New Jersey, ABD.

Standard

11 Eylül 2013, Çarşamba.

IMG_0110 

Bizimkiler Kamil Amca’yı gözlüyor.

Bugün Max ve Junior’ın tıraş günü. Bir süredir kar yumağı gibi gezen bu ikili artık tüyleri nedeniyle gözlerinin önünü bile göremezken, tıraş olma vakitlerinin geldiğini belli ediyorlar. Sabah uyandığımda çoktan tıraş olacakları yere bırakılmışlar. Öğleden önce Kamil Amca ikiliyi almaya gidiyor da geldiklerinde tüylerinin birçoğu gitmiş olan bu şaşkınları minicikleşmiş buluyoruz.

Kahvaltı sonrasında yine bir süre spor yapıyorum. Biraz terlemek, biraz hareket etmek iyi geliyor bana bu aralar. Neredeyse üç haftadır tembelliğe alışmış vücudumu, bir hafta içinde yine çok yoğun bir tempo bekliyor. Bu nedenle şimdiden kendimi alıştırmaya çalışıyorum. Ter dökmek, bireysel sporlara daha düşkün olan ben için de bir nevi meditasyon yöntemi oluyor. Myanmar’da sakinlik ve huzurla bulamadığım meditasyonu koşturmacalarda bulmam da benim çelişkilerimden bir tanesi sanırım. Ortam sessizken değil de, her şey etrafımda dönerken aklımdan geçen sesleri susturabilmek yani.

Spor sonrası Sharon’ı Manhattan’a bırakmak için evden çıkıyoruz. Şehrin kalabalığı ve trafiğine girip çıkıyoruz. Sharon’ı bıraktıktan sonra Kamil Amca, Türk marketlerinin bulunduğu ve ağırlıklı olarak Türklerin yaşadığı bölgeye götürüyor beni. Buradaki Türk marketlerine uğrayıp beyaz peynir, pide ekmeği gibi son üç haftadır mutfağımızdan eksik olmayan öğeleri almak istiyoruz.

İşin garip tarafı New Jersey’in bu bölümü diğer kısımlarına göre oldukça farklı. Sokak ve kaldırım kenarlarında çöp birikintileri var, evler dökülüyor. İlk gittiğimiz Türk marketinde beyaz peynir bulamayınca İstanbul isimli ikinci markete gidiyoruz. Bu markette ise yok yok. Türkiye’den getirilen her türlü yiyecek ve içecek rafları süslüyor. Eti cicibebe, falım sakızlar, sarıkız sodalar… Üstelik Türk markalı temizlik ve güzellik ürünleri bile satışta. Ben bir süredir aş erdiğim berrak pancar turşusunu görünce hemen saldırıyorum kavanoza. Sonrasında ihtiyaçları alıp eve dönüyoruz.

Yine günün yarısından çoğu yollarda geçiyor. Sharon geldiğinde de yemek, muhabbet, televizyon ile gün sona eriyor.

10 Eylül 2013, Salı.

Günlerin burada belli bir düzene girmesini seviyorum. Sabah uyanıp kahvaltı yaptıktan sonra Kamil Amca, Sharon’ı Manhattan’a bırakırken ben de evin alt katında spor yapıyorum bir süre. Uzun süredir hareketsizlikten hamlamış vücuduma biraz hareket iyi geliyor.

Sonrası gün boyu televizyon ve bilgisayar başı tembellikleri ile geçiyor. En özlediklerimden yani. Akşam yine hep beraber yemeği hazırlayıp akşam yemeği etrafında sohbet ediyoruz. Son dönemlerde hava inanılmaz sıcak ve nemli olduğu için veranda sezonuna bir süre ara veriyoruz. Bir gün daha, tüm sakinliği ile sona eriyor.

9 Eylül 2013, Pazartesi.

Bugün Mina’nın dönüş günü. İki hafta nasıl ve ne ara bu kadar çabuk geçti anlamak, anlamlandırmak mümkün değil. Sabah uyanıyoruz. Meşhur veranda kahvaltımızı yapıyoruz, sonrasında uzunca bir süre muhabbet ediyoruz. Kahvaltı sonrasında Mina’nın eşyalarını topluyoruz. Ben bir süredir taşıdığım 60 litrelik büyük sırt çantamı ve diğer eşyalarımı Mina’ya veriyorum. Her şeyi hazır hale getirdiğimizde de aile ile skype görüşmeleri seansına geçiyoruz.

Mina’nın uçağı akşam üzeri olmasına rağmen, evden çok geç çıkmak istemiyoruz trafiği de hesaba katarak. Biraz oyalandıktan sonra da yavaştan yola koyuluyoruz.  Havaalanı yolu bir buçuk saat sürüyor. Havaalanına vardığımızda arabayı park ediyoruz, Mina’nın check-in işlemlerini hallediyoruz. İşlemler sonrasında bavulu ayrı bir yere bırakmak gerekiyor. Bavulu bırakıyoruz, Mina bu sırada asla bitmeyecek gibi gözüken ve neredeyse havaalanının yarısını bir baştan bir başa geçen uzun güvenlik sırasına giriyor. Biz de onunla beraber. Mina sırada ilerleyip güvenlikten geçene kadar neredeyse bir saat geçiyor. Sonrasında da veda zamanı geliyor. Dokuz aydır ilk defa gördüğüm ve ev hissine beni en yakın hissettiren kardeşime veda etmek benim için zor oluyor.

Mina’yı uğurladıktan sonra Kamil Amca da, ben de buruk eve dönüyoruz. Eve döndüğümüzde çoktan akşamüzeri olmuş bile. Bu sırada Sharon da eve gelmiş bile. Hep beraber akşam yemeğini hazırlıyoruz. Akşam yemeği, televizyon karşısı tembellikleri derken bir gün daha bitiyor.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s