Filipinler.

Standard

Filipinler: Genel Bilgiler

Ben Filipinler’i çok sevdim. Her şeyden önce neden Filipinlilerin dünyanın en misafirperver halkı olarak seçildiğini her gittiğim kasabada ve şehirde tekrar tekrar anladım. Daha önce hiç bu kadar cana yakın, yardımsever, her şeye rağmen güler yüzlü ve dost canlısı insanların bulunduğu bir ülkede bulunmamıştım. Hiçbir ülkede bu kadar pozitif enerji ile dolmamıştım. Daha önce bulunduğum hiçbir ülkede dünya güzeli yerel çocuklar sırf el sallayabilmek için çığlıklar atarak bana doğru koşmamıştı. Bir süredir gezdiğim diğer Asya ülkelerinde devam eden soğuk ve mesafeli insan ilişkilerinin tamamı burada kendisini sıcak samimiyete teslim etti. Her gittiğimiz şehirde, mahallede, sokakta, otelde, restoranda içtenlikle bizi karşılayan, selamlayan, el sallayan, muhabbet eden insanların her biri kocaman bir gülümseme bıraktı bizde.

Sadece insanları da değil üstelik; yaklaşık yedi binden fazla adadan oluşan Filipinler tropik bir cennet olmaktan çok daha fazlasını sundu. Okyanus altı zenginliğinin yer üstüne de yansıdığı rengarenk adaları ve şehirleri ile beklediğimden çok daha fazlası ile ayrıldım bu ülkeden. Güzel tarafı, yolculuğum boyunca yalnız da değildim. Manila’dan sonra ilk ziyaret ettiğim şehir olan Banaue’de tanıştığım Fransızlar Fabrice, Maelysse ve Julien yol boyunca bana eşlik ettiler.

Ülkenin nüfusunun çoğu çok iyi derecede ingilizce konuştuğu için yolculuk sırasında da herhangi bir problem yaşamadım. Beni bu ülke ile ilgili tek üzen şey, özellikle turistik olarak popüler olan bölgelerde sıkça rastladığımız yaşlı, göbekli, beyaz amcaların yanında gezdirdikleri genç Filipinli kızlar ve oğlanlar oldu. Bunun için de söylenebilecek çok fazla şey yok herhalde.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Cebu, Oslob’ta balina köpekbalıkları ile yüzerken.

DSC06788

Loboc’ta şehir merkezine inmek için nehri geçmeye çalışırken, Julien ile beraber.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bohol yerel otobüslerinde.

DSC06872

Bohol’da jeepney yolculukları, Fabrice.

IMG_5782

Pamilacan günleri.

DSC07240

Pamilacan’da Filipinli çocuklarla beraber.

DSC07391

Siquijor’da bizi gittiğimiz yere kadar bırakan kamyonetin arkasında.

IMG_7043

Siquijor’da son gecemiz.

IMG_7084

Boracay’da plajda gece pikniği.

Ne kadar süre ayırmalı ve ne zaman gitmeli?

Filipinler’i ziyaret etmenin belli bir dönemi yok. Yıl boyu aynı hava derecelerini koruyan Filipinler, yıl boyu turizme de açık; ama ülke içerisinde genelde turizmin yüksek olduğu dönem yabancı turistler için Ocak ve Mart ayı dönemi olurken, Filipinli turistler için yaz tatiline denk gelen Nisan ve Mayıs ayına tekabül ediyor. Ülkede Haziran ve Eylül ayı yağış dönemi olarak biliniyor; ama bu dönemde bile yağış almayan ziyaret edilebilecek bölgelerin sayısı oldukça fazla.

Benim Filipinler’de bulunduğum Nisan ayı boyunca her gittiğim adada hava hep otuz dereceden yüksekti. Birkaç yerde (Sagada ve Siquijor) kısa süreli yağmurlara denk gelsek de, hava bizi hiç hayal kırıklığına uğratmadı.

Vize

Filipinler için Türk vatandaşlarının vizeye ihtiyacı yok. Girişte direk 21 günlük kalış izninizi temin edebiliyorsunuz; fakat Filipinler’e girebilmeniz için ülkeden çıkış biletinizi de bulundurmanız gerekiyor. Filipinler pasaport kontrolünde bunu sormasalar da, Filipinler’e gideceğiniz ülke havaalanından check-in yaparken çıkış biletinizi göstermezseniz işlemlerinize devam etmiyorlar. Ben bu nedenle Osaka’dayken Manila uçağına alınmadım; yeni bilet almam gerekti ve havaalanında bir gün geçirdim.

Eğer ülkede 21 günden daha fazla konaklamak istiyorsanız 3030 PHP karşılığında Göçmenlik bürolarında (BOI – Bureau of Immigration) kalış sürenizi 59 güne kadar uzatmanız mümkün. Göçmelik bürosunun merkez ofisi Manila’da yer alsa da, ülke çapında Baguio, Boracay, Cebu, Puerto Princesa gibi turistik yerlerde de bu ofisleri bulabilirsiniz.

