Asya’ya Veda Ederken.

Standard

Şaka maka sekiz buçuk ay olmuş ilk yola çıktığım günden bu yana. Yolda olmanın bana hissettirdiklerini buraya yazmaya çalışsam sayfalarım yetmez herhalde. İlk dönemin kafa karışıklıkları, korkuları, “acaba yapabilir miyim?” diye düşündürten güvensizlikleri, tek başına olmanın getirdiği bocalama hali, tanıdığım ve bildiğim her şeyden uzakta kalmanın özlemi… Sonrasında yola ve yolda olmaya alıştıkça kendisini içten içe hissettiren “her şeyi yapabilirmişim” duygusu ya da yanılgısı. Yolda olduğum süreç boyunca dalgalar halinde gelen duygusal boşluklar; ama nihayetinde her seferinde kalıcı olan ve alttan alta kendisini hissettiren yoğun heyecan ve tatmin…

Fiziksel anlamda sürekli zorlayan koşullar. Kötü oteller, kirli banyolar, telleri çıkmış yataklar, soğuk duşlar. Sürekli durmadan yolculuk hali, iki üç günde bir değiştirilen şehirler; saatler hatta bazı durumlarda günler süren yolculuklar, sürekli uyuyacak yeni yerler arama durumu. Bindiğim sayısız değişik ulaşım aracı: uçaklar, otobüsler, arabalar, minivan’ler, pick-up’lar, tuk-tuk’lar, taksiler, jeepney’ler, motorlar, tekneler, feribotlar, kanolar, motorsikletler, bisikletler… Düşünün, üstelik bir de bu yolculukları sürekli olarak yoldan midesi bulanan bir insan yapıyor! En iyi arkadaşım olan mide bulantı hapları.

Ben üniversitedeyken bir aylık bir süre ile Fransa’ya gitmiştim. İlk tek başıma yolculuklarımdan bir tanesi olduğu için perişan olmuştum. Kilo vermiş, sakarlıklarımdan dolayı kollarımda bacaklarımda morartılar ile eve dönmüştüm. Beni gören annem epey üzülmüştü. Aradan birkaç ay geçtiğinde bu sefer annem ve babam, Avrupa’ya bir tur aracılığıyla gittiler. Bir gün Paris’teyken annem aradı, ağlıyordu. Metroya binmiş. Metro çok karışık ve kirliymiş. Beni bir an o metrolarda perişan halimle düşünmüş ve kendileri beş yıldızlı otellerde kalırken çok kötü hissetmiş. İşte benim canım annem. Kim bilir bu yolculuğum sıasında konakladığım yerleri görse ne hissederdi.

Yola çıkmadan önce her günümü, her yapacağımı neredeyse planlı yaşayan ben, öyle bir döneme girdim ki, bırakın ne yapacağımı bilmeyi, çoğu zaman bir sonraki gün nerede uyuyacağım bile belli değildi. Her yeni şehre adım attığımda planlarım tekrar tekrar değişti. Ne zaman uzun soluklu bir plan yapmaya çalışsam ve bir ülkeden dönüş için uçak bileti alsam, o biletin tarihini istisnasız her seferinde değiştirmek zorunda kaldım. Her yaptığım plan gelip beni popomdan ısırdı. Ülkelerde kalacağım süreler, şehirlere ayırdığım günler tekrar tekrar değişti. Bazı zamanlar tanıştığım insanların etkisi ile yeni şehirlere, yeni ülkelere yol aldım hiç planda yokken. Her anımı, her dakikamı, sadece o an varmışım gibi yaşamayı öğrendim. Hiç yarın yokmuşcasına. Bütün her şeyin anlamı sadece bulunduğum dakikada saklıymışcasına.

Yeni insanlar tanıdım, güzel insanlar tanıdım. Hayatım boyunca hiç varlığından haberdar olmadığım yerleri gördüm. Çoğu zaman nefesim kesildi. Heyecanımı gizlemek için derin derin nefes almam gerekti. Bazı anlarım oldu stresten çığlıklar atmak istedim, bazı anlarım oldu mutluluktan ağlamak.

Öyle ya da böyle tam tamına 254 gün geçti. 14 ülke, 131 şehir, uyunulan 137 farklı mekan sonrasında Asya’ya veda ettim. Ama macera burada bitmedi. Yepyeni kocaman bir kıta, keşfedilmeyi bekleyen yepyeni kültürler ile bu sefer Amerika’dayım.

Kısa kısa:

En beğendiğim ülke:
Filipinler

En az keyif aldığım ülke:

Laos

En zorlu ülke:
Hindistan

En leziz mutfak:

Hindistan

En dost canlısı millet:

Filipinler

En uzun kaldığım ülke:
Hindistan (35 gün)

En kısa kaldığım ülke:
Kamboçya (6 gün)

En korktuğum an:
-Hindistan’ın Jodhpur kentine gece otobüsü ile sabaha karşı 03:30’da hiçliğin ortasına bırakıldığımda.
-Endonezya’da Komodo adası etrafında dalış sonrasında, dalış botunun bizi bulamadığı bir saat.

En nefes kesici manzara:
Endonezya’da hala aktif olan Bromo Yanardağı’nda gündoğumu.

Gittiğim her ülkede istisnasız mutlaka rastladığım millet:
Fransızlar

Yolculuk sırasında kaybettiklerim:
-Eski nokia cep telefonu.
-Kulaklık.
-Güneş gözlüğü.
-Saat.

Reklamlar

6 responses »

  1. harikasın anıl.tebrikler.hem anın fotoğrafını çekmede hem de yaşadıklarını yazıya dökmede oldukça başarılısın.teşekkür ederiz.

  2. bizim içinde dolaş, dolaş ki senin gibi düşünenlere ilham verip, bahanelere sığınanlara bir gün cesaret verebilesin 🙂 arkadaşım dünyayı dolaşıyor diyebilelim 😉 sevgiler her neredeysen…

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s