Dangriga, Belize.

Standard

6 Şubat 2014, Perşembe.

DSC03242

DSC03243

DSC03244

DSC03245

DSC03246

DSC03247

DSC03251

DSC03267

DSC03268

DSC03269

DSC03271

Belize Müzesi’nden manzaralar.

DSC03265

DSC03240

DSC03277

DSC03278

DSC03281

 

Belize City’den görüntüler.

IMG_9744

Dangriga otobüsümüz.

DSC03282

DSC03284

DSC03288

 

IMG_9696

IMG_9683

IMG_9686

IMG_9687

Dangriga’ya hoşgeldik!

DSC03289

 

Çin kökenli süpermarketler Belize’nin her yerinde çok sayıda yer alıyor. Bu süpermarketin ismi ise manidar: Fiyat Doğru Süpermarket.

DSC03290

DSC03296

Yerel futbol maçı.

Sabah erkenden uyanıyoruz, bir önceki günün miskinliği hala üzerimizde. Kendimize gelip eşyalarımızı toparladıktan sonra hostelden çıkışımızı yapıyoruz. Çantalarımızı resepsiyona bıraktıktan sonra iş bölümü yapıyoruz. Ayça dalış defterlerini imzalatmak üzere dalış okulunun yolunu tutuyor, ben kartpostallarımı postalamak üzere postaneye yöneliyorum, Ricardo ise kahvaltı yapacak bir yerler bulmak üzere arayışa koyuluyor. Hızlı hızlı işleri hallettikten, kahvaltımızı yaptıktan sonra da Belize City’ye gidecek 10:45’teki deniz taksisini yakalıyoruz.

Yolculuk, deniz sakin, dalgalar da küçük olduğu için bir saatten daha az sürüyor. Belize City’deki deniz taksisi istasyonuna vardığımızda ise görevlilerden rica edip sırt çantalarımızı birkaç saatliğine onlara bırakıp bırakamayacağımızı soruyoruz. Bu konuda tereddüt etmeden yardımcı oluyorlar. Çantalarımızı teslim ettikten sonra pek de sevimli olmayan Belize City sokaklarına yöneliyoruz. Hava oldukça sıcak ve nemli. Sokaklar genelde beyaz kumdan oluşuyor. Yıkık dökük pastel renklerdeki binalar yol kenarlarını süslüyor. İlk durağımız “Museum of Belize” oluyor. Merkez Bankası’nın tam da yanı başında yer alan bu minik müzede farklı temalarda birkaç oda bulunuyor. Belize pulları, rengarenk cam ilaç şişeleri, yerel tarih hakkında bilgiler ve kazı çalışmalarında elde edilen parçalara ek olarak Belize’nin böcekleri ve kelebekleri de ayrı bir odada sergileniyor. Müzede bir saate yakın geçirdikten sonra deniz kenarına çıkıyoruz. Suyun rengi o kadar kahverengi ki, deniz olduğuna inanası gelmiyor insanın. Sokaklar boş ve ıssız. Ben, Ricardo ve Ayça’yı Belize’nin büyük otellerinden biri olan Princess Hotel’e peşimden sürüklüyorum. Bu otelde mutfak şefi olarak Fahri Bey çalışıyor ve ben Serkan’a söz verdiğim üzere selamını iletmek istiyorum. Otele vardığımızda otelde Fahri Bey’e ek olarak ona yakın Türk’ün bulunduğunu öğreniyoruz. Kim derdi ki, taa Belize City’ye çalışmak için Türklerin geleceği. Fahri Bey bize birkaç aydır Belize City’de yaşadığını; ama otelden çok dışarı çıkmadığını anlatıyor. Biz oteldeyken kalabalıklar da yoğunlaşmaya başlıyor. Fahri Bey anlatıyor ki motorsikletli grupların toplantısı Belize City’de olacakmış. Birçokları taa ABD’den bu toplantı için Belize City’ye kadar gelmişler. Bir süre burada geçirdikten sonra kapının önünden bir taksiye atlıyoruz. Şehirde bize hitap eden çok da bir şey yok. Taksi ile anlaşıp bizi ilk önce su taksisi istasyonuna götürmesini, çantalarımızı aldıktan sonra da otobüs istasyonuna ulaştırmasını rica ediyoruz. Taksi yolculuğumuz sırasında Belize City’nin meşhur açılıp kapanır köprüsünü geçiyoruz. 1923 yılında inşa edilmiş bu köprü türünün tek örneği olarak biliniyor. Her gün 05:30 ve 17:30’da yüksek gemilerin geçmesine izin verecek şekilde açılıp kapanıyor.

