Antigua, Guatemala.

Standard

28 Aralık 2013, Cumartesi.

DSC02523

DSC02524

DSC02525

DSC02529

DSC02531

DSC02534

DSC02535

DSC02541

DSC02549

DSC02552

DSC02553

Rengarenk Antigua pazarından kareler.

DSC02550

Tavuk otobüsleri istasyonundan.

DSC02556

Guatemala’nın berber dükkanları rengarenk.

DSC02559

DSC02557

DSC02576

DSC02589

Antigua’nın meşhur sarı kemeri.

DSC02563

DSC02566

DSC02594

Ülke çapında tahte oymacılığından yapılan maskeler çok meşhur.

DSC02596

Ara sokaklardan birinde denk geldiğimiz son derece leziz tatlı dükkanı.

DSC02600

DSC02604

DSC02605

Bol renkli Guatemala tekstil ürünleri.

DSC02606

Çikolata Müzesi!

DSC02611

DSC02613

DSC02622

DSC02624

DSC02647

Şehrin kuzeyinde yer alan “Cerro de la Cruz”dan Antigua manzaralarına büyüleyici Agua Yanardağı manzarası eşlik ediyor.

DSC02650

DSC02651

Merkez parktan gece görüntüsü.

Sabah erkenden Martin ile vedalaşıyoruz. Martin’in önünde upuzun ve Rio Dulce’ye kadar uzanan bir yol var. Sonrasında biz de odadan kahvaltı yapmak üzere çıkıyoruz. Antigua’nın meşhur devasa pazarının yakınlarında bulduğumuz minicik yerel bir restorana giriyoruz. Restoranın kahvaltıları beklediğimizden de lezzetli geliyor. Öyle ki bir noktada kocaman tabaklardan dolayı minicik masada boş yer kalmıyor. Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra pazarı keşfe çıkıyoruz. Bu devasa pazar, tam da tavuk otobüslerinin kalktığı istasyonun yanı başında bulunuyor; ama buna rağmen pazar içerisindeki turist sayısı oldukça az.

Kalabalıklar arasında pazarın çeşitli bölmelerini geziyoruz: el işleri, tekstil ürünleri, sebze meyve ve ıvır zıvırlar… Ben karşımdaki bu rengarenk kaos karşısında oldukça şaşırıyorum; çünkü mekan son derece fotografik. Elim ayağıma dolanıyor heyecandan. Burada bir saate yakın kalıyoruz. Sonrasında da yine şehrin sokaklarına kendimizi atıyoruz.

Şehrin sembolü haline gelmiş sarı kemerinin bulunduğu bölgeyi, turistik mağazalarını, yerel ve rengarenk pazarlarını gezdikten sonra “Choco Museum”un yani çikolata müzesinin yolunu tutuyoruz. Burada çikolatanın elde edilme aşaması hakkında oldukça bilgilendirici minik bir oda bulunuyor, üstelik dilerseniz burada iki saatlik çikolata yapımı kurslarına da katılabiliyorsunuz. Bir süre daha sokaklarda dolandıktan sonra odaya gidip bir süre dinleniyoruz. 

Sonrasında da “Cerro de la Cruz” adı verilen tepeye çıkmak üzere tekrardan yola koyuluyoruz. Bu tepe şehrin kuzeydoğusunda yer alıyor. Tepeye on beş dakikalık bir tırmanış sonrasında ulaşabiliyorsunuz. Tepeden şehrin manzarasına ek olarak Agua Yanardağı’nın büyükeyici görüntüsü eşlik ediyor. Gün batımını buradaki haccın altında oturarak izliyoruz. Etkilerini gösteren bulutlar ortama oldukça mistik bir hava katıyor.

Şehir merkezine döndüğümüzde ise akşam yemeği için cafe’lerden birine oturuyoruz. Ertesi gün herkes için erken başlayacağından erkenden odaya dönüp Guatemala televizyon kanallarına gömülüyoruz.

27 Aralık 2013, Cuma.

DSC02499

Antigua genelinde rengarenk terk edilmiş kiliselere rastlamanız mümkün.

DSC02508

DSC02515

DSC02608

DSC02609

DSC02610

Rengarenk Antigua sokaklarından görüntüler.

