El Tunco, El Salvador.

Standard

10 Şubat 2014, Pazartesi.

IMG_0031

El Salvador’da otobüs yolculuğu yapmak o kadar hareketli ve renkli ki.

DSC03528

DSC03532

 

Libertad’da yer alan çarşının daracık koridorları.

DSC03573

Libertad’dan.

 

DSC03534

 

DSC03543

DSC03546

 

DSC03572

Libertad sahilleri.

DSC03535

 

İskele içerisinde bir de balık pazarı yer alıyor.

DSC03537

DSC03539

DSC03540

DSC03541

DSC03559

 

İskelenin sonunda balık tutanları görebiliyorsunuz.

DSC03577

 

DSC03583

 

DSC03594

DSC03596

 

El Tunco’nun meşhur sahilleri.

DSC03587

DSC03589

Nehir, deniz ile birleşiyor.

DSC03598

San Salvador’da otobüs istasyonu etrafında kayboldum!

Sabah erkenden hostelden çıkıyorum. Bir önceki günden bildiğim otobüs durağına yönelip tarihi şehir merkezine doğru bir otobüse atlıyorum. Şehir merkezine vardığımda ise Pasifik Okyanusu kıyısında yer alan San Salvador’dan 35 kilometre uzakta bulunan balıkçı kasabası Libertad’a gidecek olan 192 numaralı otobüsün kalktığı istasyonu aramaya koyuluyorum. San Salvador’da o kadar fazla ve farklı otobüs var ki, ister istemez aradığınız otobüsü bulmanız saatlerinizi alıyor. Üstelik bu otobüslerin her biri de şehrin farklı bölgelerindeki ara sokaklara yayılmış istasyonlardan kalkıyor. Eğer istasyonlara ulaşan yolu kendiniz bulamazsanız, etraftaki yerellerden alacağınız bilgilerin birbiri ile çelişmesi ise neredeyse garanti.

Ben de şehir merkezinden 192 numaralı otobüslerin kalktığı istasyona gidene kadar her yüz metrede bir yolumu soruyorum. İstasyon beklediğimden çok daha uzakta çıkıyor. Araba tamircilerinin, lastikçilerin arasından geçiyorum. Biraz da pazartesi olmasının etkisiyle şehre farklı bir hava gelmiş. Bir de ilginç bir şekilde şehir içerisindeyken o kadar çok laf ve ıslık yiyorum ki. San Salvador bu anlamda diğer Orta Amerika şehirleri arasında başı çekiyor.

Libertad’a olan yolculuğum bir saat kadar sürüyor. Vardığımda ise merkezi oldukça kalabalık, sıcak ve nemli ufak bir şehir beni karşılıyor. Otobüs istasyonu Libertad çarşısının hemen dibinde yer aldığı için ilk işim çarşıyı gezmek oluyor. Orta Amerika’nın geri kalanında olan kapalı çarşılar gibi rengarenk, kapalı ve basık bu çarşıda birbiri ardına sıralanmış daracık koridorlarda hediyelik eşyalar, kıyafetler, meyveler ve sebzeler birbirini takip ediyor.

Şehrin sokaklarında bir süre dolandıktan sonra okyanus kıyısına çıkıyorum. Siyah renkli incecik kum bütün kumsalı çevreliyor. Dalgalar son derece güçlü gözüküyor. Kıyıda dalgalarla boğuşup yüzmeye çalışan birkaç kişi dışarısında çok insan yok. Kumsalın tam da ortasında bulunan iskeleye çıktığımda ise devasa bir balık pazarı ile karşılaşıyorum. Bir yandan da içten içe “Plaj gününde bile çarşı pazar bulmayı başardın ya.” deyip kendi kendime gülüyorum. Balık pazarında bir süre çeşitli balıklara göz attıktan sonra iskelenin sonunda yan yana dizilmiş kayıklar arasından balık tutmaya çalışan ellerinde misinaları ve ağları ile bir şeyler yakalamayı uman insanları izliyorum.

Güneş tam tepede, hava o kadar sıcak ki, her adımımın adeta yere yapışıyormuş gibi hissettiriyor. Libertad’ın havasını soluduktan sonra da bölgenin en meşhur plajlarından biri olan El Tunco’ya gitmek için tavuk otobüslerde birine atlıyorum. El Tunco’ya ulaşmak yarım saatimi alıyor. Otobüsün beni indirdiği yerden sonra bir on dakika kadar da yürümem gerekiyor. El Tunco, turistlere yönelik tipik bir plaj kasabası. Yan yana dizilmiş hosteller ve düşük bütçe otelleri, restoranlar, cafe’ler bir yana bölgede bol bol sörf tahtası kiralayan mağazalar ve sörf dersi veren dükkanlar bulunuyor. Ana sokağın okyanusa ulaştığı yerde aynı zamanda bir nehir de okyanusa dökülüyor. Manzaralar büyüleyici. Uzun, geniş ve siyah kumdan plaj etrafında denize girenler, sörf tahtası ile mücadele edenler, güneşlenenler   bulunuyor.

Okyanus kenarında bir süre yürüyorum, ayaklarımın serin su ile buluşmasına izin veriyorum. Her şey olması gerektiği gibi; ama buna rağmen sahil kenarı kasabalarında tek başıma olmayı sevmiyorum. Bir süre okyanus kenarında yürüdükten sonra nehir kenarındaki cafe’lerden birine oturup karnımı doyuruyorum. Bir süre güneşin kavuruculuğundan kurtulduktan sonra tekrardan okyanus kenarında bir süre dolanıyorum. Gün batımını okyanus kenarında izleyip izlememe konusunda bir süre kararsız kaldıktan sonra kısıtlı zamanım olduğunu fark edip San Salvador’a dönmeye karar veriyorum.

San Salvador’a döndüğümde ise hala vaktim olduğunu düşünüp bir sonraki gün için gitmek istediğim Perquin’e acaba geceden gidebilir miyim diye şansımı denemeye karar veriyorum. Perquin, San Salvador’dan epeyce uzakta bulunuyor ve benim de bu şehri gezebilmek için sadece bir günüm var. Yine sora kaybola şans eseri otobüs istasyonuna giden otobüse atlıyorum. Yanlış durakta indiğim için otobüs istasyonuna varmam kolay olmuyor. İn cin olmayan sokaklarda tek yabancı olarak yönümü bulmaya uğraşırken bir yandan da o bölgede ne işim olduğunu sorgulayıp duruyorum. Sonunda istasyona vardığımda ise son otobüsü yarım saat farkla kaçırdığımı öğreniyorum. Ertesi gün için otobüs saatlerini öğrendikten sonra da hostelime geri dönüyorum.

Hostele döndüğümde odaya yeni gelmiş İtalyan bir çift bulunuyor. Onlarla muhabbet edip yolculuk planları hakkında konuşuyoruz. Erken başlayan gün, erkenden de sona eriyor.

 

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s