Quetzaltenango, Guatemala.

Standard

(Buradan sonra bir süreliğine blog’um format değiştiriyor – haftalık ve daha kısa yazılar -; çünkü ben Guatemala’nın Quetzaltenango isimli 152.000 nüfuslü minicik şehrinde bir süre kalıp hem yerleşik hayata geçmeye, hem de İspanyolcamı ilerletmeye karar verdim. Muhtemelen iki aydan birazcık daha uzun bir süre buralardayım.)

24 Kasım 2013, Pazar.

IMG_5394

IMG_5395

IMG_5396

IMG_5397

 

Şehrin rengarenk duvarları.

IMG_5399

IMG_5400

IMG_5404

 

Pazar etrafından manzaralar.

IMG_5419

 

Pupusa ismi verilen peynirli gözlemeler.

Pazar günü. Günlerden en ağırdan alınması gerekenlerden bir tanesi. Sabah kahvaltı sonrasında yine şehrin sokaklarında kaybola kaybola gezdiğim bir gün geçiriyorum.

Akşamüzeri odaya döndüğümde daha önce San Cristobal de las Cosas’da aynı hostelde kaldığım Alman kıza denk düşüyorum. Akşam yemeğini beraber yemek üzere pazarın yolunu tutuyoruz. Parkın hemen yanı başında her akşam kurulan ve gününe göre büyüklüğü değişen bu pazarda, son derece leziz yerel yemekleri uygun fiyatlarla tatmak mümkün. Yemek sonrasında meydanda düzenlenen dans gösterisini izleyip erkenden odalara dönüyoruz.

23 Kasım 2013, Cumartesi.

IMG_5416

Kat üstüne kat boya.

IMG_5389

Şehrin sayılı kitapçılarından bir tanesi: Vrisa Books.

Sabahı oldukça ağırdan alıyorum. Hostelin artık şehir çapında dillere destan kahvaltısı sonrasında odaya çıkıp bir süre internet üzerinden işlerimi hallediyorum. Sonrasında da ilk olarak İspanyolca okuluna kaydımı yaptırmak üzere “El Quetzal”in yolunu tutuyorum. Planıma göre, günde altı saat İspanyolca alacağım. Normal programdan biraz daha fazla olmasının nedeni, yapacak daha iyi bir şeyimin olmaması ve de bu şehirdeki vaktimi en verimli şekilde geçirmek isteyişim. Okula kaydımı yaptırdığım sırada okulun bir adet de yurdu olduğunu öğreniyorum. Üstelik fiyatı da son derece uygun. Bir aylık yurt ücreti: 100 USD. Kayıt sonrasında okula çok yakın olan yurdu görmeye gidiyorum. Görür görmez bu mekana kanım ısınıyor. Genişçene bir oda, internet bağlantısı, merkezi bir konum. Daha ne isterim ki. Ama erkenden karar vermeden önce, bir gün önceden sözleştiğim başka bir eve bakmaya gidiyorum.

Ev sahibi ile parkta buluşuyoruz, sonrasında da evin yolunu tutuyoruz. İki odalı bu minik evin fiyatı da son derece uygun olsa da, bana çok karmaşık ve basık geliyor. Kararımı verdikten sonra okula dönüp yurt odasında konaklamayı istediğimi belirtiyorum. Odaya pazartesi günü dersten sonra yerleşme konusunda anlaşıyorum. Sonrasında bütün günü yeni şehrimin sokaklarınında mekik dokuyarak geçiyorum. Guatemala, daha ilk günlerinde kendisini bana sevdiriyor. Yereller tarafından Xela olarak anılan, Quetzaltenango ufacık bir şehir olmasına rağmen turist altyapısı olarak son derece gelişmiş. İhtiyacınız olan her şeyi burada bulabiliyorsunuz. Tek kusuru, şehir 2300 metre yükseklikte olduğu için diğer yerlere oranla birazcık soğuk.

Akşam yemeğini bir süredir ününü fazlasıyla duyduğum şehrin tek Hint restoranında yapıyorum. Gerçekten dedikleri kadar var. Üstelik Hint restoranının hemen yanı başında yer alan ikinci el kitap dükkanı Vrisa Books’a uğramayı ihmal etmiyorum. Bu minicik yere ilk ziyaretimin kazancı Jack Kerouac’ın 1960’da City Lights’dan basılmış rüyalarını anlattığı kitabı “Book of Dreams”inin ilk baskısı oluyor. Yemek sonrasında erkenden hostelime geri dönüyorum. Filmlerle dolu bir gece beni bekliyor.

22 Kasım 2013, Cuma.

IMG_5370

 

IMG_5374

 

IMG_5331

IMG_5377

Quetzaltenango sokakları.

DSC01756

El Cuartito’da canlı müzik zamanı!