Sabah 7’de uyanıyoruz ve bir önceki gün ayarladığımız Antigua servisinin bizi alacağı noktaya gidiyoruz. İşin enteresan tarafı, farklı firmalardan servisleri ayarlamış olsak da Martin’i de bizimle aynı noktada beklerken buluyoruz. Her şey Guatemala saati ile ilerlediği için, servisin bizi alması da yirmi dakika rötarlı oluyor. Normalde aynı notayı iki üç tavuk otobüsü değiştirerek geçmek mümkün; ama Antigua’da kısıtlı zamanımız olduğu için Guatemala’da yolculuk yapmanın en kolay ve güvenilir yolu olan “shuttle” servisleri tercih ediyoruz. Servisimiz Guatemala saatine uygun bir şekilde yirmi dakika rötarlı geliyor.  Antigua’ya kadar olan yol, yol üzerinde mola verdiğimiz gerçek dışı mekanı da sayarsak, dört saat sürüyor. Antigua’ya indiğimizde hava alışık olduğumuzdan daha sıcak. Çok uğraşmak istemediğimiz için hemen ilk gördüğümüz hostele gidip dört kişilik bir odayı oldukça uygun bir fiyata kapatıyoruz. Sonrasında da kendimizi dışarı atıyoruz.

Bir süre Antigua’nın rengarenk sokakları arasında dolandıktan sonra bir cafe’ye öğle yemeği yemek üzere oturuyoruz. Guatemala’nın ilk başkenti 1541 yılında sel altında kalınca başkent Antigua’ya taşınmış ve bu şehir 1543 – 1776 yılları arasında Guatemala’nın başkentliğini yapmış. Antigua, günümüzde de Guaemala’nın en turistik şehirlerinden bir tanesi olma özelliğini taşıyor. Yıllar yıllar üzerine oldukça güçlü depremler şehre oldukça zarar vermiş; ama bunlardan en etkilisi 1773 yılında ülkenin neredeyse tamamını yıkan deprem olmuş. Bundan sonra da başkent zaten Guatemala City’ye taşınmış. Antigua’da yaşayanlar Guatemala City’ye taşınma konusunda ayak diretince, hükümet 1777 yılında Antigua’da yaşamanın yasadışı olduğuna dair bir yasa çıkarmak durumunda bile kalmış. Sonunda şehir tamamen terk edilmiş ve 20. yüzyıla kadar da böyle kalmış. Şehir, Antigua adını 20. yüzyılda almış. Eski Guatemala anlamına gelen Antigua, eski başkent demenin kısa yolu olmuş. 1944 yılında ise Guatemala hükümeti tarafından “Milli Anıt” ilan edilmiş, 1979 yılında da UNESCO şehri Dünya Tarihi Mirası Listesi’ne almış.

Cafe’de yemeklerimizi yedikten sonra bir süre daha oturmaya devam ediyoruz. Atitlan Gölü’nde geçen günler sonrasında sabah yolculuğu hepimizi yormuş, dışarısı da oldukça sıcak. Otururken bir yandan da bilgi yarışması oynuyoruz. Oyun uzadıkça uzuyor; ama kimsenin şikayet ettiği yok.

Güneş tepedeki etkisini biraz azaltmışken mekandan çıkıyoruz. Bir süre daha sokaklarda dolanıyoruz, sonrasında da dondurmalarımızı ve kahvelerimizi alıp merkezdeki parka oturuyoruz. Bu sırada Kanadalı Jossie ve Charles ile rastlaşıyoruz. Akşam hep beraber buluşmak için sözleşiyoruz. Antigua’nın, Meksika şehirlerinden hiçbir farkı yok. Ortada genişçe bir park, yanıbaşında bir kilise ve kare kare bölünmüş rengarenk sokaklar Sonrasında Kylie, Chris ve Martin odaya geri dönüyorlar. Ben de sokaklarda bir süre fotoğraf çekmek için kalıyorum.

Odaya döndüğümüzde herkes sırayla duşlarını alıyor. Bir süre komik ispanyol kanalları arasında geziniyoruz. Sonrasında da yemek öncesi içkiler için Jossie ve Charles’ın yanına gidiyoruz. Gece, güzel bir yemek ve güzel muhabbet ile devam ediyor. Ertesi gün herkes erken kalkacağı için çok da geçe kalmadan odalara dönüyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s