Koh Tao, Tayland.

Standard

16 Haziran 2013, Pazar.

IMG_7963

Dalış ekipmanları hazır.

Bir önceki güne benzer şekilde erkenden uyanıp eşyalarımızı almak üzere deniz kenarına gidiyoruz. Bugün için de su seviyesi çok düşük olduğundan ana iskeleye gidip oradan dalış okulunun teknesine binmemiz gerekiyor. Günün dalış noktaları ise Kırmızı Kaya ve Beyaz Kaya olarak belirleniyor. Birer saate yakın bu iki noktada dalış yapıyoruz.

Su altında olmakla ilgili şöyle bir durum var, zaman kavramını kaybediyoruz. Her dalış sonrasında o kadar zamanın nasıl olur da bu kadar çabuk geçtiğini algılayamıyoruz. Yaptığımız her dalıştan son derece tatmin olmuş, son derece keyif almış olarak çıkıyoruz. Yarım günlük dalış sonrasında otele geri dönüyoruz.

Bizi bekleyen son bir genel test var. Bir saat içerisinde genel testi çözüp kontrol ettikten sonra sertifikalarımızı almak üzere evrak işlemlerini tamamlıyoruz. Bir macera daha burada sona eriyor. Sonrasında hızlıca hazırlanıp öğle yemeği için buluşuyoruz. Öğle yemeği beraberinde muhabbeti de getiriyor. Benim 15:30’da olan feribotumun saati yaklaştığında yavaştan mekandan kalkıp iskeleye doğru yola koyuluyorum.

Koh Phangan’a olan yolculuğum iki saat sürüyor. Ben sabahın getirdiği yorgunlukla feribotta geçirdiğim bütün yol boyunca uyuyorum. Koh Phangan’a vardığımızda hava açık. Çok fazla uğraşmak istemediğim için iskelede ücretsiz transfer yaptığını gördüğüm ve ellerindeki broşürlerde çok da ucuza odalara sahip olan otellerden biri ile anlaşıyorum. Konakladığım yer partilerin yapıldığı günbatımı plajında yer alıyor. Koh Phangan’a partiler dışında bir tarihte geldiğim için tamamen sessiz sakin bir ada beni karşılıyor. Üstelik bir önceki gecenin yarım ay partisini de kaçırmışım. Bu yüzden şansıma hem fiyatlar düşmüş, hem de adada pek bir atraksiyon kalmamış.

Odaya yerleştikten sonra bir süre kitap okuyup dinleniyorum. Sonrasında da hava kararmışken hem karnımı doyurmak üzere, hem de adayı biraz keşfetmek adına sokaklara çıkıyorum. Gündoğumu ve günbatımı plajlarına doğru çıkan daracık ve dolu sokakları geziyorum. Kumsala inip deniz kenarına dizilmiş barları, kova ile içki satan; ama ben oradayken boş olan büfeleri görüyorum. İki saat kadar deniz kenarında vakit geçirdikten sonra otelime geri dönüyorum.

15 Haziran 2013, Cumartesi

IMG_7954

IMG_7955

Mango koyu.

IMG_7959

IMG_7960

Japon bahçeleri.

Bugün ilk açık deniz dalışımız var. Ben daha önce hayatımın ilk dalışını hocalar eşliğinde Avustralya’da Büyük Bariyer Resifi’nde yapmıştım. O yüzden az çok denizin altında beni ne beklediğini biliyorum. Bu da her seferinde daha da heyecanlanmama neden oluyor.

Sabah erkenden deniz kenarında buluşuyoruz. Bir gün önceden ekipmanlarımızı hazırladığımız için çantalarımızı alıyoruz. Deniz seviyesi çok düşük olduğu için bulunduğumuz bölgeden dalış teknesine geçiş yapamıyoruz. Bizi küçük kamyonetlerin arkasına oturtup ilk geldiğimiz zaman indiğimiz iskeleye götürüyorlar. İskelede yan yana dizili üç dört adet teknenin içerisinden geçip dalış okuluna ait tekneye yerleşiyoruz.

