Semporna, Malezya.

Standard

31 Temmuz 2013, Çarşamba.

DSC03163

Ben ve kadim dostum kedi, fare avındayız.

DSC03167

Dalışa hazırız.

DSC03165

DSC03170

Dünyanın en iyi dalış noktalarından bir tanesi olan Sipadan adası.

DSC03176

DSC03177

DSC03178

Sipadan adasında dalış yapanlar için ufak bir dinlenme alanı bulunuyor, bu alanın dışına çıkmanıza izin verilmiyor.

DSC03179

DSC03180

Botumuz için beklerken.

www_StefanUhlmann_de-7095

www_StefanUhlmann_de-7231

www_StefanUhlmann_de-7301

www_StefanUhlmann_de-7400

www_StefanUhlmann_de-7549

Su altı fotoğrafları Stefan’dan.
(Daha fazlası için: http://nina-und-stefan-auf-reisen-2013.blogspot.com)

DSC03184

Mabul adasına veda etme zamanı!

IMG_9048

Semporna manzaraları.

DSC03190

Şehirde yakılan çöplerin etrafında dolaşan kocaman sürüngenleri görebiliyorsunuz.

DSC03192

DSC03194

DSC03195

DSC03198

DSC03199

Ana meydana kurulan yerel balık pazarı.

DSC03205

DSC03206

Semporna sokakları rengarenk; ama oldukça kirli.

Bir önceki gece oldukça hareketli geçiyor benim için. Bardan bir sonraki gün dalış yapacak ekip olarak biraz erken dönüp dinlenmeye karar veriyoruz. Ben tam odama girip uykuya dalmak üzereyken, odadan garip sesler gelmeye başlıyor. İlk etapta sesin kaynağını anlayamıyorum. Işığı açıp bakmak istediğimde de odada bulunan raftan kocaman siyah bir yaratık fırlayıp yatağın altına kaçıyor. Merhaba fare! Bir süre ne yapacağımı bilmeden odanın dışında bekliyorum. Saat geç olduğu için etrafta da tek bir çalışan bile yok.

Şaşkın şaşkın nasıl bir çözüm yolu bulsam da, odamda fare olmadığından emin olsam diye düşünürken tesisin beyaz kedisi yamacıma geliyor. Ben yürürken beni takip etmeye başlıyor. Ben de kendi çapımda çözümümü bulduğuma inanıyorum. Odaya geri dönüyorum. Hiçbir çaba harcamama rağmen, kedi de benle beraber odaya giriyor. En başta yatakların altını bir kokluyor, sağa sola bakınıyor, etrafta fareden eser yok. Ben yatakları kaydırıyorum, belki bir hareket olursa fare dışarı çıkar diye; ama boşuna. Odada herhangi bir delik, aralık da bulunmuyor. Farenin nasıl girdiğini anlamadığım gibi, nasıl çıkacağını da anlamlandıramıyorum. Aradan bir saat geçiyor. Benim gözlerim artık kapanmaya başlamışken çabamdan vazgeçiyorum ve ışığı açık bırakıp yatağa yatıyorum. Kedi de kendini evinde hissetmiş olacak ki, benim yatağıma atlayıp kolumun altına kıvrılıyor.

Sabah saatimin alarmı ile uyanıyorum, bir önceki gün hafif yağmur yağdığı için Sipadan’da nasıl bir ortam ile karşılaşacağımızı kestiremiyorum. Yine de her şey yolunda gözüküyor. Kahvaltı sırasında karşılaştığım insanlar doğum günümü kutluyorlar. Sonrasında da Alman Nina ve Stefan, Danimarkalı Katherine ve Jeppe, Avustralyalı Lee, dalış hocalarımız Wong, Vanessa ve bot sürücümüz olarak yola koyuluyoruz. Sipadan’a olan yol bir saat kadar sürüyor. Vardığımızda el değmemiş sayılabilece minik tropik bir ada bizi bekliyor. Adanın girişindeki kulübede durup adlarımızı yazıp imzalarımızı atıyoruz. Sonrasında da ilk dalış noktamız olan Drop Off’da suya giriyoruz. Bir saate yakın süren dalışımız sırasında akıntı kuvvetli olsa da kalabalık ıskarmoz balığı grupları, onlarca köpekbalıkları, kaplumbağalar arasında buranın neden tekrar ve tekrar dünyanın en iyi dalış noktalarından bir tanesi olduğunu anlıyoruz. Dalışın başında bir mağaraya kadar girip kalabalık bir balık grubu ile karşılaşmak, sonrasında mavi derinliğe doğru mağaranın dar duvarları arasında ilerlemek de günün artılarından biri oluyor. Dalış sonrasında adaya çıkıp ahşap masaların bulunduğu bölgede diğer dalış okulları gibi mola veriyoruz. Çayımızı, kahvemizi içip, keklerimizi yiyoruz.

