Cancun, Meksika.

Standard

26 Ekim 2013, Cumartesi.

IMG_3440

 

IMG_3431

IMG_3450

IMG_3460

IMG_3464

IMG_3467

Biri yağmur mu dedi?

Sabah uyandığımda havanın kapalı olması şaşırtmıyor beni. Bu sefer bir önceki günden temkinli olarak yanıma yağmurluğumu da almayı ihmal etmiyorum. İlk iş olarak ADO otobüs istasyonuna gidip ertesi gün için Tulum’a erken bir saate otobüs bileti alıyorum. Sonrasında da yine Zona Hotelera bölgesinin yolunu tutuyorum. Bu sefer yağmur bir önceki güne kıyasla çok daha etkili yağıyor. Üzerimde yağmurluk, ayaklarımda sandalet olmasına rağmen neredeyse bileğimi geçen su birikintileri ile mücade etmek oldukça zor oluyor.

Bir diğer halk plajı olan “Playa Marlin”de inip yağmurdan dolayı burada tutunamayağımı anlayınca en yakın cafe’lerden birine gidip kahve eşliğinde bir süre kitap okuyorum. Sonrasında da yağmurun etkisini azaltması ile şehir merkezine geri dönüyorum. Şehir merkezinde bulunan “Wal-Mart”a gitmeye karar veriyorum. Fakat elimdeki harita üzerinde gösterilen yer ile aslında Wal-Mart’ın bulunduğu yer arasında dağlar kadar fark var. Otobüsün son durağına gelmemize rağmen, beni hala otobüste gören şoför şaşırıyor. Wal-Mart’a gitmeyi amaçladığımı söyleyince, orayı çoktan geçtiğimizi belirtiyor. Beni başka bir otobüsün şoförüne emanet ediyor. Yarım saat sonunda Wal-Mart’a ulaştığımda beni bir süre idare edecek yiyecekleri depoluyorum, ihtiyaçlarımı tamamlıyorum ve yürüyerek yarım saat içinde hostelime dönüyorum.

Ertesi sabah Meksika saati ile 05:00’de mülakatım var. Üstelik tam da saatlerin değişeceği güne denk geldiği için uyuyakalmak istemiyorum. Bu da sabah 04:00 civarında uyanmam anlamına geliyor. O yüzden akşamı oldukça ağırdan alıp erkenden uyuyorum.

25 Ekim 2013, Cuma.

DSC08655

DSC08658

DSC08660

DSC08667

DSC08674

DSC08681

DSC08691

DSC08697

DSC08699

 

Iguana geçidi.

IMG_3391

 

 

Yanarım yanarım, şu plajı güneşli günde göremediğime yanarım.

IMG_3403

Cancun’da hava yağmurlu.

Gece boyunca yağmur yağıyor. Cama vuran yağmur damlalarının sesine birkaç kere uyanıyorum. Sonrasında yine uykuya dalıyorum. Sabah uyandığımda ise beni karşılayan yine aynı sevimsiz hava.

Cancun, aslında tam anlamıyla oturmamış bir şehir. Ya da diğer bir deyişle her sene çoğu ABD’li dört milyon turisti kendisine çeken muhteşem denizi ve plajları yüzünden turizme yerelliğini kaptırmış bir şehir. 2005 yılında Wilma ve Emily fırtınalarından oldukça kötü etkilenmiş bu turistik şehri eski haline döndürmek için hükümet neredeyse 200 milyon dolar yatırımda bulunmuş. Kumsalları eski haline getirebilmek için Cozumel ve Isla de Mujeres plajlarından 56 milyon metre küp kum taşımış.

Şehir temel olarak iki bölümden oluşuyor: Şehrin karmaşık merkezi “Downtown” ve üst düzey ve pahalı otellerin yan yana plaj kenarlarına dizildiği “Zona Hotelera”. Benim de kahvaltı yaptıktan sonraki ilk işim plajların bulunduğu Zona Hotelera bölgesine giden bir otobüse binmek oluyor. Şehir merkezinden kalkan R1 ve R2 otobüsleri sizi bütün plaj şeridi boyunca götürüyor. Meksika kanunlarına göre, sahil şeridini boy boy özel tesisler kaplasa da, herkesin plaja girme hakkı var. Bu sayede dilediğiniz bir otelden geçip plajlara ulaşabiliyorsunuz. Fakat ben “Playa Delfines” isimli halk plajında inmeyi tercih ediyorum. Uçsuz bucaksız uzanan plajlara da ilk bu sayede göz atabiliyorum. Gri fırtına bulutları gökyüzünü doldururken, berrak ve kristal okyanus dalgalarla boğuşan turistleri yiyecekmiş gibi duruyor. Bembeyaz kumlar ise çok davetkar duruyor. Ben de bir kenara oturup kitabımı okumaya koyuluyorum. Bir süre fırtınanın geldi gelecek havasını soluyorum. Sonrasında da

