Mexico City, Meksika.

Standard

17 Kasım 2013, Pazar.

DSC01529

Sabahın ilk saatleri, metronun ilk yolcuları.

DSC01534

 

DSC01536

 

Palacio de Bellas Artes.

DSC01543

 

Eylem dolayısıyla polisler meydana çıkan yolları kapamış.

DSC01547

 

Palacio de Iturbide’nin kabartmaları.

DSC01549

 

Eylem yolunda.

DSC01550

 

Federal Hükümet Ofisi’nin bulunduğu binanın dış duvarları seramiklerle kaplı.

DSC01553

DSC01561

DSC01565

DSC01567

 

DSC01604

DSC01607

Enerji sektörünün özelleştirilmesine karşı halk protestosu.

DSC01576

 

Palacio Nacional dış cephesinde çalışma var.

DSC01580

DSC01582

DSC01585

DSC01586

DSC01589

DSC01595

DSC01598

DSC01601

Kapalı kepenk ziyaretleri, bir pazar sabahı hikayesi.

DSC01610

DSC01613

DSC01619

DSC01624

 

Museo del Estanquillo.

DSC01633

DSC01637

 

Museo de Estanquillo’nun terasından manzara muazzam.

DSC01638

 

Süper kahramanlar, Avenue Madero’yu renklendiriyor.

DSC01641

DSC01646

DSC01649

DSC01650

 

Diego Rivera’nın en ünlü duvar resmi “Sueno de una tarde dominical en la alameda central” (Alameda Merkez’de bir pazar öğleden sonrası rüyası)

DSC01651

 

Centro de Artesanias La Ciudadela, şehrin en büyük el sanatları pazarlarından bir tanesi.

 

Sabah 06:00 civarında otobüsümüz Mexico City’nin kuzeyinde bulunan otobüs istasyonuna varıyor. Benim şehre vardığımızı anlamam yine biraz zamanımı alıyor. Hem bir önceki geceden oldukça yorgunum, hem de gözüme yapışan lenslerim yüzünden bulanık görüyorum. Sonunda kendimi otobüsten dışarı attığımda çarpan ayaz sayesinde biraz da olsa kendime gelebiliyorum. İstasyona girdiğimde ilk işim çantamı emanet bölümüne bırakmak oluyor ve sonrasında da aynı gün için, ülkenin Chiapas bölgesinde bulunan Palenque şehrine bir bilet alıyorum. Üst üste otobüste geçen ikinci gecem olacak.

Şehrin merkezine gitmek için metroya doğru ilerlediğimde, metronun henüz açılmadığını fark ediyorum. Metroya inen merdivenler kepenklerle kapatılmış ve girişe uzanan merdivenlerde de kalabalık bir grup bekliyor. Meğersem metro saat 07:00’de açılıyormuş. Biraz vakit geçsin diye etrafta dolandıktan sonra, metroya atlıyorum ve Bellas Artes istasyonunun yolunu tutuyorum. Günün ilk saatleri olmasına rağmen trenler oldukça dolu. Üstelik Mexico City metrolarının en sevdiğim şahısları da metro trenleri arasında mekik dokuyor. Ellerinde pil, bant, sakız, diş macunu ve toka satanlara genç, yaşlı, kadın ve erkeklere ek olarak, siyah sırt çantalarına yükledikleri devasa hoparlörler ile trenleri inleten kişiler ellerindeki karışık müzik cd’leri 5 peso’ya satmaya uğraşıyorlar.

