Panglao & Balicasag, Filipinler.

Standard

14 Nisan 2013, Pazar.

DSC06619

DSC06631

Balicasag Adası’nı ilk görüşte renklerin tonuna inanamıyorsunuz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Julien’in objektifinden denizaltı.

DSC06639

DSC06642

Balicasag Adası’na yolculuk yaptığımız dalış teknesinden manzaralar.

DSC06665

Alona Plajı’nda bir gün batımı daha.

Bir önceki günden bugün için Fabrice ve Maelysse’in dalmak ve şnorkelle yüzmek için yakınlarda bulunan Balicasag Adası’na gideceğini öğrenince biz de tekneyi ayarladıkları dalış merkezine gidip eğer uygun yer varsa onlara katılmaya karar veriyoruz. Bu yüzden sabah sekizde uyanıyoruz. Ben dövmemi riske etmemek adına kat kat koruyucu bantlar ve kremler uyguluyorum. Şansımıza dalış merkezine vardığımızda teknede yer olduğunu öğreniyoruz, isimlerimizi yazdırıp teknenin kalkması için beklediğimiz sürede güzel bir kahvaltı yapıyoruz.

Saat dokuzu gösterdiğinde dalış yapacak iki kişi ve Fabrice’e ek olarak, şnorkelle yüzmeyi planlayan ben, Julien ve Maelysse bu küçük adacığa doğru yola çıkıyoruz. Adaya yolculuğumuz yarım saat sürüyor. Bunda özellikle bindiğimiz teknenin daha iki aylık yepyeni bir tekne olmasının etkisi büyük, yoldaki bütün tekneleri solluyoruz. Balicasag Adası’na geldiğimizde benim nefesim kesiliyor. Okyanusun ortasında cennetten bir köşe gibi duran bu adanın renkleri gerçek dışı gibi duruyor. Adanın etrafı sonsuz resifle dolu. Dalış yapacakları belli bir bölgede bıraktıktan sonra biz de şnorkelle yüzmek için daha uygun bir alan geçiyoruz. Burada suya girdiğimiz anda kocaman kaplumbağaları, boy boy balıkları, resifler üzerinde parıldayan gece mavisi denizyıldızlarını görüyoruz. Bir saat kadar resifler üzerinde yüzerek deniz altının bize sunduğu her zenginliği görmeye çalışıyoruz. Bir saatin sonunda tekrar tekneye dönüp resif duvarının yer aldığı adanın ikinci dalış bölgesine geçiyoruz. Burada kaplumbağalar sayıca daha çoklar. Resifler bir noktadan sonra keskin bir derinliğe açılıyorlar. Daha canlı mercanların bulunduğu bu bölge bize ilk gittiğimiz alandan çok daha fazla şey sunuyor. Öğlene kadar bu bölgelerde yüzüyoruz. Bizimle beraber emekliliğini Filipinler’de geçiren Avustralyalı bir adam ve burada dalış hocalığı sertifikasını almış Danimarkalı bir çocuk da bulunuyor.

Saat bir iki gibi tekrardan Alona Plajı’na dönüyoruz. Güzel bir öğle yemeğinden sonra, plajdaki yerimizi alıp gün batımına kadar denizin ve güneşin tadını çıkarıyoruz. Önümüzde dans eden son derece hareketli Filipinli kızların danslarına müziklerine eşlik edip gün batımını yine plajda yapıyoruz. Bir ara Fabrice odaya gidiyor da, dönüşte balina köpekbalıklarını görme fikri ile geri dönüyor. Detaylı araştırma ve bol bol pazarlık sonunda fikre sıcak bakıyoruz da, ertesi sabah 05:30’da yola çıkmak üzere anlaşıyoruz.

Gün batımı sonrasında güzel bir duşu takiben akşam yemeği için canlı müziğin şenlendirdiği, ağaçların fenerlerle süslü olduğu restoranlardan birine oturuyoruz. Gece boyunca sürekli muhabbet ediyoruz ve gülüyoruz. Filipinler’de gezmek için tam da doğru insanlara denk geldiğim için mutlu hissediyorum. Yemek sonrasında plajda bir tur atıp odalara geri dönüyoruz. Sabah beşte uyanmak üzere kısacık bir uykuya dalıyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s