Kuala Lumpur, Malezya.

Standard

24 Ağustos 2013, Cumartesi.

DSC04583

Kuala Lumpur Uluslararası Havaalanı’nda.

Resmi olarak Asya’daki son günüm. Akşam 22:00 itibariyle New York’a uzanan upuzun bir yolculuğa çıkıyorum ve 8,5 aydır beni ağırlamış olan Asya’ya güle güle diyorum. Gece yine bölük pörçük uyuyorum. İşin komik tarafı bu kadar aydır yolda olmama rağmen, hala her yeni ülke öncesinde, her yolculuk öncesinde oldukça heyecanlanmam. Sabah saatin alarmından önce erkenden uyanıyorum. Kahvaltı sonrasında son kez sokaklara çıkıp Çin ve Hint Mahallelerinin kaotik sokakları arasında dolaşıyorum. Asya’nın karmaşasını ve kalabalığını son kez içime çekiyorum.

Hostelden çıkış saati yaklaşırken odaya dönüp eşyalarımı yükleniyorum ve havaalanının yolunu tutuyorum. Biraz yürüyüş, LRT ile Pasar Seni istasyonundan KL Sentral istasyonuna geçiş, KL Sentral’dan otobüs ile havaalanı derken bir buçuk saat içinde havaalanına varıyorum. Havaalanlarında beklemeyi seven bir insan olarak, günün geri kalanını havaalanında film izleyerek, günlük yazarak, internet üzerinden aile ve arkadaşlarla görüşerek geçiriyorum.

Saat 19:00 olduğunda check – in işlemlerimi tamamlayıp kapıların olduğu bölgeye geçiyorum. İlk defa 2011 yılında geldiğim bu havaalanında her şey aynı hissettiriyor, yıllar içerisinde tek değişen benim sanki. Bir süre havaalanı mağazaları arasında dolandıktan sonra tam iki sene önce oturduğum cafe’ye gidip aynı masaya oturuyorum. Tarih tekerrürden ibarettir ya.

Uçuş saatim yaklaştığında da uçağa doğru ilerliyorum. 27 saat sürecek Tokyo aktarmalı New York uçuşum beni bekliyor.

23 Ağustos 2013, Cuma.

DSC04570

Kuala Lumpur’da şehir içi ulaşım yöntemlerinden bir tanesi de monorail adı verilen şehrin üzerinden giden trenler.

DSC04571

Pavillion Alışveriş Merkezi.

DSC04574

Çin Mahallesi’nden manzaralar.

DSC04573

DSC04575

Konakladığım hostelin en kötü tarafı altında yer alan reagge bar. İsminde reagge geçtiğine bakmayın, gece geç saatlere kadar kötü disko müziği bu bardan üst katlarda yer alan hostel odalarına kadar bangır bangır yükseliyor. Bu nedenle resepsiyondakiler bana özellikle hostelin üst katlarından oda verdiklerini söylüyorlar. Yine de gece uyurken bas tınılarını bastırmak adına kulak tıkaçsız uyumuyorum.

Sabah uyanıp kahvaltımı yaptıktan sonra Golden Triangle olarak bilinen alışveriş merkezleri ile ünlü bölgeye gidiyorum. Buradaki alışveriş merkezlerinde Apple ürünlerini satan elektronik mağazalar bulunuyor ve dünyadaki en ucuz Apple ürünlerinin Malezya’da olduğu biliniyor. Bu nedenle buradan hem kendime, hem de kız kardeşime yeni bir bilgisayar almayı planlıyorum. Bilgisayarlar neredeyse 100’er USD daha ucuza geliyor. Böylece bir süredir bana sınırsız işkence çektiren ve işlev olarak bir tuğladan farkı olmayan notebook bilgisayarımdan da kurtulmayı umut ediyorum.

