Tioman Adası, Malezya.

Standard

16 Ağustos 2013, Cuma.

DSC04072

Tioman’ın simgesi.

DSC04073

Asya’nın birçok şehrinde, kasabasında bu manzaraya rastlamak mümkün. Ezilmiş kurbağalar.

DSC04075

IMG_9449

Hobbit Evi’ni buldum!

IMG_9446

IMG_9450

Adanın denize paralel uzanan patikası.

IMG_9467

IMG_9489

Beni bu günbatımları mahvetti.

Öğlene doğru uyanıyorum. Kendimi uyandırmak için de denizin yolunu tutuyorum. Hava oldukça sıcak ve nemli. Üstelik dün öğleden sonradan farklı olarak deniz seviyesi oldukça yükselmiş. Bu adada vakit geçirmek için yapılacak en mantıklı işlerden bir tanesi yakınlarda yer alan Coral Island olarak bilinen adaya günübirlik turlar ile gitmek. Bu şekilde şnorkel ile yüzebileceğiniz gibi, dalış da yapabiliyorsunuz. Ben bir süredir bu bölgenin su altı yaşamına doyduğum için iki opsiyonu da pas geçiyorum.

Deniz kenarında ağaçların gölgesi arasında kendime güzel bir nokta bulup neredeyse bütün günü burada geçiriyorum. Arada odaya döndüğümde odanın içerisinin cehennemi andıran sıcaklığı ile karşılaşıp tekrardan soluğu deniz kenarında alıyorum. Müzik dinliyorum, kitabımı bitiriyorum. Asya görevim artık tamamlanmış. Ne adalar ilk seferki keyfi veriyor, ne şehirler. Bir noktadan sonra birbirini tekrar etmeye başlıyor her şey. Şimdi, deniz kenarındasın, sessiz sakin bir adadasın, ne şımarıklık ediyorsun diyebilirsiniz. Ama özellikle en güzel plajları, en güzel adaları, en güzel denizleri, en güzel şehirleri, en güzel yemekleri gördükten sonra bu tür yerler işkence olmaktan öteye gitmiyor. Bir an önce önümüzdeki hafta gelse de Amerika’ya gidecek olan yirmi beş saatlik uçak maratonumda yer alsam istiyorum. Hem tanıdık yüzler görecek olmanın sevinci, hem kız kardeşim ile sonunda kavuşacak olmanın sabırsızlığı var üzerimde.

Günbatımına kadar tabiri caizse deniz kenarında vakit öldürüyorum. Hava kararmaya yakınken de odaya dönüp duşumu alıp ABC koyu etrafında bir tur daha atıyorum. Kocaman sürüngenler, çeşitli kuşlar, elinizdeki yiyeceklere göz dikmiş maymunlar, zamansız öten horozlar adanın sakinlerini oluşturuyor.

Akşam tekrardan odaya dönüyorum. Biraz internet, güzel bir film (The Lover) derken gece yine sona eriyor. Ertesi sabah bu adadan ayrılmaya kesin olarak karar veriyorum. Böylece Asya’daki tropik ada maceralarımın sonuncusunu da tamamlıyorum.

15 Ağustos 2013, Perşembe.

DSC04039

Otobüsümüz bozuldu!

DSC04043

Feribota binmesi de, feribottan inmesi de ayrı dert.

DSC04044

DSC04046

Feribot manzaraları.

IMG_9504

Feribot penceresinden Mersing kıyıları.

DSC04076

Tioman Adası’nın merkezi Tekek’te, burada kasabanın ortasından ufak bir nehir geçiyor.

IMG_9498

Tekek’te yer alan bir pazarın garip kuralları.

DSC04048

DSC04056

Su akar, yolunu bulur.

DSC04063

Tioman’da günbatımı.

Sabah kuşların sesine uyanıyorum. Alan da çoktan uyanmış. Saat henüz 05:30 Biraz daha uyumak için kendimi zorluyorum. Beni otobüs istasyonuna götürecek taksi saat 07:00’de gelecek. Taksinin gelmesine on beş dakika kala uyanıyorum, hazırlanıyorum. Alan her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için benimle taksinin beni alacağı sokağa kadar geliyor. Taksi geldiğinde de bu muhteşem adam ile vedalaşıp otobüs istasyonunun yolunu tutuyorum.

