Gili Trawangan, Endonezya.

Standard

7 Temmuz 2013, Pazar.

DSC01919

DSC01921

DSC01924

DSC01926

DSC01937

IMG_8433

IMG_8434

IMG_8441

Gili Trawangan’dan manzaralar.

Sabah yine erkenden uyanıyorum. Günün ilk ve eğitimimin son dalışı bugün 09:00’da başlayacak. Gili Trawangan’ın diğer dalış noktalarından bir farkı da küçük ve orta denebilecek akıntılara sahip olması. Koh Tao, Tayland’da dalış yaparken olduğunuz yerde durmanız mümkünken, Gili adalarında dalış sırasında böyle bir imkanınız yok. Mutlaka akıntıya karşı yüzmeniz ya da su altında bir yerlere tutunmanız gerekiyor. Bugünkü dalış hedefimiz de yine derin ve akıntı dalışı.

Halik olarak bilinen dalış noktamıza vardığımızda yine her zaman olduğu gibi ekipmanlarımızı hazırlayıp suya dalıyoruz. Bruno, gününe göre bu bölgede akıntının kuvvetli olduğundan ve kendimizi Köpekbalığı Noktası’na sürüklenmiş bulabileceğimizden bahsediyor. Dalış sırasında bana yine dalış bilgisayarını veriyor kontrol edebileyim diye. Altmış yedi dakikalık dalışımız sırasında 36,7 metreye kadar dalıyoruz. Dalış yine her zaman olduğu gibi son derece keyifli geçiyor. Daha önce hiç görmediğim şekilde, renkte ve boyutta balıklar su altında bana eşlik ediyor. Bir yandan bu sporu bu kadar geç keşfettiğim için kendime kızarken, bir yandan da içinde bulunduğum anın tadını olabildiğince çok çıkarıyorum.

Dalış sonrasında tekrardan odaya dönüyorum. Cihan ile otelde buluşup adayı turlamaya karar veriyoruz. Ada etrafında başladığımız noktaya tekrar dönecek şekilde yürümemiz iki saate yakın sürüyor. Arada beğendiğimiz noktalarda durup manzarayı sindirmek için uğraşıyoruz. Adanın arka bölgeleri görece daha sakin olsa da, daha şık ve pahalı, ailelere yönelik tesislerden geçilmiyor. Buralarda bot trafiğinden uzak, güneşlenmeye ve yüzmeye daha uygun plajlar bulunuyor.

Öğlene doğru dalış okuluna tekrar dönüyorum. Bruno ile evrak işlerini hallediyoruz ve akşam hep beraber bir şeyler içmek ve lisansımı kutlamak üzere buluşmak üzere sözleşip ayrılıyoruz. Odaya döndüğümde duş alıyorum, biraz dinleniyorum ve sonrasında da tekrardan sözleştiğimiz gibi dalış okuluna doğru gidiyorum. Dalış okulunda bulunanlar ve çalışanlar ayrı bir topluluk haline gelmişler. Herkesten ve her şeyden uzak bu noktada kendi ailelerini oluşturmuşlar. Birçoğu yılın belirli dönemlerinde düzenli olarak bu adada çalıştığından bahsederken, bir kısmı da 3-4 senedir bu adada yaşadığını anlatıyor bana. İşin en ilginç yanı da dalış okulunun sahibi İtalyan Giulio oluyor. Giulio, adaya taşınmadan önce Floransa’da yaşadığından, Fatih Terim ile aile dostları olduklarından bahsediyor. Fatih Terim’in eşi ve annesi yakın arkadaşlarmış, bana başlarından geçen birkaç anıyı anlatıyor. Dünya ne küçük diyorum içimden. Gece boyunca muhabbet ediyoruz. Bir grup Wimbledon Tenis Turnuvası’nı izlemeye koyuluyor. Ben de çok geç olmadan odaya geri dönüyorum. Oldukça uzun bir gün olmuş bile, üstelik ertesi sabah erkenden Gili Meno’ya geçme planlarımız var.

