Osaka, Japonya.

Standard

8 Nisan 2013, Pazartesi.

IMG_5299

Havaalanı sushi’si, en lezizinden.

Nasıl uyudum bilmiyorum. Bacağım uyuşuyor hop sağ tarafa dön, belim ağrıyor hop sol tarafa dön, elim uyuştu hop kolunu farklı yere koy. En son daracık havaalanı koltuklarında uyumaya çalışmamın üzerinden yıllar geçmiş. Her şeye rağmen bir günlüğüne de olsa mahsur kaldığım havaalanı Osaka Kansai Havaalanı olduğu için çok şanslıyım. Havaalanında son derece ucuz ve leziz yemek alternatifleri (tabağı yüz yen olan sushi restoranları favorim), ücretsiz kablosuz internet ve pırıl pırıl tuvaletler var.

Sabah çok erken bir saatte yaşlıca bir tur grubunun kahkahaları ve muhabbetleri arasında uyanıyorum. Tek gözümü açıyorum bakıyorum da çoktan çevrelemişler beni. Arada üç dört kere daha uykuya dalıp dalıp uyanıyorum. En sonunda uyandığımın resmi kanıtı olan kontak lenslerimi gözüme takma aşaması gelince kendime gelebilmek için havaalanında bir tur atıyorum. Sonrasında da check-in saati gelene kadar bir aşağı bir yukarı yürümece ve internetten Filipinler hakkında araştırma yapmaca ile geçiyor. Bu sefer check-in saati gelir gelmez sıradayım. Üstelik sıraya girmeden önce Jetstar Havayolları’na yazdığım şikayet mektubundan dolayı da sinir stresim geçmiş, tekrardan aynı günün akşamında 35 derecede olacağımın bilinci ile pamuk şeker kıvamına gelmişim.

Check-in işlemleri sonrası da çok hızlı gelişiyor, biraz bekleme süresinden sonra uçağa biniyorum ve pilot yolculuğun üç saat elli dakika süreceğini söylüyor. İşte bu beklemediğim uzunlukta bir süre. Yol bana iyi geliyor, bütün yol boyu uyuyorum. Uçak Manila Ninoy Aquino Havaalanın yanaştıktan sonra da her şey çok kolay işliyor. Pasaport kontrolünde sıra beklemeden kolayca işlemlerimi hallediyorum, bavulumu beklemek zorunda kalmadan hemen alıyorum. Karşılaştığım görevliler kocaman bir gülümseme ile Filipinlere hoş geldin diyor.

Havaalanından çıktıktan sonra konaklayacağım otelin tarifine uyarak havaalanının giden yolcu bölümüne çıkıyorum ve gördüğüm ilk taksiyi çeviriyorum. Eğer havaalanının sabit fiyatlı taksileri ile yolculuk etmek isterseniz 400-500 PHP ödemeniz gerekir, giden yolcu bölümündeki taksiler taksimetre ile çalıştıkları için şehrin göbeğinde yer alan Malate bölgesine gelmek bana 150 PHP’ye mal oluyor. Hemen otelime yerleşiyorum. Tabiri caizse hafiften dökülen; ama tam da özlediğim gibi bir ortam sunan bu otelde iki kişilik bir oda ayarlıyorum kendime. Hava o kadar sıcak ki durduğum yerde terliyorum ve gariptir bu beni çok mutlu ediyor. Aylar sonunda ısınmak için kat kat kıyafetlerden öte, yüzüme vuran sıcak hava dalgasından kurtulmak için odadaki vantilatöre ihtiyaç duymak…

Eşyalarımı odaya bıraktıktan sonra önce terasa çıkıyorum. Kahkahalar ve muhabbetler arasında kalabalık yabancı grupları var. Ben de kendimi otelden dışarı atıyorum. Önlerinde güzel Filipinli kızların beklediği karaoke barlarını, diskoları, kulüpleri ve dolu restoranları geçiyorum ve deniz kenarına geliyorum. Deniz kenarında esinti bile yok. Bütün deniz kenarı bölgesi açık hava yatakhanesi gibi. Herkes kendisine bir köşe bulmuş, kıvrılmış uyuyor. Arada satıcılara, muhabbet edenlere ve sevgililere denk geliyorum. Yavaş yavaş sokaklar arasında kıvrılarak, farklı yollardan otelime geri dönüyorum. Garip bir havası var şehrin. Son derece lüks restoranların yanı başında salaş büfeler yer alıyor; son derece lüks sitelerin yamacında dökülen binalar kendisini belli ediyor. Ama keyfim yerinde. Burada olduğum için son derece mutluyum.

