San Juan del Sur, Nikaragua.

Standard

 

 

23 Şubat 2014, Pazar.

IMG_1016

 

IMG_1076

 

Burası aslında Nikaragua Gölü kenarı. Hiç göle benzemiyor değil mi?

DSC04304

DSC04307

 

Ometepe’den dönüş yolunda.

DSC04309

 

DSC04341

 

DSC04318

 

DSC04351

DSC04315

DSC04329

DSC04330

DSC04354

DSC04355

San Juan del Sur’da gün batımı.

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı America Cafe and Hostel’in efsane kahvaltı tabağı ile yaptıktan sonra Nikaragua’nın Pasifik kıyısında yer alan ve yabancılar arasında (özellikle de sörf yapmak / öğrenmek isteyenler) oldukça popüler olan San Juan del Sur isimli plaj şehrine gitmek üzere yola koyuluyorum. Öğlen feribotuna biniyorum, San Jorge’de iniyorum. San Jorge’den Rivas’a gidecek bir taksiye atlıyorum. Rivas’a vardığımda normalde çok sık aralıklarla kalkan San Juan del Sur otobüsünün pazar günü olması nedeniyle kaçta kalkacağını bilmediklerini söylüyorlar. Muhtemelen 2-3 saat beklemem gerektiğini belirttikten sonra da dilersem taksi ile gidebileceğimi anlatıyorlar. Ben bu küçük ve karmaşık otobüs istasyonunda beklemeye karar veriyorum. İki saat boyunca kitap okuyorum. Sonrasında şans eseri yanımda oturan yerel bir kadın otobüsün beklenenden erken geldiğini belirtiyor. Saatler 14:30’u gösteriyor. Normalde Rivas ve San Juan del Sur arası sadece 30 kilometre olmasına rağman tavuk otobüslerle yol bir saatten fazla sürüyor.

Şehre vardığımda ilk işim konaklayacak adam gibi bir yerler bulmak oluyor. Sonrasında da ayarladığım hostelin hemen karşısında bulunan Lübnan restoranına gidip özlediğim Orta Doğu yemekleri ile karnımı doyuruyorum. Bu sırada yanıma ABD’li Chris geliyor. Aslen Texas’lı olduğundan; emekli olduğundan beri yılın yarısını Nikaragua’da geçirdiğinden bahsediyor. Üstelik burada ufak bir iş bile kurmuş. Tasarım tişörtler ve mıknatıslar satıyormuş yerel hediyelik eşya dükkanlarına. Beklediğinden daha iyi iş yaptığnı ekliyor. Chris’le vedalaştıktan sonra kendimi okyanus kenarına atıyorum.

Gün batımında denize giren gruba katılıyorum. Nemli deniz kokusu bütün vücudumu sarıyor. Birkaç günün yanan kavrulan Nikaragua şehirlerinin aksine San Juan del Sur bana çok iyi geliyor. Okyanustan çıktıktan sonra da sahile oturup gün batımını izliyorum. Hava kararırken her yere yayılan renk: turuncu.

Gün batımından sonra hostele gidip duşumu alıyorum ve akşam yemeği için tekrardan dışarı çıkıyorum. Chris’den aldığım ipucu doğrusunda kasabanın en güzel mekanlarından biri olan “El Colibri” isimli restorana gidiyorum. Genişçe bir bahçe etrafına, expat’lar tarafından kurulmuş bu sevimli mekanda güzel bir balık ve şarap ısmarlıyorum. Güzel müzik de cabası. Yemek sonrasında hostelime erkenden dönüp film izliyorum. Ertesi gün Kosta Rika’ya uzanan uzun bir yol beni bekliyor.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s