Cakarta, Endonezya.

Standard

25 Temmuz 2013, Perşembe.

DSC03020

DSC03021

DSC03024

Şehrin tarihi bölgesi, Hollanda sömürgesi döneminin izlerini taşıyor.

DSC03031

Tavuk Pazarı Köprüsü.

DSC03032

DSC03036

DSC03037

DSC03038

DSC03039

DSC03040

Cakarta’nın tarihi yüzü.

Sabah erkenden uyanıp eşyalarımı toparlıyorum. Odadan çıkışımı yapıyorum. Sırt çantamı otele bırakarak şehrin görmeyi son istediğim bölgesi olan Kelapa ve Kota bölgesine doğru yol alıyorum. TransJakarta otobüsleri ile buraya kolayca varılabiliyor.

Bölgeye varınca Taman Fatahillah diye anılan, şehrin tarihi merkezi olarak bilinen ve Hollanda sömürgesi döneminden kalma binaların bulunduğu meydanı ziyaret ediyorum. Bu bölgede sömürge döneminin önemli binaları ve bu binalara yerleşmiş çeşitli sanat ve tarih müzeleri yer alıyor. Bölgeden biraz daha deniz kenarına doğru yürüyüp yine Hollanda döneminden kalma, Kali Besar kanalının üzerinde bulunan açılır kapanır “Tavuk Pazarı Köprüsü”nü görüyorum. Şehrin deniz kenarına doğru olan bölgeleri, konakladığım modern yüzünden oldukça farklı. Bu bölge tarihi öğeleri barındırırken, şehrin yoksul yüzüne de tanık olmama yardımcı oluyor. Nehir kenarında biraz yürüdükten sonra buram buram yükselen lağam kokusuna daha fazla dayanamacağımı fark edip otele geri dönmeye karar veriyorum.

Otele geldiğimde otelin sahibinin beni kendi aracı ile havaalanına bırakma teklifini kabul ediyorum. Aynı günün akşamına Malezya’nın Sabah bölgesindeki Kota Kinabalu şehrine uçağım var. Havaalanına yine ve yeniden oldukça erken gelsem de modern, klimalı ve ücretsiz bağlantısız internet ile çevrili havaalanında vakit geçirmek kolay oluyor.

Saat 19:00 olduğunda uçağa biniyorum. Kota Kinabalu’ya olan yolculuğum iki saat kırk dakika sürüyor.  Gece yarısına doğru Kota Kinabalu havaalanına varıyorum. Havaalanında tanıştığım Portekiz çiftle sohbet muhabbet derken gümrük işlemlerini halledip beraber bir taksi paylaşmaya karar veriyoruz. Kadın Lizbon’da resim öğretmenliği yaptığından, adam da ressam olduğundan bahsediyor. Yaz tatillerini değerlendirmek üzere bölgeye gelmişler. Onların daha önceden ayarladıkları bir otel olduğu için ve ucuz konaklamaların hepsi aynı bölgede yer aldığından beraber taksiyle Australian Place olarak anılan bölgeye gidiyoruz biniyoruz. Burada birkaç yere oda sorma girişiminde bulunup saatin geç olması nedeniyle çoğunun kapısının kapalı olduğunu görünce ben de Portekiz çiftle aynı yere konukevine giriyorum. Şansıma ellerinde güzel bir de odaları var.

Odaya eşyaları bıraktıktan sonra biraz şehri gece gözüyle görmek, biraz da temiz hava almak adına kendimi direk dışarı atıyorum. Gerçekten de daha önce burayı ziyaret eden Türklerden duyduğum gibi, şehirde direk İzmir havası var. Sokakları, binaları, deniz kenarı izmir’i andırıyor. Deniz kenarına kadar yürüyüp odaya geri dönüyorum.

Saat o kadar geç olmuş ki, bütün yorgunluğuma rağmen sıcak duş olduğunu duyunca duş almadan uyumamaya karar veriyorum. En son sıcak duşumun üzerinden bir ay geçmiş, Endonezya’dayken sıcak duş tamamen lüks haline gelmişken sıcak su bir anda bütün kaslarımı gevşetiyor. Sonrasında da neredeyse yolculuğum boyunca yattığım en rahat yatakta güzel bir uykuya dalıyorum.