Birkaç alışveriş merkezi gezdikten sonra Pavillion isimli alışveriş merkezinden bilgisayarları alıyorum. Buradaki görevliler benimle fazlasıyla ilgileniyorlar. Bilgisayarların kurulumunu beraber yapıyoruz, üstelik bilgisayarlara ek olarak bana ücretsiz klavye koruyucu, bilgisayar kılıfı ve de USB hediye ediyorlar. Benim bütün işleri halledip hostele dönmem neredeyse akşam üzerini buluyor. Hostele döndüğümde de bir sonraki gün için eşyalarımı hazırlıyorum. Bu sırada konakladığım odaya üç İngiliz kız geliyor. Liseden yeni mezun olduklarından, bir süredir Asya’yı gezdiklerinden ve Myanmar’dan daha yeni geldiklerinden bahsediyorlar. Hep beraber yemeğe çıkmaya karar veriyoruz. Bütün akşam boyunca onlarla yolculuklardan, Malezya’da gidebilecekleri şehirlerden bahsediyoruz. Kızlar yemek sonrasında bölgedeki barları denemeye karar veriyorlar, ben de ertesi gün beni çok uzun bir yolculuk beklediği için çok geç olmadan odaya geri dönüyorum.

22 Ağustos 2013, Perşembe.

DSC04563

DSC04564

DSC04565

Singapur Changi Havaalanı içerisinde yer alan Kelebek bahçesi.

DSC04567

Kaktüs bahçesi.

DSC04566

Ücretsiz sinema.

Sabah uyanıp kahvaltımı yapıyorum. Eşyalarımı topladıktan sonra Anni Teyze ile vedalaşıp erkenden havaalanının yolunu tutuyorum. Singapur’un gelişmiş metro sistemi sayesinde şehir merkezinden havaalanına kolayca ulaşılabiliyor. Metro yolculuğu bir saate yakın sürüyor.

Birkaç ay önce Osaka’dan Manila’ya uçuşum sırasında bana yaşattıkları problemlerden dolayı Jetstar Havayolları’na yazdığım şikayet mektubu sayesinde elde ettiğim 50 Singapur doları, bana bu yolculuğumda Kuala Lumpur uçuşu olarak dönüyor. Uçuşum akşam üzeri saat 17:00’de olmasına rağmen erkenden havaalanına gidip günü dünyaca ünlü Changi Havaalanı’nda geçirmeyi planlyorum.

Havaalanına vardıktan sonra ilk işim check-in işlemlerini tamamlamak oluyor. Diğer havaalanınlarından farklı olarak, Changi Havaalanı birçok havayolu aracılığıyla erken check-in imkanı sağlıyor. Yani uçuşunuza saatler de olsa erkenden işlemlerinizi tamamlayıp havaalanı içerisindeki etkinliklere katılabiliyorsunuz ya da alışveriş yapabiliyorsunuz. Havaalanında toplamda üç adet terminal bulunuyor. Her terminalde farklı ilgi çekici öğeler yer alıyor. Terminaller arasında yer alan trenler ile kolayca geçiş yapabiliyorsunuz. Örneğin Terminal 1’de kaktüs bahçeleri ve belli bir ücret karşılığında kullanabileceğiniz açık teras havuzu bulunuyor. Terminal 2’de ayçiçeği bahçesi ve orkide bahçesi yer alıyor. Terminal 3’te ise kelebek bahçesi, dünyanın bir havaalanı içerisinde yer alan en büyük kaydırağı ve bir adet sinema bulunuyor.

Benim uçuşum Terminal 1’den olmasına rağmen sırayla terminalleri geziyorum. En sonunda Terminal 3’teki sinema salonunda gösterilen filmlerden bir tanesini yakalayıp üç saatimi de burada geçiriyorum. Uçuşuma yakın tekrardan Terminal 1’e dönüyorum. Uçuşum bir saate yakın sürüyor.

Kuala Lumpur’a indiğimde sıcak ve nemli bir hava beni karşılıyor. Daha önceden öğrendiğim şekilde hızlı hızlı otobüslerin kalktığı durağa gidip şehir merkezine gidecek bir otobüse atlıyorum. Otobüs beni KL Sentral’e kadar taşıyor, sonrasında da LRT sistemi ile Çin Mahallesi’ne en yakın durak olan Pasar Seni’ye gidiyorum. Bir önceki sefer konakladığım ve büyük sırt çantamı bıraktığım hostele gidip kendime bir oda ayarlıyorum. Şansıma dört kişilik odada benden başka sadece Koreli bir kız konaklıyor. Eşyalarımı yerleştirdikten sonra Çin Mahallesi’nin karışık ve kabalık sokaklarına çıkıp karnımı doyuruyorum ve ara sokaklarda biraz dolanıyorum. Sonrasında da da hostele dönüp kalabalık bir grupla ortak odada uyku vaktim gelene kadar DVD izliyorum.

Reklamlar

2 responses »

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s