Quetzaltenango, Guatemala.

Standard

5 Ocak 2014, Pazar.

IMG_7836

Kablomuzu değiştiriyorlar.

Pazar gününe elektrik kesintisi ile başlıyoruz. Peter, bu durumun normal olduğunu elektriğin birkaç saate geleceğini söylüyor. Ben de yine cafe’lerden birine gidip vaktimi orada geçiriyorum; fakat odaya akşamüzeri döndüğümde hala elektrik yok. Pilar bu durumun anormal olduğunu, sokağımızdaki her binada elektrik olduğunu belirtiyor. Biz de telaşla elektrikçi aramaya koyuluyoruz. Pazar günü akşam saatlerinde elektrikçimiz sonunda geldiğinde sorunun kendisi için çok büyük olduğunu, binanın elektrik sistemini elektrik direğine bağlayan kablolardan birinde sorun olduğunu ve kablonun değişmesi gerektiğini söylüyor.

Evdeki herkes ellerinde mumlar, cep telefonu ışıkları ve fenerlerle geziyor; ama işin kötü tarafı ışıksızlık değil, elektriksizliğin getirdiğ buz gibi odada oturma zorunluluğu. Şans eseri Peter’ın kız arkadaşı acil durumlar için bir elektrikçi numarası bildiğini söylüyor. Hemen numarayı arıyoruz ve yarım saat içerisinde bir kamyonet yardımımıza geliyor. Sadece 40 quetzal karşılığında (yaklaşık 5 USD) görevliler kablomuzu değiştiriyorlar. Elektrik geldiğinde ise herkesin yüzünde oluşan gülümseme görülmeye değer.

Bir pazar gecesi daha macera dolu son buluyor.

4 Ocak 2014, Cumartesi.

Cumartesi günü olmasına rağmen dersim 08:00’de başlıyor. Erken başlayan derslere hala alışabilmiş değilim. Ders sonrasında cafe’lerden birine girip neredeyse günün tamamını burada geçiriyorum. Bir süredir internette birikmiş işlerimi tamamladıktan sonra da sokaklarda dolanmaya çıkıyorum.

Şehrin en güzel rengi gün batımında kendisini belli ediyor. Bu yüzden bu saatlerde sokaklarda dolanıp fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Sonrasında da ev için gerekli ihtiyaçları almak üzere Walmart’ın yolunu tutuyorum. Walmart’ta bir süre vakit geçirdikten sonra da eve dönüp sakin bir cumartesi gecesine merhaba diyorum.

3 Ocak 2014, Cuma.

IMG_7630

Bolivar Parkı.

DSC02801

DSC02797

Okuldan manzaralar.

IMG_7715

DSC02667

DSC02671

DSC02675

DSC02676

DSC02683

DSC02782

DSC02699

Güzelim çocuklar.

DSC02674

Okulun zıpzıp kuzusu.

DSC02670

Hediyeler için hazırlıklar devam ediyor.

DSC02684

Salon dolmaya başlamış bile.

DSC02687

DSC02693

Hediyeler hazır!

DSC02702

DSC02710

DSC02743

DSC02711

DSC02721

DSC02732

DSC02772

Hediyeler için meraklı bekleyiş başlamış bile.

DSC02727

Şu ayakkabıların güzelliğine bakar mısınız?

DSC02762

Ian hediyeleri dağıtırken.

Öğleden sonra dersler biter bitmez, Bolivar Parkı’na gidiyoruz. Burada iki Litvanyalı kız, Ian ve Julio ile beraber on adet büyük çöp poşeti dolusu hediyeyi yüklenip Guatemala’nın 2500 metre yükseltide bulunan Chajabal kasabasının yolunu tutuyoruz. Burada İspanyolca okulumun ve bir sivil toplum kuruluşunun desteklediği bir okul öncesi eğitim merkezini ziyaret etmeyi amaçlıyoruz. Tombik bir teyze bindiğimiz pick-up’ı sürüyor. Pick-up’ın arkasındaki yolculuğumuz boyunca her çukurda ve tümsekte sağa sola savrulup zıplayıp duruyoruz.

