Kompong Luong, Kamboçya.

Standard

3 Mayıs 2013, Cuma.

DSC08427

DSC08428

Yüzen kasaba Kompong Luong’u görmek için teknelerimize bu kıyıdan biniyoruz.

DSC08450

Bu cimcimenin bindiği leğen su alıyordu, fotoğrafı çektik, bize el salladı, sonunda bir bakmışız tamamen suyun içerisinde.

DSC08456

DSC08457

Yüzen kasabanın, yüzen pazarı.

DSC08463

Balıkçılar.

DSC08482

Su üzerindeki binalardan bir tanesinin merdivenlerini onarmaya çalışmak çok da kolay olmuyor.

DSC08483

DSC08505

Yüzen benzin istasyonu.

DSC08506

Yüzen market.

DSC08522

Balıkçılar mesai başında.

DSC08528

Phonem Penh’de denk geldiğimiz meyve sebze pazarı.

DSC08532

Akşamları nehir kıyısında müzik eşliğinde toplu olarak cimnastik yapılıyor.

DSC08535

Nehre paralel Sisowat Quay caddesinde gece hayatı çok hareketli.

DSC08538

DSC08541

Phonem Penh gece pazarı.

Gece kimse uyuyamıyor, bir ara dört gibi uyanıyorum etrafa bakınıyorum, sonra saat sekiz olana kadar birkaç kere daha uyanıyorum. Her seferinde saat neden hala sekiz olmadı diye kendime sormadan edemiyorum. Sonunda yedi buçuk gibi hep beraber uyanmaya karar veriyoruz. Eşyalarımızı toplayıp odadan çıkışımızı yapıyoruz. Yola koyulmadan önce otelin restoranında karnımızı doyuralım diyoruz. Restorandaki tahta masalara oturduktan sonra siparişimizi vermemiz, siparişimizi anlamaları, tekrar tekrar sormaları ve teyit etmeleri yaklaşık bir saatimizi alıyor. Üç adet omlet istememize rağmen bizim kahvaltılar bir türlü gelmiyor. Sütü ton balığı kutusuna benzeyen konserve kutularda getiriyorlar. Sonunda kahvaltılarımız geldikten sonra karnımızı doyurup bir gün önceden geceden ayarladığımız tuktuk’umuzla yüzen kasaba olarak bilinen Kompong Luong’a doğru yola koyuluyoruz.

Pursat’ın 40 kilometre kadar dışında yer alan bu kasaba tamamen su üzerinde yer alması ile meşhur. Bizi tekneler ile bu kasaba arasında dolaştıracak bölgeye varmamız bir saatimizi alıyor. Sonrasında da saati 9 dolar olan küçük bir tekne kiralıyoruz. Tekneye binerken ziyaret etmek istediğimiz bölgeyi bize soruyorlar. Alternatifler arasında Khmer kasabası, Vietnam kasabası ya da genel manzara görmek yer alıyor. Biz Khmer kasabasını tercih edip yola koyuluyoruz. Bulunduğumuz bölge çok yoğun çöp kokuyor. Son derece kirli bir suyun içerisinde bekleyen teknemize yerleşiyoruz, sonrasında da bir saatlik turumuz başlıyor.

Bu kasaba o kadar ilginç ki, tamamı su üzerinde bulunan bu kasabada her türlü bina yer alıyor. Marketler, dükkanlar, benzin istasyonları, polis istasyonları, çocuklar için oyun alanları… Bu binaların hepsi de su üstünde yer alıyor. Bölgede yaşayan halkın tamamı ulaşımını tekneler aracılığıyla yapıyor. Arada leğenlerle yüzmeye çalışan küçük çocukları görüyoruz. Market ve kasap görevi yapan tekneler göle doğru uzanan nehir yollarını süslüyor. Kasabada bir tur attıktan sonra yüzen restoranlardan bir tanesine gidip orada mola veriyoruz. Mola sonrasında başladığımız yere geri dönüyoruz. Burada hatamız eşyalarımızı otelde bırakmış olmak. Eğer otelde bırakmış olmasaydık bulunduğumuz yerden direk bir sonraki durağımız Kamboçya’nın başkenti Phonem Penh’e geçebilirdik. Biz ise eşyalarımızı geri almak adına önce otele sonra da Phonem Penh’e doğru yola koyuluyoruz. Yolda mola verdiğimiz yerlerde atıştırmalık olarak böcek satıyorlar. Pursat’tan Phonem Penh’e olan yolumuz dört saate yakın sürüyor.

