Sukhothai, Tayland.

Standard

24 Mayıs 2013, Cuma.

DSC09919

DSC09925

DSC09926

DSC09936

DSC09953

DSC09962

DSC09965

DSC09972

DSC09970

DSC09969

Sukhothai’nin kalbinde yer alan Wat Mahathat’tan manzaralar.

DSC09987

Parkın merkez bölümünde yer alan Kral Ramkhamhaeng heykeli.

DSC00004

DSC00002

DSC00011

Wat Si Sawai’den manzaralar.

DSC09980

DSC09989

DSC09993

Parkın merkez bölümünde yer alan tapınakarda çeşit çeşit Buddha heykeli yer alıyor.

DSC00019

DSC00021

Wat Chang Loan’ın filleri.

DSC00034

DSC00045

DSC00048

Wat Si Chum’da bulunan Buddha’nın görülmeye değer parmakları ibadet edenler tarafından altın renkli yapışkanlar ile kaplanıyor.

DSC00059

DSC00063

Parkın batı bölümünde yer alan zamana karşı koyamamış tapınak kalıntıları.

Sabah çok geç olmadan uyanıyoruz, güzelce kahvaltımızı yapıyoruz. Aynı gün içerisinde otelden çıkıp çıkmayacağımıza tam olarak karar veremediğimiz için her ihtimale karşı eşyalarımızı topluyoruz ve oteldeki görevliye emanet ediyoruz. Sonra ilk iş olarak bir motosiklet kiralıyoruz. Yola çıkmadan önce gezeceğim birçok ülkede motosiklet ve scooter kiralamanın birçok şehri gezmek için en ideal yöntem olduğunu bildiğimden motosiklet ehliyeti almaya heveslenmiştim; fakat bunun için ne yazık ki zaman yaratamadım. Buradaki birçok ülkede bu tür araçları kiralamak için sadece normal sürücü ehliyetine baksalar da henüz tek başıma motosiklet ya da scooter kiralamaya da cesaret edemedim. Bu yüzden ne zaman motosiklet kullanmayı bilen birisi ile karşılaşsam kendimi şanslı hissediyorum.

Sukhothai’yi gezmenin en mantıklı yollarından bir tanesi de motosiklet kiralamak çünkü. Motosikletimiz tekin gözükse de bana kask niyetine verdikleri işçi bareti beni biraz endişelendiriyor. Bu arada Lopburi’de konaklamamızın ertesi gününde kolumda çıkan ve sinek ısırığı sandığım lekeleri sabah uyandığımda artmış buluyorum. Şansıma bütün ilaçlarım da Bangkok’ta bıraktığım çantanın içinde bulunduğundan gün içerisinde kaşıntı ve kızarıklık durumuma bakıp ona göre hareket etmeye karar veriyorum.

Sukhothai’nin yeni şehir bölgesinden tarihi şehrin bulunduğu bölgeye motosikletle gitmemiz yarım saatimizi alıyor. Bu bölgedeki tapınaklar toplamda üç ana bölüme yayılmış durumda: merkez bölüm, kuzey bölüm ve doğu bölüme girerken ayrı ayrı ücretleri ödemeniz gerekiyor.

Biz tarihi parkı gezmeye merkez bölümden başlıyoruz. Bu bölge parkta bulunan en iyi korunmuş ve görkemli tapınaklara ev sahipliği yaptığı için parkın kalbi olarak anılıyor. Kendimiz ve motosikletimiz için giriş ücretini yolun kenarında bulunan küçük gişede ödedikten sonra doğruca Wat Mahathat’ın yolunu tutuyoruz. 13. yüzyılda tamamlanmış olan bu tapınak, Sukhothai’deki en büyük tapınak olarak biliniyor. Tapınağın etrafını çevreleyen hendeğin, evreni çevreleyen dış cepheyi ve kozmik okyanusu simgelediğine inanlıyor. Wat Mahatat’da uzunca vakit geçirdikten sonra sırasıyla aynı bölgede yer alan küçük bir adacık üzerinde yer alan Wat Sa Si’yi, küçük bir köprüden geçilerek ulaşılan Wat Trapang Thong’u ve Khmer tarzı kuleleri ile meşhur Wat Si Sawai’yi ziyaret ediyoruz.

Bir sonraki durağımız parkın ana girişine kısa bir mesafede olan Wat Chang Loan yani filli manastır oluyor. Etrafını ince işlenmiş fillerin çevrelediği bu manastır küçük ama görülmeye değer.