6 Temmuz 2013, Cumartesi.

Sabah erkenden uyanıyoruz. Son derece hızlı bir şekilde bir önceki geceden hazırladığımız eşyalarımızı toplayıp kaçarcasına otelimizi terk ediyoruz. Yeni otelimize vardığımızda ise ben eşyalarımı bırakıp dalış okulunun yolunu tutuyorum. Yine bir önceki gün olduğu gibi dalış kitabının ilgili sorularını cevaplıyoruz; Bruno bana dalış noktası ile ilgili bilgileri veriyor.

Günün ilk dalışını Shark Point adı verilen Köpekbalığı Noktası’nda yapmayı planlıyoruz. Amacımız 30 metre derinliğe dalmak. Derin dalış, ileri seviye dalış için olmazsa olmazlardan; ama aynı zamanda da zorlu bir dalış. Dalış sırasında derinlik sarhoşluğu yaşama ihtimaliniz olduğu gibi, oksijen tüketme hızınız da artacağından ben biraz endişeli hissediyorum. Suya girdiğimizde ise bütün endişelerim ortadan kalkıyor. Elli yedi dakikalık dalış boyunca kendimi oldukça rahat hissediyorum. Günün en güzel tarafı ise gördüğümüz köpekbalıkları ve resif ahtapotları oluyor. Dalış sonrasında Bruno’nun dalışlarda oldukça iyi olduğumu, oksijen tüketimi ve dengede durmamın son derece uyumlu olduğunu belirtmesi ile keyfim daha da yerine geliyor.

Bir sonraki dalışımız öğlen 14:00’te olacağı için ben aradaki 2-3 saati uyuyarak geçirmeye karar veriyorum. Zaten odaya girip kendimi yatağa atmam ve iki saatlik uyku sonrasında uyanmam bir oluyor. Farkında olmadan oldukça yorulmuşum. Bruno ile tekrardan dalış okulunda buluşuyoruz. Bu seferki dalış noktamız Hann’s Reef yani Hann’ın Resifi. Bu sefer su altı görünürlüğü bundan önceki dalışlara göre daha kısıtlı oluyor. Bruno bu eğitim için bana bir adet de dalış bilgisayarı veriyor. Böylece kendim de takip edebiliyorum bulunduğumuz derinliği ve dalış süremizi. Bu dalış bölgesinin en enteresan yanı bir noktada üstünde dört adet kocaman kaplumbağanın bulunduğu canlı bir resife denk gelmemiz oluyor. Kaplumbağalar bu düz resif üzerinde dinleniyor gözüküyorlar. Dalışımız bir saate yakın sürüyor. Sonrasında tekrardan kıyıya çıktığımızda aynı günün son dalışının akşamüzeri 18:30’da olacağını söylüyor Bruno. Ben yine fırsattan yararlanarak odaya gidip kendimi yatağa atıyorum.

Günün son dalışı gece dalışı oluyor. Bizim dalış okulumuzda küçük bir grup akşam dalışı yapacağı için yandaki dalış okullarından bir tanesinin botu ile dalacağımızı söylüyorlar. Hava kararmaya yakınken yola çıkıyoruz. Akşamın ilk karanlık dakikalarında da kendimizi suya bırakıyoruz. Karanlıkta dalmak apayrı bir deneyim. Ellerimizde fenerlerimiz, burnumuzun ucunu bile göremeyecek şekildeyken su altındaki hayat da bir başka gözüküyor. Bir noktada benim maskemin içerisine su giriyor. Ben kendi halimde cebelleşirken Bruno bacaklarımdan tutuyor da maskemin içindeki suyu temizlerken kaybolmamam için bana yardımcı oluyor. Gece dalışı boyunca su altında çeşitli karidesler, mürekkep balıkları, yengeçler, solucanlar ve balıklar görüyoruz. Su yüzeyine çıktığımızda dalış süremiz altmış üç dakika ve biz neredeyse kıyıdayız. Dalış yaptığımız bottan da eser yok. Kıyıdan oksijen tüplerimiz sırtımızda şık giyimli akşam yemeğine giden insanlar arasından geçerek çıkıyoruz ve dalış okuluna giriyoruz. Dalış okulundakiler, yan okuldan gelenlerin bizi sorduğunu, bizi bulamadıklarını ve endişelendiklerini belirtiyor. Bruno gülüyor duruma; çünkü beklenenden çok uzun süre su altında kalmışız.