Teknede bizden başka dalış hocaları ile gelmiş kalabalık gruplar bulunuyor. Denize açıldığımızda ilk olarak Malin bize nerelere gideceğimizi, ne tür deniz canlıları ile karşılaşacağımızı ve deniz altında hangi teknikleri deneyeceğimiz anlatıyor. Kısa brifingimizden sonra dalış ekipmanlarımızı kuşanıyoruz ve dalış yapacağımız ilk durağımız olan genelde başlangıç dalışlarının yapıldığı Mango Koyu’na varıyoruz. Yemyeşil sulara kendimizi bıraktığımızda son derece zengin bir denizaltı bizi karşılıyor. 12 metreye kadar dalış yapıyoruz. Bir gün önceden havuzda öğrendiğimiz taktikleri deniyoruz. Kırk beş dakika su altında kalıyoruz. Sudan çıktıktan sonra teknede tekrardan kısa bir brifing alıyoruz. Rüzgarın yönünü de hesaba katıp ikinci durağımız olan Japon bahçelerine gidiyoruz. Burada bir öncekine kıyasla çok daha çeşitli balıklar görüyoruz. Öyle ki Malin’in daha önce bu sularda hiç görmediği bir balığı görmesi günün en heyecanlı anlarından biri oluyor.

Öğleden sonra Koh Tao’ya dönüyoruz. Bir sonraki gün ben dalıştan sonra direk Koh Phangan’a geçeceğimden Malin ve Engin ile kutlama yemeğini bu akşam yapmaya karar veriyoruz. Otele geldikten sonra bir saat içinde buluşmaya sözleşip hazırlanmak üzere odalara çekiliyoruz. Odalarda duşlarımızı alıp bir saat sonra tekrardan buluşuyoruz ve deniz kenarında yer alan ve sürekli dolu olan, bizim daha önce uğradığımız ve yemeklerini çok beğendiğimiz restoranlardan bir tanesine oturuyoruz. Malin komşusu İngiliz Adem ile geliyor. Adem da yaklaşık bir seneye yakındır Koh Tao’daymış ve adada hiçbir şey yapmadığından bahsediyor. Yemek sonrasında biraz daha muhabbet edip ertesi günün erken dalışı için otelimize dönüyoruz.

14 Haziran 2013, Cuma.

Sabah erkenden uyanıp resepsiyonun yolunu tutuyoruz. Malin ile burada buluşup resepsiyonun üst katında yer alan sınıflardan bir tanesine gidiyoruz. Burada öğlene kadar bir önceki gece DVD’den izlediğimi dalışla ilgili teorik bölümlerin üzerinden geçip tekrar ediyoruz. Her bölüm sonrasında genel testleri çözerken, Malin bize anlamadığımız konuları teker teker açıklıyor ve kendi deneyimlerini paylaşıyor. Öğrendiğimiz göre Malin 19 yıldır dalış yapıyor ve binden fazla dalışı var. Üstelik farklı farklı alanlarda dalış hocalığı uzmanlığına da sahip. Bir ay kadar önce Koh Tao açıklarında şnorkel ile yüzerken bir teknenin kendisine çarptığını ve bu nedenle üç hafta boyunca bakım altında kaldığını anlatıyor Malin bize. Kazadan sonra ilk dalışını bizimle beraber yapacakmış.

Öğlen olduğunda yemek için bir buçuk saatlik bir mola veriyoruz. Yemek sonrasında bu sefer ilk “çevrelenmiş” dalışımızı yapmak üzere otelin havuzunun başına doğru ilerliyoruz. Bundan sonraki yaklaşık 4-5 saat boyunca Malin bize dalış ekipmanı, bu ekipmanların kullanımı, nasıl giyilip çıkarılacağı, temel kontroller, su altındaki temel taktikler hakkında bilgi veriyor. Her şeyi uygulamalı olarak deneyip öğreniyoruz. Biz su altında eğitimimize devam ederken, bir yandan da aralıksız yağmur atıştırmaya devam ediyor.

Akşamüzeri su altındaki ilk eğitimimizi tamamladığımızda bitkin haldeyiz. Engin de, ben de eğitimden son derece keyif almışız. Odaya gidip duşumuzu alıp kendimize geldikten sonra karnımızı doyurmak için dışarı çıkıyoruz. Yemekleri yedikten sonra tekrar odanın yolunu tutuyoruz. Bu sefer ödev olarak DVD’nin ikinci kısmı var, üstelik yarın yine erken bir saatte eğitim başlayacağı için bir an önce işleri halledip uyumayı planlıyoruz.

