Bali, Endonezya.

Standard

16 Temmuz 2013, Salı.

IMG_8888

Flores – Bali arası uçaktan gözüken ufak adalardan bir tanesi.

DSC02134

Motosikletle giderken.

DSC02145

Padang Padang plajı.

DSC02155

DSC02175

DSC02196

DSC02233

DSC02240

Pura Luhur Tapınağı’nın bulunduğu Uluwatu bölgesinden manzaralar.

Sabah saatin alarmı ile uyanıyoruz. Bizi Bali’ye götürecek uçağımız saat 10:05’te olduğu ve havaalanı şehir merkezine çok da uzak olmadığı için güne biraz daha sakin ve yavaş başlıyoruz. Konukevinde kahvaltılarımızı yapıyoruz. Midem bir önceki günden biraz problemli olduğu için ben her yediğime temkinli yaklaşıyorum.

Kahvaltı sonrasında eşyalarımızı toplayıp bizi havaalanına götürecek bir araç ile anlaşmak üzere ana yola çıkıyoruz. Şehirde daha önce hiç taksi görmediğimiz için nasıl bir araçla yolculuk yapacağımız konusunda da pek bir fikrimiz yok. Yola çıkmamızla büyüklü küçüklü bütün araçların durması bir oluyor. Birkaçına fiyat soruyoruz, sonunda bir tanesi ile 20.000 IDR’ye anlaşıyoruz. Havaalanı ana yolun biraz daha dışında yer alıyor ve şehir merkezinin bulunduğu liman kıyısından havaalanına ulaşmak on beş dakikamızı alıyor.

Havaalanına geldiğimizde küçücük bir bina bizi karşılıyor. Binanın dışında bulunan cafe’den bozma sandalyelerin atıldığı alanda tekne turunda tanıştığımız Slovak Marketa ile rastlaşıyoruz. O da 09:00 uçağı ile Bali’ye uçacağını söylüyor, işlemlerini çoktan halletmiş bile. Biz de içeri girip check-in işlemlerimizi tamamlıyoruz. Bu küçük havaalanında her şey bilgisayarsız elle ayarlanıyor. Şehirden havayolu ile çıkabilmeniz için 10000 IDR havaalanı vergisini de ödemeniz gerekiyor. İşlemlerimizi hallettikten sonra uçağımızı beklemek adına dışarı çıkıyoruz. Marketa ile biraz muhabbet ediyoruz.

Biz muhabbete dalmışken Cihan ve Marketa’nın beraber dalış yaptığı İtalyan bir adam da yanımıza geliyor ve muhabbetimize dahil oluyor. Dalışlardan ve bizim başımızdan geçenlerden bahsederken, yan masadaki diğer bir İtalyan da konuşmaya katılıyor. Ben su üzerinde bizi bulamadıklarından söz edince, diğer İtalyan kendisinin de dalış okulu işlettiğini, bu uygulamanın çok yanlış olduğunu, normalde su seviyesinin ve akıntının güçlü olduğu dönemlerde dalış yapmadıklarını, akıntılar yüzünden dalışların çok tehlikeli olduğunu anlatıyor bize. Ben içten içe ucuz kurtardığım için şükrediyorum ve sonrasında ad yapmış büyük firmalar dışında ne kadar profesyonel gözükürlerse gözüksün kimse ile dalış yapmamaya karar veriyorum.

Minik uçağımız yarım saat rötarla kalkıyor. Bali’ye öğlene doğru varıyoruz. Havaalnından çıkınca daha önce deneyimlerimiz ile bizi Kuta’ya götürmesi için 50000 IDR’ye bir taksi ile anlaşıyoruz. Kuta’da uygun bir otel ayarlıyoruz, eşyalarımızı bırakıyoruz, biraz soluklanıyoruz. Sonrasında da karnımızı doyurmak üzere ana cadde üzerine çıkıyoruz. Bir yandan da Ijen ve Bromo için tur fiyatlarını öğrenmeye çalışıyoruz; fakat hiçbir turizm firması yardımcı olmuyor. Dalga geçer gibi bizi oyalayıp, “Adamım çok pahalı ya!” diyip gönderiyorlar bizi. Fark ediyorum ki Kuta’nın samimiyetsizliğini hiç özlememişim.

