüp bir süre dinlenmeye karar veriyor, ben de bir süre daha sokaklarda dolanıyorum. Şansıma şehirde sanat bienalinin olduğunu öğreniyorum. Bir harita alıp birkaç sergi salonunun peşinde koşturuyorum. Sonrasında da sıcağa yenilip odanın yolunu tutuyorum.

Hava kararana kadar bir süre odada dinlendikten sonra akşam yemeği için tekrar eski şehir merkezine gidiyoruz. Bir türlü yemek yiyecek adam gibi restoran bulamıyoruz. Neredeyse bir saate yakın bir aşağı,  bir yukarı sokaklarda yürüyoruz. Ya fiyatlar çok pahalı, ya da mekanlar bize hitap etmiyor. Sonunda meydanlardan bir tanesindeki Lübnan yemeği yapan restoranı tercih ediyoruz. Hazırladıkları set menünün içerisinde köfte ve humus olması beni benden almaya yetiyor zaten.

Yemek sonrasında sabahtan gözümüze kestirdiğimiz renkli bara yöneliyoruz. Açık havada Küba dansı yapan grubun şarkıları eşliğinde kokteyllerimizi yudumluyoruz. Bu sırada sokaklar bomboş. Arada geçen at arabalarının tıkırtıları da olmasa bizden başka kimse yokmuş hissi hakim. Gecenin karanlığında konakladığımız bölgeye doğru ilerlediğimizde, bu sokağa neden parti sokağı dendiğini daha da iyi anlıyoruz. Herkes sokakta ve müzik son ses. Bizim odamız konakladığımız otelin iç kısmında yer alsa bile müziği duyabiliyorsunuz. İçten içe parti hostellerinden birinde kalmadığımıza şükredip ertesi günün planlarına yoğunlaşıyoruz. Ertesi gün için Murat, Santa Marta üzerinden Tayrona Milli Parkı’nı ziyaret etmeyi planlıyor. Bense, daha önce Japonya’da tanıştığım Kanadalı arkadaşlarım Cartagena’ya geleceği için bir gün daha şehirde kalmaya karar veriyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s