Dalış sonrasında odaya geri dönüyorum. Cihan’ı beni beklerken buluyorum. Hızlıca hazırlanıp yemek için dışarı çıkıyoruz. Ben en başlarda kendimi oldukça enerjik hissederken bir anda enerjim dibe vuruyor. Tüm günün dalışları beni oldukça yormuş. Yemek sonrasında fazla oyalanmadan erkenden odaya dönüp uyuyoruz.

5 Temmuz 2013, Cuma.

DSC01917

IMG_8425

Gili Trawangan’ın sokakları.

DSC01916

Sadece hızlı feribotların yanaşabildiği ada limanı.

DSC01918

Adalar arası yolculuk yapmak için kullanılan botlara kıyıdan biniliyor.

Sabah günü ağırdan alarak uyanıyoruz. Benim dalış kursu ile ilgili evrak işlerim ve ilk dalışım öğlene doğru olduğu için çıkıp kahvaltı yapmaya karar veriyoruz. Yol üzerindeki cafe’lerden bir tanesine oturup yiyecek bir şeyler sipariş ediyoruz. Bir saat kadar bu cafe’de oyalandıktan sonra ben dalış okulunun yolunu tutuyorum.

Dalış okuluna geldiğimde Bruno beni karşılıyor. En başta kurs için ilgili evrak işlerini hallediyorum, sonrasında da dalışta kullanacağımız ekipmanların bedenlerini belirliyoruz. İleri seviye dalış eğitiminde beş uzmanlaşma (ya da macera) dalışını yapmanız gerekiyor. Benim ilk seçimim ise navigasyon alanında oluyor. Bir önceki gün kitaptan çözdüğüm navigasyon dalışıyla ilgili bölümlerin sorularını cevaplıyoruz. Bruno da bir yandan bana dalışla ilgili bilgileri veriyor

Saat 13:00’ü gösterdiğinde de ekipmanlarımızı yüklenip kıyıda bekleyen minik botumuza geçiyoruz. Dalış noktaları adaya çok yakın olduğu için her dalış için adaya git gel yapılıyor. Dalış noktamızın adı ise Herman’s Reef yani Herman’ın resifi. Buraya geldiğimizde ekipmanlarımızı kuşanıyoruz. Bruno ve ben birlikte dalacağız. Suya girmeden önce Bruno bottaki ekip için akıntının yönünü kontrol ediyor ve dalış için hazırız. Bottan sırt üstü suya giriş yapıyoruz ve böylece Gili Trawangan’daki ilk dalış maceram da başlıyor. İlk dalışım sorunsuz şekilde geçiyor. Özellikle Bruno ne şekilde hareket etmesi gerektiğini çok iyi bildiği için ben çok rahat hissediyorum. Fark edemediğim balıkları, küçük yengeçleri, yosunlar arasına saklanan yaratıkları gösteriyor bana. Yanımızdan kocaman kaplumbağalar ve yengeçler geçiyor. Bir saat o kadar hızlı geçiyor ki su yüzeyine çıktığımızda zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyorum. Tekrardan dalış okuluna döndüğümüzde ertesi gün yapacağımız dalış hakkında bilgi veriyor Bruno bana ve sabah 08:30’da görüşmek üzere sözleşiyoruz.