Bellas Artes’e geldiğimde, sokaklar yine oldukça sakin. Mexico City’ye bir önceki gelişimde zamanımın yetmediği “Palacio de Bellas Artes”i ziyaret etmek istiyorum. Müzenin kapılarının 08:00’de açıldığını öğrenince meydandaki banklardan bir tanesine oturup gelen geçeni izlemeye başlıyorum. Saat 08:00 olduğunda da müzeye giriyorum. Fakat meğersem, saat 08:00’de açılan sadece kapılarmış, sergilemeler değil. Bu muhteşem, beyaz mermerden görkemli bina, şehrin en sembolik yapılarından biri. Sergi salonlarının ne zaman açıldığını kestiremeyince ben de Zocalo Meydanı’na yürümeye karar veriyorum. Fakat bir önceki pazar günü olduğu gibi hem sokaklar kapalı, hem de etraf polis kaynıyor. Yönlendirdikleri farklı sokaklardan girip zigzaglar çizip meydana varınca işin aslını anlıyorum. Meğersem meydanda devasa bir eylem var. Enerji sektörünün özelleştirilmesine karşı bir araya gelmiş binlerce insan meydanı inletiyor. Yaşlısı genci demeden herkes sokaklarda. Çoluğunu çocuğunu kapan meydandaki yerini almış resmen. Bir süre eylemciler arasında dolanıyorum. Eylemciler arasında fırsattan istifade seyyar tezgahlarını açmış satıcılar da meydanı süslüyor.

Sonrasında da Zocalo Meydanı’na açılan sokaklara yöneliyorum. Fakat pazar gününün erken saatleri olması nedeniyle bütün kepenkler kapalı. Ben de “Kapalı Kepenk Ziyareti” adını verdiğim şapşal dolanmalarımı bir iki saat kadar sürdürüyorum. Bol bol fotoğraf çekiyorum. Binalar ve rengarenk kapalı kepenkler istediğim görselliği bana fazlasıyla veriyor. Sonrasında da Avenida Madero’ya doğru yöneliyorum. Telefonumun şarj kablosu yola çıktığımdan beri bilmem kaçıncı kez bozulduğu için yeni bir tanesini arayışa girişiyorum. (Eklemekte fayda var beş tane sahte kablo ve iki tane orijinal kablo bozuldu.) Kitabevlerinden bir tanesinden yeni bir kablo alınca da yol üzerindeki cafe’lerden bir tanesine oturup hem bilgisayarımı, hem de telefonumu şarj ediyorum. Nasıl olsa önümde 16 saatlik bir otobüs yolculuğu daha var. Bir süre cafe’de vakit geçirdikten sonra da Avenue Madero üzerinde yer alan “Museo del Estanquillo”yu ziyaret ediyorum. Burası neoklasik döneme ait muhteşem bir binanın içerisinde yer alıyor. Müzede şehrin kültürel tarihine ilişkin müzik, sinema, tiyatro posterleri yer alıyor. Müzenin en üst katındaki teras ise görmeye değer manzaralar sunuyor.

Müzeden çıktıktan sonra şansımı tekrardan Palacio de Bellas Artes’de deniyorum; ama anlamadığım bir şekilde sergi salonları hala kapalı. Ben de Alameda Central parkının rengarenk manzaraları arasından geçip Museo Mural Diego Rivera’ya giriyorum. Pazar günü olmasının avantajı ile bu müze de bedava. Burada Diego Rivera’nın en ünlü duvar resmi olan “Sueno de una tarde dominical en la alameda central” (Alameda Merkez’de bir pazar öğleden sonrası rüyası) sergileniyor. Sergi salonuna girdiğimde piyano eşliğinde opera söyleyen bir gence denk geliyorum. Bir süre duvar resmi karşısına oturup performansı dinliyorum. Bir süre duvar resmini inceledikten sonra da şehrin en büyük el sanatları pazarlarından biri olan “Centro de Artesanias La Ciudadela”ın yolunu tutuyorum. Genişçe bir alana yayılmış bu pazarda her Meksika’ya özgü her türlü hediyelik eşyayı bulmak mümkün.

Pazardan çıktığımda otobüs saatimin yaklaştığını fark ediyorum ve en yakın metro istasyonuna doğru yürüyüp istasyonun yolunu tutuyorum. İstasyona vardığımda otobüsüme daha bir saat var. Bu süre boyunca biraz kitap okuyorum. Sonrasında da otobüsümdeki yerimi alıyorum. Şansıma bütün otobüs dolu olmasına rağmen bir benim yanım boş. Bu da 16 saatin görece rahat geçeceği anlamına geliyor.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s