Gittiğimiz okul öncesi eğitim veren bu alçak gönüllü okulda bizi dünya güzeli çocukların yanı sıra sürekli zıplayan bir kuzu karşılıyor. Biz bir yandan hediyeleri çocukların yaşlarına göre ayırıp, öğretmenlerden aldığımız isimleri etiketlere yazıp hediyelere yapıştırıyoruz. Hediyeler çam ağacının altındaki yerlerini almaya başladıkça bulunduğumuz buz gibi salon da çocuklarla dolmaya başlıyor. Çocuklar o kadar güzeller ki, enerjileri bile içimi ısıtmaya yetiyor. Ailelerin geri kalanını beklerken dışarıda oynayan çocukların arasına katılıyorum. Her biri meraklı gözlerle beni süzüyorlar. Çekingen çekingen ismimi, nereli olduğumu soruyorlar. Yaklaşık 50’ye yakın çocuk salonda yerlerini aldıklarında da Ian, Noel Baba kostümünü giymek üzere üzerini değiştirmeye gidiyor. Ian’ın dünyanın her yerinden ilginç hikayelerine bir yenisi daha ekleniyor. Biz, Ian’ın hazırlanmasını beklerken salonda öğretmenler çocukları sürprize hazırlıyor. Farklı yaş gruplarından çocuklar salonu dolduruyor. Bazılarını en güzel kıyafetlerini giymiş, topuklu parlak ayakkabıları ile ortalıkta koştururken görebiliyorsunuz. Bazı çocuklar ise kendilerine beş beden büyük, belli ki abi ya da ablalarından kalma eski kıyafetler ile geziyorlar. Bana çok dokunuyor hep çocuklar. En hassas damarıma basıyorlar. Bütün gün boyunca gözyaşlarımı tutmak için mücadele veriyorum kendi çapımda. Yüzlerinden gülümseme eksik olmayan ufaklıklara bakıp kendimi avutmaya çalışıyorum.

Sonunda Ian, Noel şarkıları eşliğinde salona geliyor. Çocuklar, Ian’ı görünce çığlıklar atmaya başlıyorlar. Bu noktadan sonra Ian, sahneye geçip sırayla isimleri okuyor. Çocuklar da sahneye gelerek Ian’a sarıldıktan sonra hediyelerini alıyorlar. Ben bu noktada gözyaşlarımı tutamıyorum. Utanan, çekinen, annesini bırakmayan, mutluluktan çığlıklar atan, muzip muzip gülen, sıranın kendisine gelmesini heyecanla bekleyen çocuklar o kadar güzeller ki.

Hediye faslından sonra çocuklara ve ailelere sıcak çikolata ve ekmek ikramı yapılıyor. Arada okulun görevlisi tombik teyze biz gönüllü ekibine sek likör getiriyor. Kültürlerinde ikram edileni reddetmek saygısızca sayıldığından, herkes çaktırmadan içecekleri bahçenin çeşitli köşelerine döküyor.

Bu okul öncesi eğitim veren merkez 3-7 yaş arasında değişen çocuklara ev sahipliği yapıyor. Zaten biz okuldan ayrılırken yeni çocuklar da heyecanla kayıt yaptırmak üzere öğretmenlerin peşinde dolaşıyorlar. Çocukların yıllık masrafı 100 USD’yi bulduğu için (okul eşyaları, öğle yemeği vs) genelde ailelerin çocuklarını bu okula gönderebilecek durumu olmuyor. Bu noktada çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların verdiği cüzi burslara hevesleniyorlar. Bizim için bu kadar cüzi olan miktarların bu çocukların hayatında çok önemli bir role sahip olmaları beni çok düşündürüyor. Bu nedenle Quetzaltenango’dan ayrıldıktan sonra, evime dönüp paramı tekrardan kazanmaya başladığımda bu burslara dahil olmak istediğimi belirtiyorum.

Dönüş yolu yine pick-up arkasında oluyor. Şehre döndüğümüzde hava kararmak üzere. Ben doğrudan odanın yolunu tutup ertesi günkü İspanyolca sınavım için çalışmaya karar veriyorum. Bu hafta çarşamba gününü tatil ilan ettiğimiz için, cumartesi günü de okula gitmek görev oluyor.

2 Ocak 2014, Perşembe.

Derslere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Öğlen arasında hep beraber yeni yıl yemeğimizi yiyoruz. Kary’nin anlattığına göre geleneksel olarak aileler, yılbaşından sonraki ilk günde güzel öğle yemeği yermiş. Yemek sonrasında odama dönüyorum. İnternet, müzik, kitap, film. Bir gün daha sona eriyor.