Ben dalış okulundan çıktıktan sonra Cihan’ı aramaya koyuluyorum. İlk olarak sabah kahvaltı yaptığımız mekana gidiyorum ve şansıma Cihan’ı hala burada otururken buluyorum. Aradan 3,5 saat geçmesine rağmen o da saatin nasıl geçtiğini fark edememiş, internetteki işlerini halletmeye koyulmuş. Biraz lafladıktan sonra karnımızı doyurmak için restoran arayışına giriyoruz. Bu sefer yerel Endonezya yemeklerinden denemek istediğimiz için ara sokaklardan bir tanesinde kıyıda köşede gizli kalmış bir restorana giriyoruz. Açık duran yemeklerden balık ve pilavı seçiyoruz. Önümüze gelen yemekler o kadar kötü ki, ben balığın çoğunu yemek yerine masa aralarında dolanan kedilere veriyorum. Karnımı da masaların üzerinde geniş kaplarda bulunan krakerler ile doyuruyorum.

Bir Endonezya klasiği haline gelmiş başarısız karnımızı doyurma girişiminden sonra gündüz gözü ile ada yollarında ilerliyoruz. Adada motorlu araç olmamasına rağmen son derece yoğun bir bisiklet ve at arabası trafiği var. Yürürken bile bir noktada can bezdirici bir hal alabiliyor bu trafik. Biraz dolandıktan sonra ertesi gün konaklayacak otel arayışına giriyoruz. Ana yol üzerinde birkaç yere sorduktan sonra odasını ve üstü açık banyosunu çok beğendiğimiz dalış okullarından birinin konaklamasını kabul ediyoruz. Depozitomuzu ödeyip ertesi gün geleceğimizi belirtiyoruz. Sonrasında odaya döndüğümüzde odamızın sevimsizliği daha da bir göze çarpıyor. Her türlü böceğin saklandığı banyosu, kirden farklı bir renk almış mutfağı iç karartmaya yetiyor da artıyor. Odada duş alıp hazırlanıp akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz.

Bir önceki gecenin deneyimi ile bu sefer batı tarzı yemek yemeye karar veriyoruz. Sahil kenarında üç dört tur attıktan sonra restoranlardan bir tanesine oturuyoruz. Karnımızı doyuruyoz, biraz muhabbet ediyoruz. Ben bir yandan yarın yapacağım üç dalışla ilgili ödevleri tamamlıyorum. Yemek sonrasında da çok oyalanmadan odaya geri dönüyoruz, ertesi gün benim için yorucu bir gün olacak; ama o da ne? Konakladığımız odanın kapısının kilidi bozulmuş! Üstelik ortada bir adet görevli bile yok. Cihan, görevlilerle arkadaş olan bir gruptan görevlilieri aramasını rica ediyor. Kimsenin umrumda gibi gözükmüyor durum. On dakika, on beş dakika bekliyoruz. Durum can sıkıcı bir hal almaya başlayınca Cihan kapıyı kırmaya uğraşıyor. Kendisi hızlıca sinirlenebildiği için hıncını kapıdan çıkarmaya uğraşıyor. Ama nafile. Kapı bana mısın demiyor. Bir on beş dakika kadar daha bekleyip başka yere gitmeye karar veriyoruz.

O sırada şansımıza otel görevlileri geliyor. Anahtarı alıp bir tur da onlar deniyorlar. İşe yaramayınca binanın içerisine girilebilecek pencere deliklerini incelemeye koyuluyorlar. Sonrasında minik Endonezyalı gencin mutfağa açılan pencereden, sinekliği yırtarak kendisini içeri atmaya çalıştığını fark ediyoruz. Bizi gülme tutuyor. Durum o kadar abuk ki. Pencerede vücudu yarısına kadar sarkmış bir adam. Şansımız yaver gidiyor da çocuk sakatlanmadan içeri girip kapıyı dışarıdan açmayı başarıyor. İçeri girdiğimizde yine bu mekanda neden kaldığımızı tekrar sorguluyoruz. Burası Cihan’ın da benim de açık ara farkla yolculuk boyunca konakladığımız en kötü mekan. Odaya girince ertesi gün konaklayacağımız otel odasının hayali ile çabucak hazırlanıp uykuya dalıyoruz.

4 Temmuz 2013, Perşembe.

IMG_8348

Bali’den bindiğimiz yavaş feribot.