Bir saate yakın bir mola sonrasında ikinci dalış için hazırız. Barracuda Point olarak bilinen ikinci dalış noktamız birincisinden de etkileyici bir çeşitlilik ve kalabalık sunuyor. Her dalış sonrasında gördüklerimizden nefesimiz kesilmiş; ama fazlasıyla tatmin olmuş devam ediyoruz. İkinci dalışımız sonrasında da adada öğle yemeği molası veriyoruz. Bu seferki molamız biraz daha uzun sürüyor. Sonrasında da üçüncü dalışı yapmak için Turtle Pitch bölgesine gidiyoruz. Rengarenk resifler ve mercanlarla dolu bu bölgede, bir önceki günün yağmuru nedeniyle netlik ve görünürlük fazla olmasa da gördüğümüz köpekbalıkları ve kaplumbağalar neşemizi yerine getiriyor.

Dalışlar sonrasında oldukça mutlu, bir saatlik yol boyunca fazlasıyla tatmin hissederek tesise geri dönüyoruz. Tesiste fotoğraflara göz atarken hızlıca duşumuzu alıyoruz; çünkü tam bir saat sonra benimle beraber Hollandalı grubu ve Alman çifti Semporna’ya götürecek bir bot gelecek. Bu ekiple önümüzdeki 3-4 günlük planımız aşağı yukarı aynı olduğu için hep beraber hareket etmeye karar veriyoruz. Hep beraber tesisimiz aracılığıyla Semporna’daki eli yüzü düzgün tek otelde rezervasyon yaptırıyoruz.

Saat 16:00 olduğunda da tesistekilerle vedalaşıp botumuza biniyoruz. Semporna’ya vardığımızda saat 17:00’ye geliyor. Eşyalarımızı otele bırakıyoruz ve etrafta biraz dolanıyoruz. Yerel pazarı ziyaret edip, camiinin önünden geçiyoruz. Hepimiz bir sonraki gün için Sandakan’a gitmeyi amaçlıyor, bu nedenle otobüs istasyonuna gidip otobüs saatlerini öğreniyoruz ve sonrasında otele gidip biraz soluklandıktan sonra benim doğum günümü kutlamak amacıyla dalış okullarından bir tanesinin restoranına oturup biralarımızı ve doyurucu yemeklerimizi sipariş ediyoruz. Grup da yavaş yavaş kaynaşmaya başlıyor, espiriler havada uçuşuyor.

Benim içinse artık yaş olmuş 27. İşin garip tarafı, bu yolculuk sırasında en çok istediğim şeylerden bir tanesi yirmi yedinci yaşımı hatırlanır bir şekilde kutlamaktı. Bu sene benim için en hatırlanır, en unutulmaz yaşlardan bir tanesi oluyor.

Gece muhabbete karışıyor ve artık saatler gece yarısına gelirken çok geç olmadan otelimize dönüp sıcak duşumuzu alıp ertesi günün yolculuğuna hazırlanıyoruz.

30 Temmuz 2013, Salı.

IMG_9072

Tesisimizin yanında yer alan yerellerin yaşadığı kulübeler.

IMG_9085

Bölgede benimkine kıyasla daha lüks konaklamalar da bulunuyor.

DSC03123

DSC03125

DSC03126

DSC03127

DSC03131

DSC03134

DSC03136

DSC03138

DSC03141

DSC03146

DSC03149

DSC03151

DSC03158

Adanın renkleri.

DSC03159

Adadan tesise uzanan yol.

DSC03160

Gittiğimiz barda yerel bir grup popüler şarkılar söylüyor.

Gece boyunca yağmur yağıyor. Yağmur damlaları o kadar kuvvetli ki, bir noktada alüminyum çatı başımıza yıkılacak diye düşünüyorum. Kuvvetli dalgalar ahşap binanın temellerini bir sağa, bir sola sallarken en çok endişelendiğim konu ertesi sabah yapacağım dalış sırasında yağmur nedeniyle görünürlük problemi yaşamamız.

