Quetzaltenango, Guatemala.

Standard

25 Ocak 2014, Cumartesi.

IMG_8541

 

Quetzaltenango’da her köşe başında bir avukat bulmak mümkün.

Bir önceki gece 04:00’te yatağa girince son İspanyolca dersim olan 09:00’daki ders için uyanmak ve derse gitmek de oldukça sancılı oluyor benim için. Kary ile Cafe Baviera’da buluşuyoruz; ama benim başım derse sadece iki saat dayanabiliyor. Sonrasında örneklere çok girmeden, temel konuları anlatmasını isteyip dersi erken bitirmek için izin istiyorum. Saat 12:00’ye doğru ders bittiğinde ise dokuz haftadır benim kahrımı çeken bu deli dolu 21 yaşındaki kız ile vedalaşıyoruz. Kısacık sürede kendisini bana çok sevdirmiş olduğu için ayrılmak da çok zor oluyor benim için.

Odaya döndüğümde ise kendimi direk yatağa atıyorum. Hava kararmaya yakınken gözlerimi açtığımda ise dünyam tekrardan normale dönmüş durumda.

Bir şeyler atıştırmak için dışarı çıkıyorum. Güzel bir kahve, güzel bir yemek. Fakat akşamki Xelawho futbol maçına gitmek çok cazip gelmiyor. Ben de son gecemi odamda kalan işleri tamamlayarak oldukça sakin geçiriyorum. Derken gecenin ilerleyen saatlerinde bizimkilerin gelip kapımı çalıp Anıl diye basbas bağırdıklarını ertesi gün Pilar’dan öğreniyorum.

24 Ocak 2014, Cuma.

IMG_8461

IMG_8524

Bugün okulda bizi ziyaret eden ufaklık. Adı Nacho ve kendisi bizim Copito’nun yavrusu.

IMG_8479

IMG_8480

 

Yemekler hazır!

IMG_8484

 

Pull & Beer’da.

 

 

IMG_8506

 

Bizimkiler bar çıkışında yerellerle muhabbeti kuruyor.

IMG_8538

 

Bar çıkışı atıştırmalıkları: Tacos!

Gün benin için oldukça stresli başlıyor; çünkü ders çıkışı dört – beş saat içerisinde tam tamına yirmi kişilik yemek hazırlamam gerekiyor. Üstelik evde bana yardım edecek kimse de yok. Herkesin ders saatleri birbirinden farklı olduğu için yemekleri tek başıma hazırlamam gerekiyor.

Ders 15:00’te bittikten sonra sırasıyla süpermarketin ve pazarın yolunu tutuyorum. Eksik malzemeleri tamamlayıp pazardan da  tam olarak yirmi tane tavuk bacağı satın alıyorum. Kan ter içinde eve dönüp odaya bile girmeden mutfağa dalıyorum. İlk olarak annemin havuçlu yoğurtlu salatasını yapıyorum. Sonrasında da yapmayı planladığım muhallebi için kolları sıvıyorum; fakat internet üzerinden bulduğum tarif beni hayalkırıklığına uğratıyor ve yarım saat boyunca kıvamı suyu andıran muhallebiyi normale döndürmek için çaba harcıyorum. Muhallebi normale dönmüyor, ben iyice stres oluyorum, iki litre süt de ziyan oluyor. Sonrasında sırasıyla bol malzemeli salatımı, fırında kremalı patatesimi ve fırında tavuklarımı hazırlıyorum. Fırınımız o kadar küçük ki, bir yandan bunların hepsini nasıl zamanında pişireceğimi düşünürken bir yandan da guacamole yapmak üzere tam tamına 22 adet avokadoyu soymaya girişiyorum. İşte tam bu noktada Peter geliyor. Direk eşyalarını bırakıp guacamole konusunda yardımıma koşuyor. Biz guacamole’ları hazırlarken Pilar’da geliyor. Guacamole ve frijole konusunda onlar bana yardım ederlerken ben de eksik gedik kalan işleri tamamlamaya bakıyorum, ortalığı temizliyorum ve insanların gelmesine yarım saat kala kendimi duşa atıyorum.

Saatler 19:30’u gösterdiğinde de yavaş yavaş ilk konuklarımız gelmeye başlıyor. Ben çoktan tavukları fırına koymuşum bile. Bizim fırının yeterli olmayacağını anlayan Glenda’nın eşi Danielle bir koşu okuldan diğer fırını getirmeye gidiyor. Bir saat içinde neredeyse konukların hepsi gelmiş, içkiler hazır, masalar hazır, tek eksiğimiz fırındaki tavuklar.