7 Nisan 2013, Pazar.

IMG_5290

IMG_5294

Tsutenkaku Kulesi.

Sabah otelden çıkışımı yapıyorum, çantalarımı bir iki saat sonra alacağımı söyleyip şehirde son bir tur atmaya karar veriyorum. Adımımı otel odasından dışarı atmamla beraber son derece kuvvetli buz gibi bir rüzgarın beni savurması da bir oluyor. Hava o kadar soğuk ki, kışlık kıyafetlerimi Tokyo’dayken eve gönderdiğim için çok fazla dayanacak gücüm de yok. Hızlı hızlı konakladığım yere çok yakın olan Tennoji Parkı’na ilerliyorum. Bu park içerisinde Tennoji Hayvanat Bahçesi ve Keitakuen Bahçeleri’ne ev sahipliği yapıyor. Park içerisinde kısa bir tur attıktan sonra, aynı bölgede bulunan Tsutenkaku Kulesi’ni görmeye gidiyorum. Tepesinde bir gözlemevinin de yer aldığı bu kule Osaka’nın sembollerinden biri sayılıyor.

Yağmur yine etkisini göstermeye başlamışken otelime gerip dönüp eşyalarımı alıyorum ve havaalanın yolunu tutuyorum. Bugünün akşamında 35 derecelik Manila’da olacağım için çok heyecanlıyım. Tam da ihtiyacım olanın bu olduğuna inanıyorum. Havaalanına uçağımdan beş saat kadar erken gidiyorum. Havaalanını kapsayan ücretsiz kablosuz internet ve konforlu koltuklar sayesinde zamanı geçirmek çok da dert olmuyor.

Check-in işlemleri başladığında uzun sırada yerimi alıyorum. Sıranın bana gelmesi bir buçuk saat sürüyor. Problemler aslında yeni başlıyor. Görevli kız Filipinler’den dönüş biletim olup olmadığını soruyor. Bir yerlerde okuduğum ve çok da ciddiye almadığım dönüş biletinin zorunluluğu konusu aklıma gelince biletim olduğunu söylüyorum. Kız görmek istediğini belirtiyor. Gösteremeyeceğimi e-postalarım arasında olduğunu belirtiyorum. Kız on beş dakika kadar kah diğer görevlilere bir şeyler sorarak, kah kendi ekranında hiçbir şey demeden oyalanarak bekliyor. Sonunda biletimi göstermezsem işlemlerimi tamamlayamayacağını söylüyor. Üstelik check-in işlemlerinin kapanmasına beş dakika kalmış. Ben de bu sürede benden bunu nasıl yetiştirmemi beklediğini soruyorum, benimle beraber koştur koştur havaalanı içerisinde yer alan internet ve baskı imkanları bulunan bir ofise geliyor. Ben uğraşırken beni bekleyeceğini söyleyip geldiği yere geri dönüyor. Ben bilet almadığım için alelacele on dakikada biletimi alıyorum, bastırıyorum ve check-in masasının yolunu tutuyorum. Görevli ne dese beğenirsiniz “Üzgünüm, check-in kapandı.” Olay yaratmamam içten bile değil. Yaklaşık yirmi dakika boyunca karşımdaki iki görevliye dil döküyorum, sonunda durumu değiştiremeyeceğimi anlayınca yöneticileri ile görüşmek istediğimi söylüyorum ve biraz beklemem gerektiği cevabını alıyorum. O noktada zaten sinir krizi eşiğindeki ben gözyaşlarıma engel olamıyorum. Bu sayede havaalanına uçağından beş saat önce gelip uçağını kaçıran tek insan olarak da tarihe damgamı vuruyorum.

Görevli geldiğinde bana ertesi gün için aynı saate yeni bilet satıyorlar daha ucuz bir fiyat üzerinden. Ben de konuştuğum herkesin isimlerini alıp şikayette bulunacağımı bildiriyorum. Bu saatten sonrası nasıl geçiyor bilmiyorum.

6 Nisan 2013, Cumartesi.

DSC05982

Osaka Akvaryumu yağmurlu ve kapalı bir günde gezilecek en iyi yer.

DSC05990

DSC06034

DSC06109

DSC06125

DSC06068

DSC06042

DSC06164

DSC06182

DSC06219

Akvaryumdan manzaralar.

DSC06107

Akvaryumun yıldızı balina köpekbalıkları.

DSC06239

DSC06252

DSC06257

Osaka sokakları.

IMG_5263

DSC06258

Biri yağmur mu dedi?