Sabah erkenden uyanıp hazırlandıktan sonra Sipadan’a gidecek dalış grubunun botunda yerimi alıyorum. Kalkmamıza dakikalar varken, bir önceki gün beraber dalış yaptığım yerel hocalardan James yanıma gelerek Sipadan izin listesinde adım olmadığını, benim dalışımın yarın olduğunu söylüyor. İzin listesinde bir önceki gün adımı görmeme rağmen, olay çıkarmamaya karar veriyorum. Muhtemelen tek kişi olmam nedeniyle ellerinde bulunan izinleri, iki yeni kişi geldiğinde onlar için kullanmak istemişler. Benim için ilk etapta hayal kırıklığı olsa da bir sonraki gün doğum günüm olduğu ve doğum günümü Sipadan’da dalarak geçirmek fırsatı elime geçtiği için içten içe seviniyorum. Üstelik en başta özelikle bu şekilde ayarlamaya çalışmış, başarılı olamamıştım.

Ben de bot değiştirerek, Mabul’da dalış yapacak olan gruba dahil oluyorum. Bu dalış grubunda Alman Nina ve Stefa bulunuyor. Kısa bir beklemeden sonra Mabul’un açıklarına çok yakın olan dalış noktası Lobster Wall’da bir saate yakın dalış yapıyoruz. Dalış yine çok keyifli geçiyor. Ahtapotlar, kaplumbağalar, rengarenk balıklar ve makro canlılar dalış boyunca etrafımızı süslüyor.

Dalış sonrasında tesise döndüğümüzde karnımı doyurup biraz dinleniyorum. Kitap okuyorum, eksik olan günlüklerimi yazıyorum, günbatımına kadar bütün vaktimi tesis içerisinde geçiriyorum. Sürekli okyanus suları üzerinde olduğumuz ve her kafamı kaldırdığımda muhteşem bir manzara ile burun buruna geldiğim için çok da şikayet etmiyorum.

Sonrasında adanın iç kısımları keşfe çıkıyorum. Kalabalık, hareketli, canlı, renkli ve son derece yoksul bir hayat burada karşıma çıkıyor. Tamamen kum alan üzerine kurulmuş derme çatma evlerin pencerelerinde, avlularında oynayan çocuklar adanın sesini de belirliyor. Adanın öbür başına vardığımda daha lüks tesislerin buraya kurulmuş olduğunu fark ediyorum. Bu tesisler, bizim tesisin aksine, kum alan üzerine kurulu, lüks konaklamaları ve yüzme havuzları ile fiyatlarının neden pahalı olduğunu ispatlar nitelikte önümde sıralanıyorlar.

Biraz daha etrafta dolandıktan sonra tesisin yolunu tutuyorum. Yerel dalış hocalarından Otto bana Filipin romu ikram ediyor, tesise yeni gelmiş Fransız grup ile muhabbet ediyorum. Sonrasında da gün içerisinde dalış yapmış Hollandalı grup (Jonas, Sjoerd, Floor) gelip bize deneyimlerini anlatıyor, Stefan ve Nina da bize Mabul’daki dalış fotoğraflarını gösteriyor. Ertesi gün olacak dalış için sabırsızlanıyorum. Hep beraber akşam yemeğimizi yedikten sonra, dalış hocaları ile beraber adanın sonunda yer alan bir bara gitmeye karar veriyoruz, burada gece boyu canlı müziğin olduğunu söylüyorlar.

Ara kum yollardan geçerek bara vardığımızda genel olarak yabancıların ağırlıkta bulunduğu, yerel bir grubun popüler şarkılar söylediği, loş ışıklı ama sevimli bir mekanla karşılaşıyorum. İçkilerimizi alıp kumlar üzerine serilmiş masalarda yerimizi alıyoruz. Güzel müzik, güzel muhabbet ve güzel insanlar ile dolu bir gece geçiyor, ve ben doğum günüme tam da olmak istediğim yerde giriyorum.

29 Temmuz 2013, Pazartesi.

DSC03100

DSC03102

DSC03107

Hızlı botumuz bir saat kadar bir sürede bizi Semporna’dan Mabul’a ulaştırıyor.