Saat 20:30 gibi tavuklar ve patateslerin de masadaki yerlerini bulması ile ben herkese teşekkür konuşmamı yapıyorum. Quetzaltenango’da geçirdiğim dokuz hafta benim için o kadar ayrı bir yere sahip olmuş ki, gözlerim doluyor şehirden ayrılmayı düşündükçe sürekli. Sonrasında da geç saatlere kadar harika bir gece geçiriyoruz. Yemekler konusunda sürekli olarak övgüler alıyorum. Gidip gelip herkes sırasıyla üçüncü, dördüncü tabağında olduğunu söyleyip duruyor. Ben de içten içe seviniyorum emeklerim karşılık verdi diye. Şehirde tanıdığım herkes yanımda.

Gecenin geç saatlerine doğru evden çıkıp hep beraber Pull & Beer’a doğru ilerliyoruz. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde sürekli elimdeki içki bardağı doluyor. Ben çaktırmadan masanın üzerine koyuyorum, yeni gelen birisi bir başka bardak veriyor. Çaktırmadan onu da kenara koyuyorum, bir tane daha… Pull & Beer 01:30’da kapanıyor. Biz de bu saatten sonra açık olan tek mekan “Gay Bar”a doğru ilerliyoruz. Ama bizimle beraber olan Martin ve Gerard o kadar sarhoş ki, yerellerle bağırıyorlar, sokaklarda şarkılar söylüyorlar. Gay Bar yakınlarına vardığımızda ise etrafını yine polislerin sardığını görüyoruz. Burada eğer bar sahipleri tarafından polislere para ödenmezse, bara girişiniz de mümkün olmuyor. Biz de odalara dönmeye karar veriyoruz.

Kylie’yi evine bıraktıktan sonra Peter, Pilar ve ben güzelim Quetzaltenango sokaklarında ilerleyerek evimize dönüyoruz. Gece sakin, gökyüzü tertemiz, bütün yıldızlar ise tüm görkemleri ile kendilerini belli ediyorlar.

23 Ocak 2014, Perşembe.

IMG_8478

Pazar yakınlarında.

IMG_8527

IMG_8516

Evimin bulunduğu sokak.

Cuma günü bizim evde benim vedam adına büyük bir parti vermeye karar veriyoruz. Bir süredir yemek konusunda sadece kendime çalışan ben, gelecek herkese yemek yapmaya söz veriyorum. Böylece benim için stresli planlama günleri de başlamış oluyor.

Dersten sonra her perşembe günü olduğu gibi hep beraber yemek yiyoruz. Bugünün farkı ise benim diplomam yemek sonrasındaki konuşmalardan sonra bana teslim ediliyor. Sırasıyla okulun müdürü Glenda, Kary ve ben konuşma bile yapıyoruz.

Yemek sonrasında ben bir önceki günden planladığım menüm üzerinde çalışmak üzere kolları sıvıyorum. Süpermarkete gidip bulamadığım malzemeler yerine hangi yerel malzemeleri kullanabileceğimi anlamaya çalışıyorum. Sonrasında da pazara gidip meyve, sebze ve baharat alışverişimi yapıyorum.

Odaya döndüğümde tarifleri tekrar gözden geçirip ertesi gün için Pilar ve Peter ile iş bölümü yapıyoruz. Sonrasında da ben Ian ile akşam yemeği yemek üzere Akdeniz Restoranı’nın yolunu tutuyorum. Daha önce ilk haftamda Wolf ile geldiğim bu mekan, benim kalbimi çoktan menüsünde yer alan Türk öğeleri ile kazanmış durumda. Ismarladığım “Türk Karidesleri” ise beni ülkemde deniz kenarı bir restorana götürmeye yetiyor da artıyor bile. Harika bir gece, Ian’ın birbirinden ilginç hikayeleri ile daha da renkleniyor. Böyle gecelerde zamanın nasıl geçtiğini algılayamıyorum bile. Artık restoran kapanmaya yakınken odaların yolunu tutuyoruz.

22 Ocak 2014, Çarşamba.

IMG_8360

IMG_8361

 

Gülümse, seni hiç unutmayacağım!

IMG_8518

Şimdiden özledim!

IMG_8383

Toplu salsa dersinden.

Bizim ekip okul çıkışında topluca bizim ilk hafta ziyaret ettiğimiz Salcaja kasabasına gidiyor, Orta Amerika’nın ilk kilisesini görmek üzere. Bense bu turu pas geçip şehrimizin güzide ikinci el kıyaet mağazası Mega Paca’nın yolunu tutuyorum. Bir hafta sonra yola çıkacağım ve o kadar az kıyafetim kalmış ki gittiğim yerlerde bıraka bıraka. Mega Paca’dan beni bir süre daha idare edecek birkaç parça eşya alıp odanın yolunu tutuyorum. Odaya döndüğümde eşyalarımı bırakıp kendimi tekrardan sokağa atıyorum.