1 Ocak 2014, Çarşamba.

IMG_7539

IMG_7568

IMG_7582

IMG_7608

IMG_7578

Yeni yıl kutlamaları.

Yeni yılın ilk günü. Ve okul tatil. Bütün gün evde tembellikle geçiyor. Yataktan çıkmadan film izliyorum günün çoğunda. Akşam üzeri Sebastian’a söz verdiğim için dışarı çıkıyorum. Bu deli Alman, beni her seferinde güldürmeyi başarıyor. Arada bildiği en alakasız Türkçe kelimeleri, en olmadık yerlerde kullanıyor. Üstelik o kadar güzel İspanyolca konuşuyor ki, ne zaman cümlesini bitirse ben hala ilk kelimesini anlamak için çaba sarf ediyorum.

Bir önceki günün aksine şehir cıvıl cıvıl ve oldukça kalabalık. Sokaklarda rengarenk geleneksel kıyafetleri ile yereller dolanıyor. Sebastian’la benim en sevdiğim restorana gidiyoruz. Güzel yemek, güzel muhabbet. Restorandan çıktıktan sonra tamamen şans eseri yeni yıl kutlamalarına denk geliyoruz. Böylece geleneksel kıyafetlerin sırrı ortaya çıkıyor. Maskeler ve kostümler ile dans eden bir grubun arkasından, ellerinde tütsüler ile yaşlı teyzeler yürüyor. En arka sırada ise Meryem Ana büstü taşıyan bir grup ilerliyor. Bir süre bu gösteriyi izliyoruz, sonrasında da öğrenci barlarından bir tanesine gidip gelmiş geçmiş en kötü kokteyli söylüyoruz. Yılın ilk gününü bol bol kahkaha ile kapatıyoruz.

31 Aralık 2013, Salı.

IMG_7410

Bizim evin çam ağacı.

IMG_7420

IMG_7430

Yılbaşı partisi için gittiğmiz evin detayları.

IMG_7472

Tamamen yereller tarafından fırlatılan havaifişekler gökyüzünü aydınlatıyor.

IMG_7511

Yeni yılın ilk fotoğrafı.

IMG_7503

Pull & Beer’da gece devam ediyor.

Yılın son günü. Ders sonrasında odama dönüyorum ve akşam için hazırlıklara başlıyorum. Akşam kutlamalardan önce hep beraber yemek yemeyi düşünüyoruz. Bu sırada San Pedro la Laguna’da tanıştığım Alman Sebastian da şehre gelmiş ve o da bize yemek için katılmayı planlıyor. Yemek öncesinde ben, Ian ve Sebastian için küçük bir kutu çikolata alıyorum hediye olarak.

Hava kararmışken meşhur çam ağacımızın önünde buluşuyoruz. Sebastian beraberinde hostelde tanıştığı iki yabancıyı daha getiriyor. Yemek yiyecek restoran ararken hepimizin hesaba katmadığı ufak bir detay var: Neredeyse her yer kapalı. Bildiğimiz birkaç restorana göz atıyoruz, şansımız yaver gitmeyince de sırayla sokakları taramaya başlıyoruz. En sonunda açık bir İtalyan restoranı buluyoruz. Burada karnımızı doyurup yeni yılın son gecesine kadeh tokuşturuyoruz. Sonrasında da yeni yıl partisi için grubun geri kalanı ile buluşmaya gidiyoruz. Bizden başka buluşmayı kararlaştırdığımız İspanyolca okulunun önünde yirmiye yakın yabancı bekliyor. Gideceğimiz partiyi organize edense benim de daha önce kısa bir süreliğine tanıştığım Zhenia.

Zhenia’nın evine geçmeden önce şehrin en ucuz likör dükkanına gidip ev için biraz alkol alıyoruz, sonrasında da sessiz sakin ara sokaklardan ilerleyerek evin yolunu tutuyoruz. Eve vardığımız birileri güzel müzik açıyor. Dünyanın her yerinden, her ülkesinden insan var partide neredeyse. Gece boyunca herkesle muhabbet ediyorum. Herkesin hikayesi birbirinden farklı. Mesela tanıştığım ABD’li bir çocuk, Cornell Üniversitesi’nde Antropoloji doktorası yaptığından bahsediyor. Dönem dönem Guatemala’ya gelerek, özellikle bulunduğum şehir Quetzaltenango hakkında araştırma yapıp makaleler yazdığını anlatıyor. Bir önceki makalesi ise şehri çevreleyen graffitiler hakkındaymış. Bu graffitilerin ülkedeki politik, kültürel ve ekonomik dinamiklerle ne kadar bağlantılı olduğunu inceliyormuş.