Kaldığım hostelin en meşhur yanı kahvaltısı. Ücrete dahil olan kahvaltıyı, kahvaltı menüsünden seçerek devasa porsiyonlar halinde yiyebiliyorsunuz. Kahvaltı sırasında Guatemala’da daha önce bir süre yaşayan, çalışan, gönüllülük yapan insanlarla tanışıyorum. Muhabbetler sonrasında anladığım Orta ve Güney Amerika’da İspanyolca öğrenmek için en ideal şehir burası. Çünkü hem fiyatlar çok ucuz, hem okullar son derece profesyonel, hem de şehir bu işi ciddiye alan insanlarla dolu. Nasıl oluyor bilmiyorum; ama bir anda ben de fikir değiştiriyorum. Burada bir süre kalıp düzenli hayata geçiş yapma fikri aklımı çeliyor.

Bütün günü İspanyolca okullarını ziyaret edip farklılıklarını öğrenerek geçiriyorum. Bazı okullar oldukça büyük, bazıları Sivil Toplum Örgütü destekli, bazıları aileler tarafından işletilen küçük okullar. Bütünün günün sokaklar arasında mekik dokuması sonrasında az çok hangi okula gitmek istediğime dair kararımı veriyorum. Okullardaki eğitimler tek hoca, tek öğrenci şeklinde işliyor. Günde hangi saatler arasında ders almayı istediğiniz ve kaç saat ders alacağınızı siz belirleyebiliyorsunuz. Genelde haftalık 25 saatlik eğitimin fiyatı 100 USD – 200 USD arasında değişiyor. Eğitim programları içerisinde sosyal projelerde gönüllülük ve çeşitli etkinlikler de yer alıyor. ÜStelik dilerseniz okullarda eğitim aldığınız süre boyunca dilinizi iyice ilerletmek adına ailelerin yanında konaklamayı seçebiliyorsunuz. Ben kararımı “El Quetzal” isimli okuldan yana yapıyorum. Burası şehirdeki en küçük okullardan biri. Okulu yerel kökenli Glenda isimli bir kadın işletiyor. Günün neredeyse tamamını sokaklarda dolanarak geçirdikten sonra odaya dönüyorum. Hava çoktan kararmış bile.

Odaya döndüğümde Alman Wolf ile akşam yemeğine çıkmaya karar veriyoruz ve şehrin sonsuz olanakları arasından Akdeniz restoranını seçiyoruz. Doğru seçim yaptığımızı yemekler geldikten sonra fark ediyoruz. Yemek sonrasında da şehrin minik cafe / barlarından bir tanesi olan “El Cuartito”ya canlı müzik dinlemeye gidiyoruz. Ufak loş ışıklı bu barı üç kişlik bir grup şenlendiriyor. Harika bir gecenin ardından odalara dönüyoruz.

21 Kasım 2013, Perşembe.

IMG_5302

IMG_5308

IMG_5311

IMG_5321

 

Meksika’dan Guatemala’ya uzanan yoldan manzaralar.

Sabah 06:30’da geleceğini belirten Guatemala servisi saat 07:15’te geliyor. Minibüs gelene kadar her geçen dakikada daha da stres oluyorum ben. Hala bazı ülkelerin zaman anlayışlarına ve algılayışlarına alışabilmiş değilim, o nedenle içten içe servisin beni unuttuğu düşüncesini aklımdan çıkaramıyorum. Sonunda servis kırk beş dakika rötarla geldiğinde ise sözde beş, pratikte yedi buçuk saat süren Guatemala yolculuğum başlıyor. Yolculuk sırasında aynı araçta olduğum Porto Rikolu, İngiliz ve Alman gençler sayesinde yol çabucak geçiyor. Uçsuz bucaksız kıvrımlar bile varlığını unutturuyor. Pasaport ve sınır işlemlerini sorun çıkmadan hallediyorum. Guatemala sınırına geçtiğimizde araç değiştiriyoruz.

Akşam üzerine doğru ismini bir türlü doğru söyleyemediğim Quetzaltenango şehrine varıyorum. Konaklayacağım “The Black Cat Hostal” son derece güzel ortamı ve profesyonel tavrı ile daha ilk dakikalarında bile kalbimi kazanıyor. Eşyalarımı yerleştirdikten sonra şehrin sokaklarında ufak bir tur atıyorum. Gelmeden önce ününü çok duyduğum, bölgenin en tehlikeli ülkelerinden biri olan Guatemala içten içe beni korkutsa da, sokaklardayken bu korku ortadan kalkıyor. Şehrin kalbinde yer alan parkın etrafında elleri tüfekli polisler bankaları, cafe’leri koruyor. Bunun beni daha iyi hissetirmesi mi lazım acaba diye içten içe düşünüyorum. Uzun bir gün olmuş, geceyi odada dizi izleyerek tamamlıyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s