IMG_8356

IMG_8409

Lombok’tan Gili Trawangan’a doğru yol alırken Rinjani Yanardağı manzaralı günbatımımız.

DSC01914

Adanın kalabalıkları çeken akşam pazarı.

Sabah saatin alarmı ile 06:30’da uyanıyoruz. Gün yeni yeni kendini belli ediyor. Gökyüzünün moru açık maviye karışıyor. Şansımıza otelin sahipleri de erken uyanmış da hemen kahvaltı hazırlıyorlar bize. Kahvaltımızı ediyoruz. Bir önceki akşam Ubud’un merkezine geç gelmişiz, bu nedenle motosikleti aldığımız yere bırakamamışız. Anahtarları ve kaskları otelin sahibine teslim edip ondan bırakmasını rica ediyoruz. Saat 07:00’yi gösterdiğinde de sırt çantalarımızı alıp ana yola çıkıyoruz. Bizi bu yoldan 07:00’de bir aracın alıp adanın güneydoğusundaki Semarapura limanına götürmesi gerekiyor. Aradan beş dakika geçiyor, on dakika geçiyor araçtan eser yok. Biraz telaşlanıyoruz. Cihan bileti alıp otele geri dönüyor ve otel görevlilerinden firmayı aramalarını rica ediyor. Firma yetkilileri aracın yolda olduğunu, birazdan bizi alacağını belirtiyorlar.

Aracımız yirmi dakika rötarla bizi almaya geliyor. Limana kadar olan yol uyuklayarak geçiyor. Sonunda limanın olduğu bölgeye vardığımızda minibüste bizimle yolculuk yapan dört Çinli hızlı feribota binmek üzere ekipten ayrılıyorlar. Bizi ise farklı bir alana götürüyorlar.Burada bize beş saat sürecek feribotun yedi saat süreceğini, feribot sonrasında otobüsle gideceğimiz iki saatlik yolun da dört saat süreceğini söyleyerek hızlı feribot bileti satmaya çalışıyorlar. Üstelik söyledikleri fiyat da o kadar abartı ki. Çakal bilet satıcıları bir yandan, dört bir yanımızı saran yiyecek, içecek, güneş gözlüğü ve kolye satmaya çalışan satıcılar diğer bir yandan illallah dedirtiyorlar bize. Hızlı feribot biletinin en büyük avantajı iki saat içerisinde Gili adalarına direk yanaşması. Biz ise önce Lombok’un Senggigi limanına yanaşıp oradan otobüsle Bangsal limanına gitmeyi ve son olarak Bangsal limanından tekrar bir bota binmeyi zorunlu kılan toplamda on saatlik bir yolculuğu vaadeden yavaş biletimizde ısrar ediyoruz.

Sonunda bizi feribotlara bıraktıklarında seçimimizden oldukça memnununuz. Geniş ve rahat koltukları ile feribotumuz yolcuları sarsmadan sakin sakin ilerliyor. Yol boyunca Endonezyalı bir amca her turiste laf atarak, herkesi eğlendiriyor. Bize dört tane karısı olduğundan, içmeyi ve partilemeyi çok sevdiğinden bahsediyor.

Yolculuk sonrasında Lombok’un batısında yer alan Senggigi limanına vardığımızda küçük bir araç bizi karşılıyor. Araçta yolcu sayısı kadar koltuk olmadığı için, ben ve Cihan, İngiliz bir çocukla beraber aracın bagajına oturuyoruz. Bir saat kadar bu şekilde yolculuk ettikten sonra bize bilet satan firmanın Mataram isimli kasabada yer alan ofisinde “mola” veriyoruz. Bu noktada komik bir şekilde turizm firması görevlisi teker teker mülakat yaparcasına bizleri ofisine çağırarak farklı fiyatlarda adalardan açık dönüş bileti satmaya çalışıyor. İngiliz çocuk dışında kimse bu ofisten dönüş bileti almıyor. Çabaları boşuna çıkan görevli sonunda pes ediyor ve biz de tekrardan araçtaki yerimizi alıyoruz.