Bu arada odamızın tek sakini biz değiliz. Odamızı ve balkonumuzu sürekli işgal eden tombul bir kedi de her seferinde balkondaki eşyalarım arasında hazır bekliyor beni. Birkaç kere kapının açıklığından faydalanıp içeri giren bu kedi beni çok sevmiş olacak ki, hiç tereddüt etmeden yatağıma atlıyor, ayak ucuma kıvrılıyor. Zaman geliyor bir bakıyorum sırt çantamın geniş gözlerinden bir tanesini kendisine mesken edinmiş. Odamızın yeni misafirini kendi haline bırakıp bir önceki gün olduğu gibi DVD’yi izlemeye koyuluyoruz. İzlediğimiz her bölüm sonrasında soruları cevaplıyoruz ve sonrasında artık gözlerimiz kapanma aşamasına gelmişken uyuyoruz.

13 Haziran 2013, Perşembe.

DSC01311

DSC01315

DSC01319

IMG_7903

IMG_7923

Dalış merkezimizin bulunduğu Sairee Plajı’ndan manzaralar.

DSC01310

Akşamları belirli restoranlar film gösterimleri yapıyor.

Sabah öğlene doğru uyanıyoruz. O kadar güzel uyumuşum ki, uzun zamandır ilk defa uykumu almış ve dinç uyanıyorum. Öğlen yemeği için yine deniz kenarındaki restoranlardan bir tanesine gidiyoruz. Masaman tavuk köri ve pirinç. Yanında meyveli buzlu içecek. Tayland yemekleri her zaman olduğu gibi, son derece leziz ve doyurucu. Hangi ülkeye gidersem gideyim, döndüğümde Tayland yemekleri ile karşılaşmak beni hep tatmin ediyor.

Yemek sonrasında biraz deniz kenarında oturuyoruz. Hava son iki gündür kapalı ve rüzgarlı. Arada atıştıran yağmur da alacağımız dalış eğitimi konusunda beni biraz endişelendiriyor. Bugün eğitimimizin ilk günü, daha çok dalış hocası ile tanışma ve oryantasyon ile geçecek.

Saat beşte başlayacak olan oryantasyona gitmeden önce biraz havuz kenarında, biraz odada oyalanıyoruz. Ben kitap okuyorum, internette dolanıyorum. Saat beş olduğunda otelin resepsiyonunda dalış hocamız İsveçli Malin ile tanışıyoruz. Malin bize dört gün boyunca takip edeceğimiz programı anlatıyor, ilgili evrakları doldurmamız konusunda bize yardımcı oluyor ve sonrasında da ertesi gün alacağımız teorik dalış eğitimi için aynı gece izlememiz gereken bir DVD ve bu DVD sonrasında doldurmamız gereken ödevlerimizi veriyor.

Odaya dönüp biraz oyalandıktan sonra akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz; ama biz dışarıdayken başlayan fırtına nedeniyle yemek sonrasında çok oyalanmayıp erkenden odamıza dönüyoruz. Sonrasında da dalış eğitimimizin ilk parçası olan bir buçuk saatlik DVD’yi izlemeye ve izlediğimiz her bölüm sonrasında sorular içeren testleri cevaplamaya başlıyoruz. İzlediğimiz DVD temel dalış hakkında çok net, rahat anlaşılabilir ve temel bilgileri bize veriyor. İzleme ve soru cevaplama faslı beklediğimizden çok daha uzun sürse de bittiğinde bir sonraki gün öğreneceklerimizin heyecanı ile erkenden uyuyoruz.

12 Haziran 2013, Çarşamba.

DSC01294

Sabaha karşı bindiğimiz kamyonet bizi Koh Tao’ya giden feribotların bulunduğu iskeleye götürüyor.

IMG_7880

Koh Tao feribotu.

IMG_7884

Yan yana dizilmiş tesisler bembeyaz kumları süslüyor.

DSC01298

DSC01299

DSC01307

Kapalı havaya karşı Koh Tao.

Gece beklediğimden de zorlu geçiyor. Sabaha karşı üçte ipsiz sapsız bir yolun kenarında duran otobüs, Koh Tao’ya gidecek grubu ben de dahil burada bırakıyor. Ortamda sadece ışıkları açık küçücük bir turizm dükkanı (içerisinde tuvaletten başka bir şey yok) ve yanıp sönen sokak lambaları hayat olduğuna dair ipucu veriyor. Bizi karşılayan uykulu görevli, burada bir saat kadar beklememiz gerektiğini, sonrasında başka bir otobüsün geleceğini belirtiyor. Herkes uyku sersemi, neden beklediğimizi anlamlandırmaya çalışıyor.