Otobüs durağına vardığımızda meşhur tavuk otobüslerden bir tanesine atlıyoruz. Hedefimiz güneyde yer alan balıkçı kasabası Dangriga’ya ulaşmak; fakat bunun için öncesinde başkent Belmopan’a gidip oradan aktarma yapmamız gerekiyor. Belmopan’a olan yolculuğumuz camlardan püfür püfür esen rüzgar sayesinde son derece rahat geçiyor. Bir saatten biraz daha fazla sürede bu yeni ve çirkin başkente varıyoruz. Belmopan oldukça genç bir başkent. 1961 yılında Belize’yi oldukça sert şekilde etkileyen Hattie fırtınasından sonra başkent Belize City’den Belmopan’a taşınmış. Şehrin ana binalarının tamamı neredeyse beş yüz metrekarelik bir alana toplanmış durumda. Otobüsle şehre giriş yaptığınız anda, şehrin atmosferini kolayca anlayabiliyorsunuz. Biz otobüs değiştirmek için beklerken şehrin etrafını kısa bir süreliğine de olsa gezdiğimizde, şehirden bir an önce çıkmanın en iyi hamle olacağına kanaat getiriyoruz. Dangriga’ya giden ilk otobüse atlıyoruz.

Dangriga yolumuz iki saatten biraz daha uzun sürüyor. Yol boyunca otobüse birden çok Amiş binip iniyor. Kendilerinden oldukça farklı bir kültür içerisinde yaşayan bu grupları görmek beni oldukça şaşırtıyor. Öyle ki otobüsle kasabalardan birisinin yanından geçerken at arabası ile ilerleyen bir Amiş grubuna da denk düştüğümüzde ben şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Gün batımına doğru meşhur Dangriga davullarının girişini süslediği Garifuna kültürünün önemli merkezlerinden biri olan Dangriga’ya varıyoruz. Güney Belize’nin en geniş şehri olsa da bir başından bir başına yarım saatte yürünebilecek bu minik balıkçı şehrine varır varmaz ilk işimiz konaklayacak bir yerler bulmak oluyor. Deniz kenarında yer alan bir futbol sahasına bakan hostelimizde son derece güleryüzlü hostel sahibimiz ve güzeller güzeli köpeği Luna bizi karşılıyor. Odamızda yer alan ranzalardaki yatakların şişme yataklardan meydana geldiğini fark etmek bizi şaşırtsa da hizmet konusunda her şey kusursuz işliyor.

Kendimize geldikten sonra şehrin sokaklarını keşfetmek üzere dışarı çıkıyoruz. Şehrin farklı bir havası var. Bizden başka yabancı göremiyoruz sokaklarda. Herkes kendi halinde, kendi temposunda günlük ritüellere kaptırmış ilerliyor. Nehrin denize birleştiği noktada balıkçı teknelerini görebiliyorsunuz. Denk düştüğümüz futbol sahasında bir süre betonarme tiribünlerde oturup gençleri izliyoruz. Çin kökenli süpermarketleri burada da birbiri ardına dizilmiş buluyoruz. İşin komik tarafı ne kadar doğru bilmiyorum; ama internette okuduğum üzere Belize’ye giriş çoğu ülke vatandaşı için oldukça kolayken Çinliler ve Hintlilerin vize alması gerekiyor. Bu vize Çinlilere 1000 USD’ye, Hintlilere ise 600 USD’ye mal oluyor. Bir süre hava kararana kadar sokaklarda dolandıktan sonra karnımızı doyurmak üzere restoran arayışına girişiyoruz. Şansımız bu konuda da çok yaver gitmiyor, sonunda Çin restoranlardan bir tanesine girmek durumunda kalıyoruz.

Yemek sonrasında çok da geçe kalmadan odaların yolunu tutuyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s