Sandakan, Malezya.

Standard

1 Ağustos 2013, Perşembe.

DSC03210

DSC03213

DSC03214

DSC03218

DSC03219

DSC03224

Sandakan sokakları.

DSC03233

DSC03245

Yerel yiyecek pazarı oldukça kalabalık. Her yeri leziz kokular dolduruyor.

DSC03254

Sandakan deniz kenarı.

Sabah erkenden uyanıp otobüs istasyonunun yolunu tutuyoruz. Otobüsümüz 08:30’da kalkıyor. Biz de kendimize görece boş olan otobüsümüzde bir yer bulup yayılıyoruz. Semporna’dan Sandakan’a olan yol altı saate yakın sürüyor. Yol boyunca yanımda kimsenin olmamasından yararlanarak müzik dinleyerek uyuyorum. Bir süredir uykusuz geçen geceler üstüne dalış yorgunluğu da eklenince bedenim tekrardan yorgun düştüğü için bu tür ara dinlenmelere ihtiyaç duyuyorum.

Sandakan’a vardığımızda, otobüs istasyonunun şehrin dışında olduğunu öğreniyoruz ve altı kişi iki taksiye atlayarak rehber kitaptan ucuz ve temiz olduğunu okuduğumuz Sea View Otel’e gidiyoruz. Hepimize göre bir oda olduğunu öğrenince de buraya direk yerleşiyoruz. Amacımız burada bir gün kalıp bir sonraki gün için Kinabatangan Nehri’ne bir tur ayarlamak. Benim planlarımda hiç yeri olmayan bu etkinliği, beraber gezdiğim grup bolca övdüğü için denemeye karar veriyorum. Beraber gezdiğim grup ise son derece sevimli iki Alman: öğretmen Nina ve nişanlısı Stefan (Stefan aynı zamanda profesyonel olarak fotoğrafçılıkla ilgileniyor) ve üç Hollandalıdan oluşuyor: öğretmen Sjoerd, kız arkadaşı Floor ve Sjoerd’in ev arkadaşı Jonas.

Biz otele yerleşirken Sjoerd ve Floor da hastanenin yolunu tutuyorlar. Dalış sırasında ayağına küçük gelen paletler yüzünden ayağı yara olan Sjoerd’in yarası giderek büyümüş, ayağı da şişmeye başlamış. Özellikle otobüs yolculuğundan sonra da ağrısı çok artmış. Bu nedenle durumu kontrol altına almak istiyorlar. Sjoerd ve Floor’u beklerken biz de otelin hoş geldin ikramlarının tadına bakıp gideceğimiz turun detaylarını araştırmaya koyuluyoruz. Sonunda Sjoerd ve Floor ellerinde bir dolu ilaç ve kremle geliyor. Burada hastanelerde girişte belli bir ücret (50 RM) ödeyip muayene olabiliyorsunuz, üstüne ilaçlar da bu ücrete dahil. Hep beraber bir sonraki gün için turumuzu ayarlıyoruz. Sonrasında da karnımızı doyurmak için dışarı çıkıyoruz. Yerel restoranlardan birinden bir şeyler yedikten sonra, şehrin kalabalık ve renkli sokakları arasında dolaşıyoruz. Herkesin ilerleyen günler için ufak tefek ihtiyaçları var, bunları süpermarketlerden, eczanelerden tamamlamaya uğraşıyoruz. Sonrasında da rengarenk yerel yemek pazarının içinden geçip deniz kenarından ilerleyerek otelimize geri dönüyoruz.

Çoktan akşamüzeri olmuş bile. Otelde biraz dinlenip akşam yemeği için dışarı çıkmak konusunda anlaşıyoruz. Bir saat kadar soluklandıktan sonra da deniz kenarına dizili restoranları denemeye karar veriyoruz. Bir iki kere bakıp menülerini beğenmedikten sonra, seçeneklerin daha çok olduğu yerel bir restorana oturuyoruz. Ben mürekkep balığı ve karides sipariş ediyoruz, sonuç bu ufak tefek restorandan beklenmeyecek kadar lezzetli. Burada karnımızı doyurup gece boyu muhabbet ediyoruz. Sonrasında da çok geç olmadan otelimize geri dönüyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s