Kylie ile kahve içmek için sözleşmişiz ve parka geldiğimde Kylie’yi beni beklerken buluyorum. Beraber North & South isimli kitabevinin üst katında yer alan minik cafe’nin yolunu tutuyoruz. Cafe minik olabilir; fakat cappucino’ları devasa. Kylie ile görüşmeyeli neredeyse iki hafta olmuş. Bu iki hafta içerisinde, bu küçücük şehirde ikimizin de hayatında o kadar çok şey değişmiş ki. Kylie, okulu bıraktıktan sonra bir süre evde planlarına yoğunlaşmış sonrasında da şehre yakın barınaklardan bir tanesinde gönüllülük yapmaya başlamış. İspanyolca için de dil değişimi adı verilen, yerellerin de İngilizcelerini pratik yapmalarına imkan sağlayan sisteme girişmiş. Bir süre muhabbet ettikten sonra beraber bana otobüs bileti almak üzere Democracia’nın yolunu tutuyoruz. Buradaki Alamo isimli otobüs firmasından pazar öğlen için Guatemala City’ye gidecek otobüste yerimi ayırtıyorum. Böylece tekrardan yola atılmak için ilk ciddi adımımı da atmış oluyorum. İşin garip tarafı ise bileti aldıktan sonra içimi bir heyecan sarıyor. Sanki daha önce hiç yola çıkmamışım, hiç yolculuk yapmamışım gibi hissetmeye başlıyorum. Bu duygunun kelimelerle tarifi mümkün değil.

Akşam ise evde yemeğimi yedikten sonra La Paranda isimli diskodaki ücretsiz salsa kursu için Andy ile buluşmaya gidiyorum. Mekanı bulmam bir on beş dakikamı alıyor. Mekana girdiğimde ise beklediğimin aksine bir dans stüdyosu ile değil de gece kulübü ile karşılaşıyorum. Andy de, ben de şaşkın dersin olup olmadığından emin olamıyoruz. Dokuzda dedikleri ders ona doğru başlıyor. Rengarenk spotlarla donatılmış kare şeklindeki dans pistinin ön sırasına beş tane dans hocası diziliyor. Geri kalan herkes de arkasına. Onlar önde, biz arkada hareketli öğrenene kadar dört tur atıyoruz. Ama o kadar keyifli ki, benim için çoktan özel salsa derslerinden daha eğlenceli bir hal almaya yetiyor da artıyor bile.

Dans adımlarını öğrendikten sonra herkes pistte kalıp dans etmeye devam ediyor. Bir yandan biz oturup muhabbet ederken, bir yandan da önümüzde tabiri caizse su gibi dans eden insan güruhunu izliyoruz. İşte tam bu noktada, yerel çocuklardan biri gelip beni dansa kaldırma gafletinde bulunuyor. Kendisine dansta çok kötü olduğumu belirtsem de hiç sorun olmadığını, beraber yavaştan alabileceğimizi söylüyor. İleri seviye dans eğitimi başlayana kadar şarkılarda beraber dans ediyoruz. Ben de böylelikle ilk defa yerel şarkılar eşliğinde bir stüdyoda değil de, gerçekten canlı olan bir mekanda salsa yapabilme zevkine varıyorum. İleri seviye dans adımları biraz daha zor olsa da Andy ile bu adımları öğrenmek için de mekanda kalıyoruz. Kimsenin birbirini taktığı yok, herkes gülüyor, herkes birbirinin ayağına basıyor; sonuç olarak bizim için oldukça eğlenceli bir gece oluyor.

21 Ocak 2014, Salı.

IMG_8137

Şehrin rengarenk duvarları.

Dersim öğleden sonra 15:00’te bitiyor. Bizim gençlerin akşama futbol maçlarına davetli olsam da odaya gidip ortalığı temizlemek, eşyaları ayıklamak, iki ay sonunda sırt çantamı tekrar hazırlamaya koyulmak daha cazip geliyor. Güzel bir yemek hazırlıyorum, güzel bir film izliyorum. Bir gün daha sona eriyor.

20 Ocak 2014, Pazartesi.

IMG_8255

Ben de bu yazıları kim yazıyor diyorum. Sokağımızdaki yeni lastikçi dükkanından.

IMG_8397

 

Quetzaltenango sokaklarından.

Yeni haftayla beraber derslerim tekrardan altı saate çıkıyor; çünkü bu şehri İspanyolca dil bilgisini tamamlamadan terk etmek istemiyorum. Dokuz hafta sonunda da tekrardan yola çıkmaya fazlasıyla hazırım. Yeni hafta için Kary ile kendimize oldukça yoğun bir program yapıyoruz.

Pazartesi gününün altı saatlik programı beni daha ilk günden yere sermeye yetiyor da artıyor bile. Ders sonrasını ise bir yandan bir sonraki haftanın planlarını yapmaya çalışarak oldukça sakin geçiriyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s