24 Temmuz 2013, Çarşamba.

DSC02947

DSC02949

DSC02953

DSC02955

DSC02957

DSC02959

 

DSC02969

Ulusal Müze’den görüntüler.

DSC02965

DSC02981

Özgürlük Meydanı’nda yer alan Ulusal Anıt.

DSC02985

DSC03006

İstiklal Camiisi.

DSC03009

DSC03016

Şehir merkezinde camiilere ek olarak çeşitli kilise ve katedraller de bulunuyor.

DSC03019

X isimli alışveriş merkezi içerisinde yer alan son derece rahat ve gösterişli sinema salonu.

Öğlene doğru uyanıyorum. O kadar uzun zaman olmuş ki bu kadar deliksiz uyumayalı. Kendime geldikten sonra şehrin ilgi çekici yanlarını görmek üzere kendimi dışarı atıyorum. Yine TransJakarta otobüslerinden bir tanesine binerek (burada hatlara kategori deniyor) Ulusal Müze’nin önünde iniyorum.

Müze iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm, muazzam ve sevimli bir bahçenin etrafına yan yana dizilmiş sergi odalarının bir araya getirdiği tek bir katken; ikinci bölüm diğer bir binanın içerisinde bulunan dört kattan meydana geliyor. Bu müzeyi baştan sona gezmem iki saatimi alıyor. Müze boyunca sergilenenler sayesinde Endonezya’nın farklı adalarındaki insanları, kültürleri, gelenekleri hakkında her türlü detaya sahip olabiliyorsunuz. Takılarından kıyafetlerine, müzik aletlerinden kullandıkları mobilyalara kadar.

Ulusal Müze’den çıktıktan sonra uzaktan kendisini gösteren National Monument yani Ulusal Anıt’ın bulunduğu parka gitmeye karar veriyorum. Merdaka Meydanı’nın yani Özgürlük Meydanı’nın ortasında yer alan bu 132 metrelik anıt şehrin birçok bölgesinden kendisini belli ediyor. Anıttan sonra Parlamento binası, İstiklal Camisi ve Katedrali ziyaret ediyorum. Hava sıcak ve oldukça nemli. Dönüş yolunda otobüse binmek yerine, başladığım noktanın yakın olduğunu fark edip yürümeye karar veriyorum. Zaten her seferinde beni bitiren bu her yeri yürünebilir olarak görme alışkanlığım oluyor. Şehri yürüyerek görmek her zaman o şehri tanımak için en iyi yöntem olsa da sıcak, nemli, kalabalık ve gürültülü Cakarta sokaklarında otelime dönmem bir buçuk saatimi alıyor. Odaya kendimi attığımda ise biraz klimanın altında es vermem gerektiğini fark ediyorum.

Akşama doğru tekrardan dışarı çıkıyorum. Karnımı yakınlardaki bir alışveriş merkezinin alt katında bulunan süpermarketten aldığım taze meyve ve sebze ile doyuruyorum. Sonrasında da bir önceki gün gördüğüm ve sinemasına göz koyduğum X alışveriş merkezine gidiyorum. “Upside down” isimli filme bir bilet alıyorum. Sinema salonu son derece modern ve gösterişli. Salondan içeri girdiğimde hayatım boyunca karşılaştığım en geniş ve rahat sinema koltukları beni karşılıyor. Film sırasında yine nerede olduğumu, ne yaptığımı unutuyorum da, film bittikten sonra yeryüzüne, alışveriş merkezine ve Cakarta’ya inmem uzun sürüyor. Yine bir önceki günün kalabalığı arasında odama geri dönüyorum.

23 Temmuz 2013, Salı.

DSC02938

Cakarta’nın modern yüzünün gündüzü.

DSC02941

DSC02944

Gecesi.

Sabah 08:00’e karşı otobüsümüz Cakarta trafiğine giriyor. Şehirde farklı otobüs terminalleri bulunuyor. Ben hangisine gideceğimizden tam olarak emin olamıyorum. Saat 09:00 civarında bir terminalin girişinde yer alan bir benzinlikte otobüsümüz durup geri kalan yolu taksi ile gitmemiz gerektiğini belirtiyor. Biraz sesimizi yükseltip orada inmeyeceğimizi net bir şekilde belirtince (zaten benim biletimin üzerinde geldiğimiz istasyondan bile farklı bir terminal ismi yazıyor) bizi otobüs terminalinin içerisine kadar bırakmayı kabul ediyorlar.