Sabah saat sekiz gibi otobüsle Osaka Tren İstasyonu’na varıyorum. Konakladığım otele çok erken gitmemek adına önce tren istasyonunun içerisinde biraz dolanıyorum, sonrasında da bölgede yer alan cafe’lerden bir tanesine oturup kahvaltımı yapıyorum. Otelden aldığım tarif doğrultusunda konaklayacağım yere varmam yarım saatimi alıyor. Bu küçük hostel, uzun koridorlarda yan yana dizilmiş ryokan tipi kibrit kutusu boyutunda odaları ile konaklayacakların her ihtiyacına hitap ediyor. Eşyalarımı yerleştirdikten sonra Osaka’daki tek günümü değerlendirmek üzere dışarı çıkıyorum.

Şehrin batısında yer alan meşhur Osaka Akvaryumu’na tek tren hattı ile ulaşıyorum. Tren istasyonundan aldığım, akvaryum girişini de kapsayan tek günlük ulaşım kartı gün içerisinde çok işime yarıyor. Tren istasyonundan çıkınca yoğun bir yağmur beni karşılıyor. İçimden “Her gittiğin şehre bereket getiriyorsun be Anıl.” demeden edemiyorum. Akvaryumun ilk ziyaretçileri olarak açılış saati ile beraber yoğun bir kalabalık halinde içeriye giriyoruz. Havanın kapalı olmasını fırsat bilen Japon aileleri çoluk çocuk akvaryum sırasında.

Kaiyukan olarak da bilinen ve dünyanın en büyük akvaryumlarından biri olan bu akvaryum, çeşitli temalar üzerinden ziyaretçilere hitap ediyor. Japon ormanlarından, Büyük Bariyer Resifi’ne,  Ekvator ormanlarından,  Panama Limanı’na uzanan tema odaları bu bölgelerde yer alan deniz canlılarına da ev sahipliği yapıyor. Toplamda 11000 tona yakın su barındıran bu devasa binanın en dikkat çekici yanı ise Pasifik Okyanusu bölümü. Bu geniş tankta akvaryumla özdeşlemiş balina köpekbalıkları ve kocaman vatozlar bulunuyor. Akvaryumun deniz mavisi ile renklenmiş loş koridorlarında saatlerce geziyorum. En hoşuma gidense küçücük çocukların balıkları görünce verdikleri tepkileri izlemek oluyor. Kapanışı büyülü denizanaları ile yapıp kendimi Osaka sokaklarına atıyorum.

Metro hattı ile Shinsaibashi istasyonunda inip yürüyerek şehrin meşhur Dotombori bölgesine geliyorum. Nehrin etrafına kurulmuş, restoranları, alışveriş sokakları, mağazaları ile meşhur bu bölge Osaka’nın en renkli bölgesi olarak biliniyor. Ünlü koşan adam kurabiye reklamı da bu bölgede nehir kenarında yer alıyor. Aldığım tavsiyeler doğrultusunda Osaka’nın diğer bölgelerden farklı okonomiyaki’sini denemek üzere bir binanın yedinci katında yer alan altmış yıllık okonomiyaki restoranına gidiyorum. Bu restoran tarihi bir restoran olmasına rağmen, diğer okonomiyaki deneyimlerimden farklı bir uygulama izliyor. Her masada yiyeceklerin hazırlandığı ayrı tezgahlar bulunuyor. Artık hava kararmaya yüz tutmuşken ben de otelimin yolunu tutuyorum.

Otele dönünce iki saat kadar uyanıp enerjimi toparlıyorum. Dövme sonrasında iyi uyku ve düzgün beslenme şart demişti Ron, ben bu ikisini de çok gerçekleştirebildiğimi söyleyemeyeceğim. Uyku sonrasında Osaka’nın gece ışıklarını görmek için tekrardan Dotombori bölgesine dönüyorum. Geceleri bu bölge tabelalardan dolayı ışıl ışıl bir manzara sunuyor. Bu sefer uyanıklık ettiğim ve otelden ödünç şemsiye aldığım için yağmur pek bana mısın demiyor. Ta ki artık şemsiye bile etki etmez hale gelene kadar. Sonuna kadar direniyorum yine de, suyun etkisiyle ayaklarımdan vık vık sesleri geliyor yürüdükçe. Sokaklarda birkaç tur attıktan sonra otelime dönüyorum. Ayakkabılarım da dahil olmak üzere üstümde ıslanmamış kuru bir nokta bulmak çok zor. Günün de yorgunluğu ile bir şeyler okuyup çantamı hazırlayıp güzel bir uykuya teslim oluyorum.

Reklamlar

One response »

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s