Bol virajlı daracık yollarda bir saat daha ilerledikten sonra Bangsal limanına varıyoruz. Burada botların yanaşması için bir liman bulunmuyor. Tekneler kıyıya kadar yanaşıyorlar ve yolcular da dalgalar üzerinden atlayarak tekneye biniyorlar. Teknede bizden başka adaya taşınan mobilya takımları, alışveriş eşyaları, tüpler, damacana sular, çeşit çeşit bavullar yer alıyor. Biz teknenin ön güvertesine oturup Gili Trawangan’a olan bir saatlik yol boyunca pembe günbatımını izliyoruz. Lombok yamaçlarındaki Rinjani Yanardağı’nın silueti de günbatımına ayrı bir hava katıyor.

Gili Trawangan’a vardığımızda son derece hareketli ve canlı bir ada bizi karşılıyor. Adada konaklamaların son derece pahalı olduğunu bildiğimizden ara sokaklardan bir tanesine girerek içerlere doğru ilerliyoruz. Bir yandan da her gördüğümüz konukevine fiyatları soruyoruz. Ada içerisinde son derece lüks bungalov resortları ekstrem fiyatları ile bize göz kırpıyor. Orta karar olan çoğu konukevi de dolu olduğunu söylüyor. Bu şekilde yirmi dakika boyunca oda arıyoruz. En sonunda rastladığımız konukevlerinden bir tanesi uygun bir odası olduğunu söyleyince pazarlık yaparak iki gece burada konaklamayı kabul ediyoruz. Üstelik ilk anın heyecanı ile odaya detaylı bakmayı unutarak. Öyle ki bize odayı kiralayanlar bile odadan utandıkları için alelacele odayı temizlemeye girişiyorlar. Ben içten içe yoldayken standartlarımı ne kadar düşürmüş olduğumu fark ediyorum.

Odaya eşyalarımızı bıraktıktan sonra kıyı şeridine gidiyoruz. Ben ileri seviye dalış lisansımı bu adada almak istediğim için birkaç dalış okuluna fiyatları soruyorum. Fiyatların her yerde aynı olduğunu fark edince, samimi ortamı ile benden artı puan alan Diversia isimli dalış okulunda ertesi gün dalış eğitimine başlamaya karar veriyorum. Dalış hocam Fransız Bruno ile tanışıp biraz muhabbet ettikten sonra ertesi günün ödevlerini alıp mekandan ayrılıyoruz.

Cihan ve ben bir şeyler yemek üzere mekan ararken birçok tezgahın yan yana dizildiği açık alandaki yemekleri denemeye karar veriyoruz. Tavuk şişe benzer bir şeyler sipariş ediyoruz. Yemekler fazla fıstık soslu gelse de karnımızı doyurmak için yeterli oluyor. Yemek sonrasında kıyı şeridi üzerinde biraz ilerliyoruz. Bu ada son derece gelişmiş. Her yerde şık restoranlar, çeşitli bütçelere hitap eden konukevleri, barlar, butik hediyelik eşya dükkanları ve çeşitli dalış okulları yer alıyor. Gördüğüm manzara benim son derece hoşuma gidiyor. Bir saate yakın etrafta dolandıktan sonra yol üzerinde gördüğümüz Sama Sama isimli reggae bar’a oturuyoruz. Oturmamız ile canlı müziğin başlaması da bir oluyor. Gece boyunca burada kalıp müziğe eşlik ediyoruz. Ortam o kadar keyifli ki bütün günün yorgunluğuna rağmen bir türlü kalkasımız gelmiyor.

Sonunda saat geç olduğunda odamızın yolunu tutuyoruz. Odaya girdiğimizde ise ilk etapta fark etmediğimiz detaylar dikkatimizi çekiyor. Odaya neden iki gece parası ödediğimizi sorguluyoruz. Yine de elden bir şey gelmiyor. Ben bir yandan dalış için bana verilen kitabın ilgili bölümlerini okuyup testlerini çözüyorum. Ertesi gün de bu odada kalıp başka yere geçmeye karar veriyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s