Parti yılın son saatlerine kadar devam ediyor. Yeni yıla dakikalar kala ise herkes kendisini dışarı atıyor. Şehrin kalbinde yer alan parka doğru ilerliyoruz; ama ne işse biz büyükçe bir kutlama beklerken sokaklarda kimseler yok. Biz de yerel barımız Pull & Beer’ın yolunu tutuyoruz. Yeni yıl tüm ışıkları ile geliyor. Geceyarısından itibaren tam tamına şehrin farklı köşelerinden bir buçuk saat boyunca havaifişekler, kız kaçıranlar ve roketler atılıyor. Biz bu muazzam gösteriyi izlerken, yanımızdan noel baba kostümü giymiş birisi bisikleti ile şarkılar söyleyerek geçiyor. 2013 bana beklediğimden fazlasını vermişken, yepyeni bir yıl tüm heyecanı, umutları ve beklentileri ile geliyor.

30 Aralık 2013, Pazartesi.

Uzun bir aradan sonra okulun ilk günü. Ders biter bitmez kendimi odaya atıyorum. Biriken işleri yapmak, odada hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek, yataktan çıkmadan film izlemek, müzik dinlemek… Bütün bir gün böyle geçiyor.

29 Aralık 2013, Pazar.

Sabah erkenden uyanıyoruz. Saat 08:00’i gösterdiğinde Kylie ve Chris’in ülkenin güneyindeki meşhur volkanik taşlı kumsalların bulunduğu Monterrico’ya gidecek servisi geliyor. Onlar benim aksime okullarına iki hafta ara verdikleri için tatilin geri kalanını okyanus kenarında geçirmeyi planlıyorlar. Ben de onlarla beraber yola koyuluyorum. Amacım Quetzaltenango’ya geri dönmek. Antigua’nın meşhur pazarının arkasında yer alan tavuk otobüsü istasyonuna gidiyorum. Şansıma otobüs boş, ben de kendime güzel bir yer ayarlıyorum. Daha önceki deneyimlerim tavuk otobüslerinde ayakta yolculuk yapmanın ne kadar başa bela olduğu konusunda bana ders olmuş.

Otobüs bir saat kadar yolculuk yaptıktan sonra benimle beraber otobüste bulunan yabancı grubunu bir kesişimde indiriyorlar, buradan başka bir otobüse transfer olmamız gerektiğini söylüyorlar. Ve şansımıza bindiğimiz otobüs tıka basa dolu. Bu noktadan sonra sonraki iki buçuk saat nasıl geçiyor ben çok anlamıyorum. Ayaktayım. Bana dokunan yaklaşık sekiz beden daha var. Üstelik iki ayağımı aynı anda yere basamayacak kadar minik bir alandayım. Bütün bu sıkışıklığa bir de yolun yılan gibi uzayan kıvrıklığı eklenince durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. İki buçuk saat sonunda şansıma birileri otobüsten iniyor da on cm’lik bir alana oturma şansı yakalıyorum. Bir yarım saat kadar ilerledikten sonra da geldiğimiz bölgeyi az çok tanıdığımı fark edip sonunda varacağımız için seviniyorum. Fakat çok erken sevindiğimi fark ediyorum, buradan bir kez daha otobüs değiştirmemiz gerekiyor.

Öğlene doğru Quetzaltenango’nun Terminal Minerva’sına sonunda varıyorum. Şehir merkezine gidecek son bir minibüse biniyorum. Evime vardığımda saat neredeyse 13:30. Odaya girer girmez ilk işim kendimi yatağa atmak oluyor. Bir süredir devam eden kısa ve rahatsız uykular, son derece zorlu otobüs yolculuğu derken perişan olmuşum. Uyandığımda ise hava çoktan kararmış bile. Kendime yiyecek bir şeyler hazırlayıp ödevimi yapıyorum, sonrasında da gece boyunca film izliyorum.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s