DSC03110

IMG_9059

DSC03112

DSC03116

DSC03117

DSC03119

Mabul’da konakladığım tesisten manzaralar.

www_StefanUhlmann_de-6233

www_StefanUhlmann_de-6309

www_StefanUhlmann_de-6738

www_StefanUhlmann_de-6816

Su altı fotoğrafları Stefan’dan.
(Daha fazlası için: http://nina-und-stefan-auf-reisen-2013.blogspot.com/)

Her ne kadar kendime gitmek istediğim şehirlere abuk saatlerde varan otobüslere tek başıma binmeme konusunda söz versem de Semporna bunun istisnalarından bir tanesi oluyor. Semporna’ya vardığımızda saat 04:16’yı gösteriyor. Yine şehrin bilmediğim bir bölgesinde, gecenin koyu karanlığında, uyku sersemi bir halde kendimi buluyorum.

Semporna’ya gelmemdeki en büyük amaç, Semporna açıklarında yer alan takımadalardan bir tanesi olan Sipadan adasında dalış yapmak. Sabah kıyılarından 36 kilometre uzakta yer alan bu ufak adası, dünyanın en iyi dalış noktalarından bir tanesi olarak biliniyor. Üstelik çok korunaklı bir bölge olduğu için mutlaka önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Lakin adada kalmak ve konaklamak mümkün değil. Adada dalış, izin sistemi ile çalışıyor ve bir gün içinde sadece 120 kişi burada dalış yapabiliyor. Bu yüzden hem fiyatlar çok yüksek, hem de buraya tur operatörleri ve dalış okulları dışında tek başınıza ulaşmanız mümkün değil. Buna bağlı olarak da Semporna takımadalarında konaklama imkanları genelde Mabul ve Kapalai adalarında yoğunlaşıyor.

Ben de bölgeye gelmeden önce Billabong Scuba aracılığıyla 3 gün 2 gecelik bir paket ayarlıyorum. Toplamda 6 dalış (3 tanesi Sipadan’da, 3 tanesi Kapulai ya da Mabul’da), Mabul adasında 2 gecelik konaklama ve her gün için üç öğün yemeği de içeren bu paket için toplamda 960 RM veriyorum. Bölgedeki birçok dalış okuluna e-posta gönderip her birinden ayrı bir fiyat, ayrı bir program alınca en basit ve ucuz dalış okulunun Billabong Scuba olduğunu fark ediyorum.

Aynı gün içerisinde dalış okulunun ofisinde 07:30’da buluşmaya sözleştiğimiz için de sabahın dördünde Semporna’ya vardığımda beklemekten başka çok da alternatifim kalmıyor. Otobüs istasyonundaki banklara oturup burada beklemeye başlıyorum. Etrafta benden başka bir iki tane ne yaptığını çok da anlayamadığım adam dolanıyor. Köpek çeteleri sağa sola havlıyor. Üç saat boyunca gökyüzünün gecenin siyahından, gündüzün açık mavisine geçişine tanık oluyorum. Zaman geçirmenin en iyi yöntemi kitap okumak; ama o kadar uyku sersemiyim ki her bir sayfayı okuyup anlamam normalden uzun sürüyor. Sürekli önüme gelip duran taksi şoförlerini başımdan def etmek de ayrı bir caba gerektiriyor.

Günün ilk ışıkları ile şehire de hayat gelmeye başlıyor. Ben de banktan kalkıp dalış okulunun ofisine doğru yürümeye karar veriyorum. Okula giden minik başörtülü kız çocukları, beni görüşlerinde “Hello miss” diye bağıran ve her seferinde “I love you”yu da cümle sonuna ekleyen erkek çocukları bir yana, her yolda gördüğüm amca ve teyzeye yol sora sora on beş dakika içerisinde otobüs istasyonundan şehrin göbeğinde yer alan dalış okulunun ofisine varıyorum. Burada görevlilerin gelmesini bir süre bekledikten sonra evrak işlerini ve ödemeleri hallediyorum. İşlemler tamamlandıktan sonra 5-6 kişilik bir grup ile beraber iskelede yer alan hızlı botda yerimi alıyorum.

Semporna’dan konaklamamızın yer aldığı Mabul adasına olan kırk beş dakikalık yolu saatte 50 kilometre giden hızlı botumuzla alıyoruz; ama ben zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamıyorum; çünkü bota binmemle uykuya dalmam bir oluyor. Gözlerimi açtığımda ise Mabul adasına gelmişiz bile.