Düzeltme: 2012 sonunda başlayan yeni uygulama kapsamında vize süresi 21 günden 30 güne çıkarılmıştır. Girişlerinizde 21 yerine, 30 günlük vize alabilirsiniz.

Rota

Filipinler içerisinde yolculuğuma Manila sonrasında ülkenin Luzon olarak anılan bölgesinin kuzeyinden başladım. Bu bölgede bulunan, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, el yapımı pirinç tarlalarını ziyaret ettim. Luzon sonrasında Visayas bölgesinde yer alan Cebu, Bohol, Pamilacan, Siquijor ve Boracay adalarını ziyaret ettim. Filipinler’de kaldığım 19 gün boyunca aşağıdaki rotayı takip ettim.

map_of_philippines

09-10.04.2013, Manila
11.04.2013, Banaue, Botoc, Sagada
12.04.2013, Baguio, Manila
13.04.2013, Cebu
13-14.04.2013, Tagbilaran, Panglao, Balicasag
15-16.04.2013, Loboc, Carmen
17-19.04.2013, Baklayan, Pamilacan
19-22.04.2013, Siquijor
23-26.04.2013, Boracay
26.04.2013, Manila

Bu bölgelere ek olarak eğer daha fazla vaktim olsaydı ülkenin batısında yer alan Palawan’ı mutlaka ziyaret ederdim ve Cebu adasını keşfetmek için daha çok vakit harcardım.

Ulaşım

Filipinler, yedi binden fazla adadan oluştuğu için bir yerden bir yere ulaşım düşünüldüğü kadar kolay olmuyor. Özellikle Luzon’da büyük şehirler arası işleyen düzenli, konforlu ve klimalı otobüs seferleri bulunuyor. Ben, Manila’dan Banaue’ye gidebilmek için Ohayami otobüslerini kullandım; Baguio’dan Manila’ya dönebilmek içinse Victory Liner ile yolculuk ettim. Otobüsler son derece rahat olmasına rağmen, tam güç çalışan klimalar beni hasta olmanın eşiğine getirmeye yetti.

Adalar arasında uzun mesafe yolculuklar için genelde bütçelere uygun fiyatlar sunan Cebu Pacific Havayolları ve PAL Express’i tercih ettim. Biletleri son gün almama rağmen, fiyatlar çok abartı değildi; fakat Boracay’a uçuşlar sadece küçük pırpır uçaklarla gerçekleştirildiği için gidişte bagaj sınırlaması nedeniyle fazladan para ödemek zorunda kaldım.

Adalar arasında görece kısa mesafe yolculuklar içinse Oceanjet isimli firmanın feribotları ile yolculuk yaptım.

Şehirler içi yolculuk içinse üç tekerlekli Habal Habal ve tricycle’lar her yerde rastlayabileceğiniz ulaşım araçları. Klimalı taksileri kullanmaktansa (genelde taksimetre ile çalıştıkları için dolandırılma ihtimaliniz düşük) biz genelde tricyce’ları tercih ettik ve bavullarla bu araçlara sıkıştık. Bizdeki dolmuş görevini üstlenen Jeepney’ler ise uzun mesafelerde en çok kullandığımız, yerel halkla en çok iletişime geçtiğimiz vasıtalar oldular. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’dan kalan savaş jiplerinin modifiyesi ile kullanıma giren bu araçlar aynı zamanda bize farklı bir deneyim de sundular.

Konaklama

Filipinler’de genelde her bütçeye uygun, rahat ve temiz hosteller, oteller, misafirevleri mevcut. Üstelik her bölgede bunlara bolca rastlayabileceğiniz için konaklama arayışınız sırasında hiçbir problem yaşamıyorsunuz.

Yolculuk boyunca konakladığım oteller ve fiyatları aşağıdaki gibi:

Friendly’s Guesthouse, Manila – 695 PHP
Residential Lodge, Sagada – 300 PHP
Alona Grove, Panglao – 800 PHP (iki kişi konakladık)
Nuts and Huts, Loboc – 800 PHP (iki kişi konakladık)
Junior and Mesiang Cottages, Pamilacan – 750 PHP (üç öğün yemek dahil)
Royal Cliff Hotel, Siquijor – 1000 PHP (üç kişi konakladık)
Hambilica Hotel, Siquijor – 700 PHP
Boracay – 600 PHP (ailenin kiraladığı bir odada konakladım)

DSC06571

Alona Grove, Panglao.

DSC06763

DSC06764

Nuts and Huts, Loboc.

IMG_3817

IMG_3820

Junior and Mesiang Cottages, Pamilacan.

DSC07353

Royal Cliff Hotel, Squijor.

IMG_5802

Hambilica Guesthouse, Squijor.

Yiyecek içecek

Filipinler yemeklerinde Çin ve İspanya’nın etkisini fazlasıyla görebiliyorsunuz. Soya sosu ve baharatların sıkça kullanıldığı yemekler çok fazla alternatif sunmasa da doyurucu ve leziz.