plajın bir başından bir başına yürümeye başlıyorum. Artık halk plajı sınırlarından turistik tesislerin bulunduğu bölgeye geçince de, otellerin içinden geçmek yerine gördüğüm bir kayalık bölgeden ana yola çıkmaya uğraşıyorum. Bu sırada kayalıkların arasında onlarca iguana da bir anda uğraştıkları ne varsa bırakıp beni izlemeye koyuluyor. Sağ salim kayalıkların öbür tarafına geçtiğimde ise ne yazık ki kendimi anayolda değil de çitlerle kaplı özel bir mülkte buluyorum. Benim orada bulunmama benim kadar şaşırmış iki güvenlik görevlisi ile bir süre muhabbet ettikten sonra, beni çıkışa yönlendiriyorlar. Ve sonunda tekrardan ana yoldayım.

Kukulcan Bulvarı olarak da bilinen ana yolu belli bölgelerde alışveriş merkezlerinin bulunduğu plaza’lar kesiyor. Onun dışında sağlı sollu ünlü oteller bölgeyi dolduruyor. Biraz daha ilerideki plaza’lardan bir tanesine gitmek üzere otobüse binmemle yağmurun bir anda bastırması bir oluyor. Plaza’lardan bir tanesinde inip yerel hediyelik eşyaların satıldığı mağazalara göz atıyorum. Sonunda da etkisini artıran yağmur karşısında pes edip şehir merkezine geri dönüyorum.

Şehir merkezinde bulunan restoranlardan bir tanesinde karnımı doyurup yağmurlu havada yapılacak en güzel işi yapmak için, film izlemek üzere odanın yolunu tutuyorum.

24 Ekim 2013, Perşembe.

Saatlerimiz 06:00’yı gösterirken huysuz huysuz çalan alarmla uyanıyoruz. Hava daha tam aydınlanmamış. Hala geceyi gündüze bağlayan mavinin etkisi gökyüzünde. Iraz’ların uçuşu 09:30’da. Benim uçuşum ise 13:50’de olmasına rağmen ben de onlarla beraber havaalanın yolunu tutuyorum. Havaalanına vardığımızda bir süre Iraz ve Onur’un işlemlerini halletmelerini bekliyorum. Sonrasında da vedalaşıyoruz. On bir gün göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. Bu iki güzel insan bana özlediğim Ankara havasını yaşattırmış ve ayrılık zamanı gelmiş. Yoldayken vedalaşmalar daha bir zorlu oluyor benim için.

Meksika’nın Cancun kentine olan uçuş vaktime kadar kitap okuyorum  Okunacak güzel bir kitap varsa zamanın nasıl geçtiği hiçbir zaman anlaşılmıyor. Cancun’a olan uçuşum ise sadece bir saat sürüyor. Cancun’a indiğimde yağmurlu ve kapalı bir hava beni karşılıyor. Havaalanının önünden kalkan ADO otobüsleri ile şehir merkezinde bulunan otobüs istasyonuna kolayca ulaşılabiliyor. ADO otobüs istasyonundan konaklayacağım hostele kadar olan yirmi dakikalık yolu yürüyorum. Hava sıcak ve nemli olmasına rağmen, atıştıran yağmur çok da sevimsiz bir atmosfer sunuyor.

Hostele vardığımda bana konaklayacağım odayı gösteriyorlar. Hostel inşaat anlamında tamamlanmamış gibi gözükse de, odam son derece temiz ve rahat. Üstelik dört kişilik odada sadece ben varım.

Hava kararmaya yakınken dışarı çıkıp karnımı doyuruyorum, sonrasında da Küba’da bulunduğum süre boyunca internetten uzak olmanın getirdiği iş yükünü hafifletmek üzere geceyi internette geçiriyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s