Bir saat sonunda gelen kocaman kamyonetin arkasındaki sıralara kalabalıkça bir grup oturuyoruz. On beş dakika sonra Koh Tao’ya gideceğimiz feribot limanındayız. Saat henüz dört buçuk. Bütün liman uyuklayan yabancılarla dolup taşıyor. Burada geçirdiğim iki buçuk saat boyunca daha önce otobüste tanıştığım Alman ve Yeni Zelandalı çocuklarla muhabbet ediyorum. Feribot saati yaklaştığında da feribottaki yerimi alıyorum. Bir süredir Koh Tao’da buluşmak için sözleştiğimiz Engin’le benim telefonumdan kaynaklanan problemler nedeniyle iletişime geçemiyorum. Feribotun kalkmasına beş dakika kala Engin’i karşımda görünce de bu nedenle şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Feribotun üst kısmına oturuyoruz ve Koh Tao’ya olan üç saatlik yol boyunca muhabbet ediyoruz. Engin de daha önce bir sene kadar Latin Amerika’yı gezdiği için çok ilginç hikayelere sahip. İkimizin de Koh Tao’ya gidişindeki amaç ise aynı: dünyanın en büyük dalış merkezi olan bu adada dalış lisansımızı almak. Bu sırada feribot içerisinde ellerinde broşürler ile dalış merkezlerini tanıtan görevliler dolanıyor. Biz de şansımıza daha önce adını duyduğum Ban’s Dive Resort görevlisi ile görüşüp ücretsiz transferi sayesinde buraya bir göz atmaya karar veriyoruz.

Hem dalış merkezi, hem de tatil köyü görevini üstlenen bu dalış okulundan içeri girince bizi sevimli ve lüks bir otel karşılıyor. Dört gecelik konaklama da dahil dalış kursunun ücreti 9000 baht. Yani yaklaşık 300 Amerikan doları. Üstelik iki kişi olduğumuz için bize gösterdikleri oda da son derece lüks. Kliması, minibarı, televizyonu, DVD oynatıcısı ve balkonu ile bizden artı puanı alıyor. Başka yere bakmadan burada konaklamaya karar veriyoruz; fakat dalış kursumuzun oryantasyonunun bir sonraki gün başlaması konusunda anlaşıyoruz. İşin güzel tarafı, dünyanın en büyük dalış okulu olan bu okulda dilerseniz kalabalık gruplarla birlikte ders almak zorunda da değilsiniz. Engin ve benim için ayrı hocayı ek ücret ödemeden bize tahsis ediyorlar. Üstelik bunu da kendileri bize teklif ediyor.

Odamıza yerleşip bir süre soluklandıktan sonra karnımızı doyurmak için denize paralel restoranlardan birisine oturuyoruz. Ada içerisinde yan yana dizilmiş çeşitli restoranlar, cafe’ler, masaj dükkanları, marketler ve eczaneler her türlü ihtiyaca cevap vermek üzere hazır bulunuyor.

Yemek sonrasında bölgede bir tur atıyoruz ne var, ne yok görmek adına. Sonrasında odaya dönüyoruz. Ben biraz dinlenmek ve internetteki işlerimi halletmek üzere odada kalırken, Engin de havuzun yolunu tutuyor.

Akşamüzeri karnımız acıkana kadar vakit geçiriyoruz. Sonrasında da yine deniz kenarında bulunan restoranlardan bir tanesine oturuyoruz. Yemek muhabbet derken zaman akıp gidiyor. Ada hayatını bu yüzden seviyorum. Zamanın içerisinde kayboluyorsunuz. Vaktin nasıl geçtiğini fark etmeden. Endişelenmeniz gereken tek konu ise karnınızı hangi restoranda doyurmanız gerektiği olup çıkıveriyor bir noktadan sonra. Yemeklerimizi yiyip muhabbet ederken, yan masaya oturan bir kızın dikkatini çekiyoruz. Ve bilin bakalım o kız nereli çıkıyor: Türk! Üstelik Ankaralı. Dilan ile de bu şekilde tanışıyoruz. Dilan, Bilkent’te grafik tasarım okuduktan sonra bir süre farklı işlerde çalışmış. En sonunda da dalış hocası olabilmek için Koh Tao’ya gelmiş ve bir süredir de bu adada yaşıyormuş. Geç saate kadar muhabbet ediyoruz. Bir noktadan sonra rüzgar şiddetini o kadar artırıyor ki, uykusuz bedenimin mücadele edecek yanı kalmıyor. Ben, Dilan ve Engin’i restoranda bırakıp biraz dinlenmek üzere otele geri dönüş yapıyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s