Filipinler’de en sık rastlayacağınız yemek adobo adı verilen yoğun bir sos ile hazırlanan tavuk, balık ya da domuz porsiyonları. Genelde yağsız pilav ile tüketilen bu yemek, Filipin mutfağının olmazsa olmazlarının başında geliyor. Pancit adı verilen kızartılmış beyaz ya da sarı noodle’lar et ya da sebzeler ile sunuluyor. Lumpia adı verilen rulo halindeki börekler her köşe başında bulabileceğiniz atıştırmalıklar olarak karşınıza çıkıyor.

Benim denemeye cesaret edemediğim ama bisikletli ya da yaya teyze ve amcaların sattığı balut adı verilen yarı gelişmiş ördek embriyosunu içeren haşlanmış yumurtalar ülke çapında çok tüketiliyor.

Ülke mutfağında en sevdiğim yiyecek ise halo halo olarak bilinen sütlü, buzlu ve dondurmalı tatlı oluyor.

Buko isimli tam olgunlaşmamış hindistancevizi suyu ve tatlandırılmış yerel limon (calamansi) suyu her yerde sıkça denk geleceğiniz büfelerde satılıyor.

Bütün bu yerel tadlara ek olarak birçok uluslararası mutfağın restoranlarını da çok kolaylıkla bulabiliyorsunuz.

IMG_5781

Asya kahvaltılarının olmazsa olmazı kızartılmış pirinç, pancake, tatlı patates, yumurta ve domuz sucukları.

IMG_5776

DSC07168

DSC07280

Taze deniz ürünleri ve sebzeler, rulo börekler ve pirinç pilavından oluşan ada yemeklerimiz mutlaka tatlı olarak taze mango ile noktalanıyor.

DSC07000

Mami adı verilen noodle çorbası.

IMG_5470

Calamansi olarak bilinen yerel küçük boy limonlu tavuk.

DSC07466

Tavuk adobo. (Üzerine soya sosu ve calamansi suyundan bir sos sıkılıyor.)

IMG_5642

Sebzeli pancit.

DSC06522

Sagada’nın meşhur Yoghurt Cafe’sinin leziz yoğurdu.

DSC06889

Aslında burada belli olmasa da buradaki çöreklerin içi mor; ube adlı mor tatlı patatesten hazırlanan bu ürünler son derece lezzetli.

IMG_5827

Siquijor’un yerel süt fabrikasının süt ürünleri: ube ve mangolu süt ve meybuzlar.

Reklamlar

8 responses »

  1. Sayın Seyyah arkadaşım,
    Üzülerek söylemeliyim ki, çok vasat bir tatil yapmışşın. Klimasız mobilyasız yerlerde yatmışşın Nuts and Huts, Loboc.Junior and Mesiang Cottages vs gibi. Tatilde amaç rahat etmek bu rahatlığıda kaliteli oteller verir. Bütçeyi kısarak tatil yapılmaz.

    • Alaattin Bey,

      Dusunceleriniz sizin tatil anlayisinizi yansitir, bu nedenle saygi duyuyorum. Inanin bana benim Filipinler yolculugum oldukca keyifliydi. Bu seyahatten keyif almak icin klima ya da mobilyaya ihtiyac duymadim.

  2. Ben haziran ayi gibi filipinlere gitmeyi düşünüyorum 2.000$ la 2.250$ bir butce dusunuyorum ucak bileti haric 20 25 gunluk bir tatil icin yeterlimidir ? Cebu brocay ve manila gitmek istedigim yerler ve siz ne kadarlik bir butce harcaniz cvb icin simdiden cok tesekkur ederim 🙂

    • Merhabalar, ilk olarak haziran ayının ülkede yağmurlu sezon olduğunu belirtmekte fayda var. Tayfunların etkili olduğu dönem. Gitmek istediğiniz yerler genelde çok etkilenmiyorlar yağmurlu dönemden; ama ben yine de belirteyim. 🙂 20-25 gün oldukça yeterli bir süre ve eğer vaktiniz olursa Cebu’dan kısa bir tekne yolculuğu ile ulaşabileceğiniz Bohol adasını da mutlaka tavsiye ediyorum. Ben bütçe dökümüme baktım da 20 günde 1300 USD harcamışım, bu fiyat içerisinde Japonya’dan uçak biletim de var üstelik. Yani 2000-2250 USD’lik bir bütçe size fazlasıyla yetecektir. 🙂

  3. Srlam. Vize artık 30 gün. Düzeltirseniz iyi olur. Şu an Filipinlerdeyim. Şimdi Türkiye’den bir arkadaş aradı, 21 günmüş diyor. Bu sene ikinci gelişim. İkisinde de 30 gün verdiler. İlk seferde çeşitli sitelerde bu 21 yazılması bana yüz liraya mal oldu ☺

    • Düzeltme için çok teşekkürler, ben kendi gittiğim zamandaki uygulamaları yazıp yolculuk etmeye devam ettiğim için gelişmeleri takip etmeye fırsatım olmadı. Mutlaka düzelteceğim ama. 🙂

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s