Terminalde indiğimde ilk işim buradan kalkan Yogyakarta’dakine benzer bir sistemi olan TransJakarta otobüs istasyonunu bulmak oluyor. Görevlilerle konuştuktan sonra ucuz konaklamaların bulunduğu JL Jaksa bölgesine gidebilmek için üç aktarma yapmam gerektiğini öğreniyorum. Sadece 3500 IDR ödeyerek bir saatten biraz fazla bir sürede Jaksa sokağının bulunduğu bölgeye varıyorum. TransJakarta otobüsleri çok kalabalık, trafik de içinden çıkılmaz olmasına rağmen otobüslerin klimalı olması yolculuğu çekilebilir kılıyor.

Jaksa bölgesine geldiğimde yan yana dizilmiş alışveriş merkezleri, geniş ana caddeler, modern binalar, aynalı gökdelenler şehir merkezini dolduruyor. Yol üzerinde gördüğüm bir Starbucks’a oturup neredeyse iki ayın ilk kahvesini içiyorum. İlk yudumun nasıl iyi geldiğini belirtmeme gerek yok. Burada biraz soluklandıktan sonra da Jaksa yoluna doğru yürüyüp adam gibi konaklayacak bir yerler aramaya koyuluyorum. Normalde ziyaret ettiğim şehirlerde ucuz konaklamaların yer aldığı bölgelerde yan yana oteller ve konukevleri görmeye alışmış ben, görece boş bir sokak ile karşılaşınca hayal kırıklığına uğruyorum. Birkaç oteli kontrol edip kötü odalar ve yüksek fiyatlar ile karşılaşınca da rehber kitapta önerilen ucuz konukevlerinden bir tanesinin yolunu tutuyorum. Klimalı odaları olduğunu duyunca da hemen bir oda ayarlıyorum kendime.

Odaya yerleşip önce bir süre dinlenip enerji topluyorum. Odadan çıktığımda ise çoktan öğleden sonra olmuş bile! Bölgede yapacak çok fazla bir şey olmadığını fark edince ana cadde üzerindeki alışveriş merkezlerini gezmeye ve Endonezya’nın modern yüzünü görmeye karar veriyorum. Jaksa yolundan ana caddeye kadar olan uzun yolu, yan yana dizilmiş, sabah orada olmayan kaldırım üstü yemek tezgahları ve mobil restoranlar dolduruyor. Endonezya yemeği beni şu ana kadar hep hayal kırıklığına uğrattığı için tezgahlar da çok ilgimi çekmiyor. Ana cadde üzerinde X ve Plaza Indonesia gibi alışveriş merkezlerini geziyorum. Genelde bölgedeki alışveriş merkezleri birbirlerine bağlı bulunuyor ve bir alışveriş merkezinden bir diğerine kolayca geçebiliyorsunuz. Burada bir süredir özlediğim tüketim kültürü, modern mağazalar ve klimalı koridorlar arasında kayboluyorum. Hava artık kararmışken alışveriş merkezlerinin olduğu bölgeden dışarı çıkıyorum.

Alışveriş merkezlerinin bulunduğu meydanda da ayrı bir kalabalık bulunuyor. Meydanı dolduran küçük tezgahlarda çay, kahve ve atıştırmalıklar satılıyor. Kaldırım kenarlarına oturmuş insanlar alışveriş merkezlerinin gölgesinde farklı bir tadın keyfini çıkarıyor. Ben de ılık akşam rüzgarı yüzümü okşarken odaya geri dönüyorum.

Odaya girmemle kaşınmaya başlamam da bir oluyor. İçten içe odada tahta kurusu olduğunu düşünsem de yapacak çok fazla bir şeyim yok. Huzursuz bir uyku beni bekliyor.

Reklamlar

2 responses »

  1. Merhaba sanirim Jakarta da asıl görülmesi gereken yerlerin başında gelen en kalabalık yoksul Kampong Johar Baru’yu görmediniz…İnanın taktıgım maske bile fayda etmedi ve 1 yılda 14 kilo verdim…selamlar

    • Çok kolay gelsin size şimdiden. Endonezya’nın kalabalık şehirlerinin, özellikle de Cakarta’nın ne kadar zorlayıcı olduğunu tahmin edebiliyorum. Selamlar.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s