Buradan parkın kuzey bölümüne ilerliyoruz. Kuzey bölümünün girişinde de motosikletimiz ve kendimiz için ayrıca giriş ücretlerini ödüyoruz ve alana yayılmış tapınakları gezmeye koyuluyoruz. Bu bölgede iki tane çok meşhur tapınak yer alıyor. Bunlardan ilk Wat Phra Phai Luang. Bu tapınak ne yazık ki zamana karşı çok mücadele edememiş ve 12. yüzyıldan kalma kaltınları arasında yıkılmaya yüz tutmuş Buddha parçalarını ayırd edebiliyorsunuz. Bölgenin ikinci ve belki de en güzel tapınaklarından bir diğeri ise Wat Si Chum. Bu tapınakta 15 metrelik oturan bir Buddha yer alıyor. Buddha’nın altın rengi, uzun ve ince parmakları incelikleri ile Tayland’ın simgelerinden bir tanesi haline gelmiş. Wat Si Chum’a girmeden önce bir içecek molası veriyoruz. Buzlu mango içeceğimiz anında ihtiyacımız olan şekeri vücudumuza pompalıyor.

Parktaki son durağımız ise batı bölgesi oluyor. Çok geniş bir alana yayılmış, görece iyi korunmamış tapınak kalıntılarından ve taş parçalarından oluşan bu bölgede çok dolanmıyoruz. İki ana bölümü gezmemiz o kadar uzun vaktimizi almış ki zamanın nasıl geçtiğini fark edememişiz. Günbatımında iki tarafı ağaçlarla kaplı yoldan yavaşça ilerleyerek karşımıza çıkan kalıntılara göz atıyoruz.

Sukhothai, Ayutthaya’ya göre daha sevimli görünüyor gözümüze. Tüm gün boyunca o tapınak senin bu tapınak benim teker teker ziyaret ediyoruz. Altımızda motosiklet, elimizde harita olunca her şey çok daha kolay işliyor.

Akşama kadar neredeyse her tapınak bölgesine girip çıktıktan sonra hava kararmadan dönmeye karar veriyoruz, yolda şans eseri gördüğümüz kadın hastanesinde durmayı öneriyorum ben. Çünkü ısırık olduğunu düşündüğüm lekeler, yüzüme, boynuma, omzuma ve ellerime de sıçramış ve kaşıntı çok rahatsız ediyor. Hastaneden içeri girdiğimde buz gibi klimanın yanı sıra bir düzine kadın beni karşılıyor. Beni bir sedyeye oturup anlatacaklarımı dinlemeye koyuluyorlar. Ben kollarımı sıyırıp gösterince üstüne çok da fazla bir şey dememe gerek kalmıyor. Hepsi teker teker bakıyor, sonra içeriden gelen birkaç kişi daha bakıyor. Alerjik olabileceğini, karınca ısırığından kaynaklı olabileceğini söylüyor. Bana bir krem ve günde üç kere almam için bir ilaç veriyorlar.

Hastaneden çıkınca ilk iş olarak yol üzerinde gördüğümüz minik cafe’ye oturup buzlu kahvelerimizi yudumlayıp biraz soluklanıyoruz. Sonrasında da Sukhothai’nin yeni merkezine doğru yola çıkıyoruz. Bu sırada yol üzerinde bir alışveriş merkezi görüyoruz. Karnımızı doyurmak için burada daha çok alternatif bulabileceğimizi düşünerek buraya giriyoruz. .Alışveriş merkezinin giriş katı genişçe bir yemek bölümünden oluşuyor. Ben büfelerden birinden yemeklerimi söylüyorum, Cihan başka bir yerden. Ama ne hikmetse bana farklı iki yemek aynı anda servis ediliyor. Huysuzluk çıkarmayıp Tay yemeğinin günahı olmaz mantığı ile iki yemeği de mideye indiriyorum.

Akşama doğru otele döndüğümüzde odayı bir gün daha kiralamak istediğimizi söylüyoruz; çünkü çoktan hava kararmış ve Bangkok’a olan yolumuz uzun. Odaya tekrar yerleştikten sonra bir gün önce gittiğimiz bara tekrar gitmeye karar veriyoruz, ama Budistler için kutsal bir gün, bu nedenle de barlar kapalı. Üstelik marketler de alkol satışını bugünlük durdurmuş durumda. Biz de şehirde son bir tur attıktan sonra erkenden odaya dönüyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s