Mabul adasının kristal beyazı sularına yaklaştığımızda gördüğüm manzara son derece etkileyici. Ada etrafında yüzen bir şehir inşa edilmiş gibi duruyor. Adanın çevresini tahta sopalara kurulmuş evler ve konukevleri çevreliyor. Bu bölgede özellikle gelgitler çok kuvvetli olduğu için bu tür bir yönteme başvurduklarını düşünüyorum. Bir yandan da tahta su üzerine yapılmış evlerin ortasında saklı kalmış adanın kendisinin nasıl olduğunu içten içe merak ediyorum.

Dalış okulunun su üzerine kurulmuş kulübelerinden ve restoranından oluşan tesisine geldiğimizde benimle beraber feribottan yaşlı iki Amerikalı amca ve kabalık bir Çinli grup iniyor. Öğrendiğime göre bu grubun adaya gelmekteki amacı şnorkel ile yüzmek.

Bana su üzerindeki basit, basık ve karanlık odalardan bir tanesini veriyorlar. Odanın tek güzel yanı camdan baktığımda okyanusu görebilmem. Üstelik dalgaların kaldığım kulübenin denize çakılı tahta ayaklarına çarpışının çıkardığı ritim de odaya ayrı bir hava katıyor.

İlk dalışın bir saat içerisinde olduğunu belirtiyorlar. Hızlıca kahvaltımı yaptıktan sonra odada bir yarım saat kadar uyukluyorum. Sonrasında da dalış ekipmanlarını hazırlamak üzere merkeze geçiyorum. Eşyaları hazırlayıp sabahkine benzer bir hızlı botta yerimi alıyorum. Botta şnorkel ve dalış yapacak iki ayrı grup bulunuyor. İlk durağımız Kapalai’de yer alan Mandrin Valley isimli dalış noktası oluyor. İlk dalışım sorunsuz geçiyor. Bu sefer ağırlıkları da rahat ayarladığım için elli dakikalık dalış boyunca çok keyif alıyorum. Su altında son dalışlarımda gördüğüm kadar canlı resifler olmasa da, dalar dalmaz vatozlar, lagoslar, resif ahtapotları, sandıkbalığı, kurbağa balığı ve devasa bir murana görüyoruz. Su altında çok fazla batık bulunuyor. Batık ve çürümeye yüz tutmuş tahta kulübeler, eski tekneler dalış ortamını daha da cazip kılıyor.

Dalış sonrasında tekrardan tesise dönüyoruz. Öğle yemeğini yedikten sonra günün diğer dalışının bir saat içerisinde olduğunu söylüyorlar, ben bu süreyi yine uyuklayarak geçiriyorum. 13:30’da ikinci dalış için bottaki yerimizi alıyoruz. Mabul’da bulunan Paradise 1 olarak bilinen dalış noktasına gittiğimizde su altına dalar dalmaz yeşil bir deniz atı ile karşılaşıyoruz. İlk defa bir deniz atı gördüğüm için çok heyecanlanıyorum ben. Sonrasında yine elli dakika kadar su altında kalıyoruz. Batık bir geminin üzerinde dinlenen boyu neredeyse benim kadar olan kaplumbağa ve yine aynı geminin altında dinlenen bir başka kaplumbağaya denk geliyoruz. Ben resiflerin bir tanesinin arasında sürekli renk değiştiren bir resif ahtapotunu fark ediyorum. Beyaz benekli bir fulyabalığı hızla önümüden geçiyor, bir kayanın altında devasa bir aslan balığı görüyoruz. Devasa mürekkep balığı ise dalışa son noktayı koyuyor. Dalıştan son derece keyif almış şekilde sudan çıkıyoruz.

Tesise geri döndüğümüzde ise ben duş alıp kendimi direk yatağa atıyorum. O kadar yormuş ki son günlerin gece otobüs yolculukları ve günün dalışları, yatağa girmemle uykuya dalmam bir oluyor. Uyandığımda hava çoktan kararmış bile. Dalga sesleri arasında uyanmayı ne kadar da özlediğimi fark ediyorum. Tesisin açık hava banklarında denize karşı kitap okuyorum, denizi izliyorum.

Bir sonraki günün Sipadan dalışları için son derece heyecanlı güne son veriyorum.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s