Guanajuato, Meksika.

Standard

15 Kasım 2013, Cuma.

DSC00749

DSC00750

DSC00666

DSC00667

Diego Rivera’nın doğduğu Museo y Casa de Diego Rivera.

DSC00671

DSC00678

Evin farklı odalarında çeşitli sergilemeler yer alıyor. Sergilemeler arasında en ünlü olanlardan bir tanesi ise Frida Kahlo’nun nü karakalem çizimi.

DSC00789

Universidad de Guanajuato

DSC00680

DSC00752

Rengarenk Guanajuato evleri.

DSC00748

Şehrin sokaklarını kesen tünelleri.

DSC00681

Plaza de la Paz.

DSC00745

DSC00697

DSC00781

DSC00688

DSC00782

DSC00701

Şehirden manzaralar.

DSC00773

DSC00773

DSC00690

DSC00694

Jardin de la Union’ın meydanı saklayan ağaçları.

DSC00695

Teatro Juarez.

DSC00714

DSC00719

DSC00727

Kutlama zamanı.

Yağmurlu bir Guadalajara sabahına uyanıyorum. Hızlıca hazırlanıp hostelden çıkışımı yapıyorum. Bu sefer doğru otobüse binerek otobüs istasyonunun yolunu tutuyorum. İstasyona vardığımda da nereye gideceğim konusunda pek bir fikrim yok. Direkt Mexico City üzerinden San Cristobal de las Casas şehrine gitmek çok cazip geliyor. Çünkü neredeyse bir aydır Meksika’dayım ve benim için şehirlerin birçoğu benzer yapıları ile kendilerini tekrar etmeye başlamış durumda. O yüzden yeni ülkeler, yeni kültürler içten içe beni çağırıyor. Fakat ben yine rahat durmayıp Guadalajara ve Mexico City arasındaki, Guanajuato isimli şehre biletimi alıyorum. Yol dört saate yakın sürüyor. Otobüs istasyonuna indiğimde şehir merkezine giden bir minibüse biniyorum. Minibüs daracık sokaklardan, tepeleri kesip geçen tünellerden ilerliyor ve sonunda rengarenk bir şehrin göbeğinde beni bırakıyor. Şehre o kadar son anda ve beklenmedik bir şekilde geliyorum ki, otobüs istasyonundayken bulduğum internet sayesinde yaptırdığım rezervasyondan konakladığım hostelin bile haberi yok. Eşyalarımı odaya yerleştirdikten sonra şehri keşfe çıkıyorum.

Guanajuato’yu ziyaret edenlerin %95’ini Meksikalılar oluşturuyor. Antonio Banderas ve Salma Hayek’in oynadıkları ‘Once Upon a Time in Mexico’ filminin belirli kısımlarının bu şehirde çekimesi sayesinde ismi iyice bilindik hale gelmiş. Şehrin bu kadar ünlü olmasının temel nedeni ise etrafını çevreleyen gümüş madenleri. Koloni döneminden kalma bu gümüş madenlerinden bazıları hala işlerliğini koruyor. Bu madenler şehrin zenginleşmesindeki en büyük etken olarak görülüyor. Dünyadaki gümüşün %20’sinin de burada üretildiği biliniyor.

Şehirdeki ilk durağım, konakladığım sokakta bulunan “Museo y Casa de Diego Rivera” yani Digeo Rivera’nın 1886 yılında ikiz kardeşi ile beraber doğduğu ev oluyor. İkiz kardeş iki yaşında ölmüş; Diego Rivera da altı yaşına geldiğinde ailesiyle beraber Mexico City’ye taşınmış. Günümüzde binanın giriş katı Rivera evini korurken, birinci ve ikinci katı aralarında Diego Rivera’nın eserlerinin de bulunduğu sergilere ev sahipliği yapıyor. Sergilemeler arasında en ilgi gören eserlerden bir tanesi ise Frida Kahlo’nun nü karakalem çizimi. Bir süre evin daracık ve içiçe geçmiş odaları arasında dolanıyorum. Aynı sokak üzerinde gezmek isterseniz 2010 yılında açılmış, restore edilmiş koloni dönemine ait bir malikanenin içerisinde şehrin tarihine ilişkin eşyaların sergilendiği “Museo del Siglo XIX” ve yerel sanat eserlerinin sergilendiği, özellikle Meksika minyatürleri ile dikkat çeken “Museo del Pueblo de Guanajuato” bulunuyor. Yine aynı bölgede sonsuz merdivenleri ile dikkat çeken “Universidad de Guanajuato” tüm görkemi ile şehrin her köşesinden rahatlıkla görülebiliyor.