Yol üzerindeki restoranlardan bir tanesinde karnımızı doyurduktan sonra ben kötü hissetmeye başlıyorum. Baş dönmesi ve karın ağrısı tüm etkisiyle geliyor. Fakat günü otel odasına kapanarak da geçirmek istemediğim için odaya dönüp beni idare edecek ilaçları aldıktan sonra adanın güneyine gitmek için kendimi zorluyorum. Konakladığımız otel aracılığıyla yarım günlük bir motosiklet kiralıyoruz ve Uluwatu’nun yolunu tutuyoruz. Uluwatu, Kuta’nın merkezinden sadece otuz kilometre uzakta olsa da bölgeye ulaşmamız bir saatten fazla sürüyor. Bali trafiği çıldırtan derecede sıkışık ve karışık.

Uluwatu bölgesine vardığımızda ilk olarak “Eat, Love and Pray” yani “Ye, Sev, Dua Et” filminin geçtiği Padong Padong plajını ziyaret ediyoruz. Tepeden görülebilen yeşillikler ve kayalıklar arasına sıkışmış bu sevimli plaj, büyük dalgaları nedeniyle de sörf tutkunlarının uğrak noktası oluyor. Biz gün batımını Uluwatu Pura Luhur Tapınağın’da yapmak istediğimiz için plaja inmeden yolumuza devam ediyoruz. Bali’deki her bölgenin birbirinden çok farklı bir havası var. Ubud, Uluwatu, Kuta, Denpasar hep farklı kitlelere hitap ediyorlar. Bu adayı çekici yapan özelliklerinden bir tanesi de bu.

Adanın en güneyine vardığımızda belimize cart mor renkli kuşaklarımızı bağlayıp maymunlar tarafından işgal edilmiş tapınak alanına giriyoruz. Ben soğuk soğuk terler döktüğüm için yola devam edebilmek için belli aralıklarla oturup derin derin nefes almaya ihtiyaç duyuyorum. Karşımızda duran tapınak ise muazzam. Yüksek kayalıkların yamacına kurulmuş tapınak binası büyüleyici manzaralar sunuyor. Yüksek gri kayalıkları yalayan kuvvetli dalgalar, bölgenin yeşilliği ile birleşiyor. Tapınak alanından biraz daha içeriye girince tamamen kayalıklarla çevrili yeşil çimenler beni oldukça heyecanlandırıyor. Bir saate yakın burada vakit geçiriyoruz. Fotoğraf çekiyoruz, kayalıklardan dalgaları dinleyip manzarayı izliyoruz. Öyle bir atmosferi var ki buranın direk filmlerde ana karakterlerin intihar etmek için kendilerini kayalıklardan aşağı bıraktıkları mekanları andırıyor. Gün batana kadar kayalıklar etrafında oyalanıyoruz.

Hava karardığında da tekrar motosikletimize atlayıp Kuta’nın yolunu tutuyoruz. Arada karnımızı doyurmak için yolda bir mola veriyoruz. Kuta’ya döndüğümüzde benim tek istediğim düz bir zeminde uzanmak. Son bir haftadır bünyemi oldukça zorlamışım.

Akşam boyunca odada kalıyorum. Bir yandan internetteki işlerimi halletmeye çalışırken, bir yandan da önümüzdeki ay sonunda yolculuk edeceğim Amerika biletini kesinleştirmeye uğraşıyorum. Amerika yolculuğu uzun ve pahalı bir yolculuk olacak benim için; çünkü ilk durağım New York. Şans eseri son anda sadece tek bir aktarma yapacağım ve 30 saatten az süren bir yolculuk kombinasyonu bulunca hemen bilete saldırıyorum. Bileti aldığımı düşünürken siteden gelen uyarı e-postası gecenin ilerleyen saatlerine kadar işlemlerle uğraşmama neden oluyor. Artık saat 2-3 gibiyken yorgun düşmüş; ama işlerimi halletmenin rahatlığı ile uykuya dalıyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s