Phonem Penh’e varınca internetten bulduğumuz bir hostelin yolunu tutuyoruz. Bir İngiliz tarafından işletilen bu hostelde iki genişçe odada yedi yatak ve her bir yatağın tepesinde cibinlik, yanı başında da vantilatör yer alıyor. Yer itibari ile mükemmel olan bu yerde sadece bir iki gün kalacağımızı düşünüp yerleşmeye karar veriyoruz. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra şehrin sıcağına geri çıkıyoruz. İlk durağımız para çekmek için bir Canadia Bank bulmak oluyor. Bu banka diğer bankalara kıyasla ekstra ücret almaması ile meşhur. Sonrasında da nehir kıyısına paralel olan Sisowath Quay caddesine doğru ilerliyoruz.

Yolda yerel bir sebze pazarına denk düşüyoruz, ben hemen bizim çocukları da buraya sokuyorum. Etrafta her türlü et parçaları, daha önce hiç görmediğimiz sebzeler meyveler bulunuyor. Bir noktadan sonra kalabalığa karışıyor kokular. Buradan çıkıp nehir kenarında yürüyoruz. Beklediğimizden daha canlı, daha hareketli bir şehir bizi karşılıyor. Her yer rengarenk ve müzik dolu. Belli bölgelerde müzik eşliğinde dans eden, jimnastik yapan teyze ve amca gruplarına denk geliyoruz.

Biraz dolandıktan sonra artık açlığımız galip geliyor. Bizimkilerin Türk mutfağına en yakın olduğunu düşündükleri Hint restoranına gitme ısrarlarını kıramıyorum ve topluca kendimizi Hint restoranında buluyoruz. Sonuç ise mükemmel. Çok güzel hizmet, sıcak nan ekmekleri, yumuşacık tavuk eti, ikram mezeler ve tatlılar kalbimi kazanmaya yetiyor. Neredeyse bir haftadır bizi en mutlu eden yemeği yemiş oluyoruz. Yemek sonrası biraz daha şehrin kalabalık sokaklarında dolanıyoruz ve şehrin meşhur gece pazarına ilerliyoruz. Ucuz kıyafetler, Asya ve Hindistan’dan getirilmiş taklit ürünlere ek olarak genişce bir yemek bölümü var. Dilerseniz aldığınız yiyecekleri yere serilen hasır halılarda canlı müzik eşliğinde yiyebiliyorsunuz.

Pazarda biraz daha dolandıktan sonra “blind massage” olarak bilinen, duyularının daha gelişmiş olması nedeniyle körlerin masaj yaptığı masaj salonlardan birinin yolunu tutuyoruz; ama ne yazık ki masaj salonu çoktan kapanmış. Uzun günümüz artık bitmeye yakınken, Emre odaya gidiyor; Cihan ve ben de merkezi pazara göz atmaya karar veriyoruz. Aldığımız yanlış bilgi doğrultusunda biz pazarı açık sanırken meğersem Pazar sadece gün içerisinde açıkmış. Geri dönüş yolu boyunca sakin ve geniş caddeler üzerinde muhabbet ede ede ilerliyoruz.

Odaya geri döndüğümüzde bizi bir başka sürpriz daha bekliyor. Tam duşları alıp uyumaya hazırlanırken aynı odada kaldığımız bir başka Türk ile, Erhan’la tanışıyoruz. Tanışma hikayemiz ise ayrı bir macera. Rastlantının böylesi. Yedi kişilik hostel odasında, dört Türk. Erhan yaklaşık 8-9 aydır Kamboçya’nın sahillerinde bir bölgede çalışıyormuş. Şu ana kadar çok çeşitli yerlerde çalışmış ve yaşamış. Bize başından geçenleri maceralarını anlatıyor bir süre. Kamboçya’da işlerin nasıl yürüdüğü konusunda ipuçları veriyor. O da başka bir partiye gitmeden önce odaya uğramış da muhabbet yüzünden çocuğu esir tutmuşuz. Biraz muhabbet sonrasında o arkadaşlarının yanına dönüyor, biz de uykuya dalıyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s