Şehir genel olarak daracık sokaklar arasına serpilmiş minicik meydanlardan, rengarenk binalardan, sürekli bir yerlere çıkan merdivenlerden, meydanlarda kendisini gösteren ufacık kiliselerden ve bol bol tiyatrodan oluşuyor. Daha aynı günün sabahında buraya geleceğimden haberim yokken, içten içe bu şehre gelmeye karar vermiş olduğuma seviniyorum.

Plaza San Roque yakınlarında yer alan “Jardin de la Reforma”nın  banklarında bir süre oturup insanları izliyorum. Sonrasında bölgeye yayılmış meydanları geziyorum: Plazuela de San Fernando, Plaza de Los Angeles, Plaza de la Paz, Plaza del Baratillo… Yol üzerinde içerisinde bulundurduğu tahta heykeli Mağribiler’den saklamak adına 800 yıl İspanya’da bir mağarada korudukları heykelciğin bulunduğu “Basilica de Nuestra Senora de Guanajuato”‘yu ve koloni döneminden kalma kiliseler olan “Templo de San Diego” ve “Templo de San Francisco”yu geziyorum.

Şehrin kalbi “Jardin de la Union” isimli meydanın etrafında atıyor. Burası adeta büyülü bir atmosfere sahip. Meydanın etrafını öyle bir ağaç çevreliyor ki, sanki bütün meydanı saklarcasına, korurcasına ağacın oluşturduğu çatının altına girdiğinizde ayrı bir boyuta geçiş yapıyorsunuz. Aynı meydan etrafında merdivenlerinde insanların oturup muhabbet ettikleri görkemli “Teatro Juarez” yer alıyor. 2045 metre yükseklikte bulunan bu şehirde bulunan çok fazla tepecik nedeniyle en olmadık yerlerde kocaman tüneller karşınıza çıkabiliyor.Şehrin sokaklarını kaybola kaybola gezip yuvarlaklar çiziyorum. Yorulduğumda da kiliselerden bir tanesinin hemen yanı başına kurulmuş bir cafe’nin bahçesine oturuyorum. Karnımı doyururken bir yandan da yoldan geçenleri izliyorum. Gün batımı koloni dönemi binalarını farklı renklere boyuyor.

Hava karardığında hostelime geri dönüyorum. Konakladığım odaya Alman yeni oda arkadaşlarım gelmiş. Bu grup Erasmus değişim öğrencisi olarak Meksika’nın farklı şehirlerinde yaşıyorlarmış ve tatil fırsatını değerlendirerek farklı şehirleri keşfe çıkmışlar. Bana ertesi gün, şehrin yakınlarında bulunan Leon isimli bir başka şehirde çok büyük bir festival olduğundan ve herkesin bu festival dolayısıyla bölgeye akın ettiğini anlatıyorlar. Biraz muhabbet ettikten sonra biraz da şehrin gecesini görmek için tekrardan dışarı çıkıyorum.

Meksika’daki çoğu şehirde olduğu gibi, bu şehrin de gecesi sakinlikten çok uzak. Meydanları insanlar dolduruyor. Büyük meydanlardan bir tanesinde ise bir festivale denk geliyorum. Canlı müzik, çeşitli sokak yemekleri, rengarenk ışıklar. Bir süre burada vakit geçirdikten sonra ertesi gün ne yapacağıma çok da emin olmayarak hostelime dönüyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s