Otobüs istasyonu, şehir merkezinin on beş dakika uzağında yer alıyor. Otobüsüm saat 08:00’de olmasına rağmen, ben buraya oldukça erken geliyorum. Otobüsün kalkacağı platformun kenarına oturup beklemeye koyuluyorum. Tabi ki otobüs vaktinde gelmiyor. Yarım saat rötar sonrasında eski püskü, teklemeden nasıl ilerleyebildiğini anlayamadığım bir teneke geliyor. Çok erken konuşmuşum!

Otobüse binip yarım saat kadar gidiyoruz. Uyuyabilmem için yarım saat yeter de artar bile! Gözleimi tekrar açtığımda bir süredir durduğumuzu ve otobüsün yarısının dışarıda olduğunu fark ediyorum. Önümde muhabbet eden yabancılara ne olduğunu soruyorum. Aracın bozulduğunu, yeni bir araç beklediğimizi söylüyorlar. Ben de dışarı çıkıp yol kenarındaki çimenlere serilmiş gruba katılıyorum. Otobüs yağ akıtıyormuş. Yarım saat kadar burada bekledikten sonra sonunda görece daha yeni sayılabilecek bir otobüs geliyor. Mersing’e kadar olan yolumuz bu noktadan sonra üç buçuk saate yakın sürüyor.

Mersin otobüs istasyonuna vardığımızda okları takip ederek feribot terminaline kadar olan on dakikalık yolu yürüyorum. Amacım buradan yakınlarda yer alan Tioman Adası’na geçmek. Günde sadece 2-3 sefer olduğu için yoğun bir kalabalık ile karşılaşıyorum. 35 RM’ye feribot biletimi alıp beklemeye koyuluyorum. Önce gelen feribottan inenlerin eşyaları indiriliyor, onlara yol veriliyor, sonra da feribota binenlerin eşyaları taşınıyor ve biz de klimalı feribotta yerimizi alıyoruz. Tioman Adası’na olan yol kocaman dalgaların arasında iki saat sürüyor.

Tioman Adası’na vardığımda konaklamak için üç alternatifim var: diğer bölgelere göre daha sessiz sakin olan Air Batang (ABC), biraz daha hareketli Salang ve uzun beyaz kumlu plajı ile ünlü Juara. Hava çok sıcak, ben de çok uğraşmak istemiyorum ve feribotun durduğu adanın merkezi sayılan Tekek’ten yürüyerek gidilebilen ABC’ye doğru yol alıyorum. Yolda yürüdüğümü gören yanımdan motosikleti ile geçen bir polis görevlisi beni ABC’ye kadar bırakmayı öneriyor. Seve seve teklifini kabul ediyorum. ABC’ye uzanan kayalıkları geçtikten sonra deniz kenarına paralel uzanan toprak yol üzerinden ilerliyorum. Yol kenarındaki konaklamalara yerleri olup olmadığını soruyorum. Sadece ilk sorduğum konukevi, iki kişilik odası olduğunu belirtiyor. Plajın sonuna kadar ilerlesem de şansım çok yaver gitmiyor; ben de tekrardan en başa dönerek iki kişilik kulübeyi iki gece için kiralamaya karar veriyorum. Tek kişi kalıyorum diye indirim yapmadıkları gibi, buranın sahipleri kablosuz internet şifresini de vermiyorlar. Görevli kadın “Bilgisayarını getir, ben gireyim.” diyor. Hem bilgisayarımı, hem telefonumu götürünce de “Normalde tek şifre veriyorum; ama sen iki kişilik odada kalıyorsun, o yüzden dert değil.” diye de ekliyor. Normal olarak bu tavırdan hiç hoşlanmıyorum.

Odaya yerleştikten sonra kitabımı alıp kumsala atıyorum kendimi. Açık sarı kumlar, sakin denizle birleşiyor. Bir süre denizde oyalanıyorum. Belli bir noktadan sonra deniz altında resifler başlıyor. Resiflerin arasında da kocaman denizkestaneleri bulunuyor. Bu nedenle burada yüzerken ekstradan dikkat göstermek gerekiyor. Günbatımını deniz kenarında yapıyorum. Havanın kararması ile beraber ada farklı bir havaya bürünüyor. Etrafta birkaç yerel restoran dışında hiçbir hareket kalmıyor. Odaya dönüp duşumu aldıktan sonra adanın kum yolu üzerinde bir tur atıyorum. Sonrasında da tekrar odaya dönüp bir film açıyorum. İşin komik tarafı, konukevinde saat 22:00’den sonra interneti de kesiyorlar. Ben içimden “Ne anladım bu işten.” diye geçirsem de geceyi sonlandırmak için film en iyi alternatif olarak ortaya çıkıyor.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s