Kurashiki, Japonya.

Standard

23 Mart 2013, Cumartesi.

DSC05428

DSC05425

Kurashiki Bikan tarihi bölgesinin ara sokaklarından.

IMG_4287

Bikan bölgesinde yer alan Ohara Sanat Müzesi sadece eserleri ile değil; ama bahçesi ile de büyülüyor.

IMG_4281

Bikan tarihi bölgesinin ara sokakları.

IMG_4297

Kurashiki çiçek köşesi özellikle de kısa bir mola vermek isteyenlere rahat bir ortam sunuyor.

DSC05433

Okayam Tren İstasyonu önünde yer alan “Momotaro” yani “Şeftali Çocuk” heykeli.

IMG_4304

Okayama Kalesi’nin yamacında bulunan nehirde kuğu şeklindeki deniz bisikletleri çok yaygın.

DSC05443

Rengi nedeniyle “Karga Kale” olarak da anılan Okoyama Kalesi.

DSC05437

Okoyama’dan detaylar.

DSC05451

Kurashiki’nin gece manzarası.

Gece o kadar güzel uyuyorum ki, sabah uyandığımda hiç yerimi yadırgamıyorum. Crystal kendisine filtre kahve, bana da yeşil çay hazırlıyor. Japonya’daki yeşil çayların çoğu toz halinde ve daha kıvamı yoğun, bu yüzden benim çok hoşuma gidiyor. Sonrasında hazırlanıyoruz ve evden çıkıyoruz. Crystal ile Kurashiki’ye gelme nedenim olan ünlü Bikan Tarihi Bölgesi’ne gidiyoruz. Ara sokakları biraz dolandıktan sonra Crystal bana bir sürprizi olduğunu söylüyor ve meydanın en işlek sokaklarından birinde yer alan bir Türk mağazasına götürüyor beni. Buraya girer girmez zaten direk Türkçe muhabbet de beraberinde geliyor. Bir buçuk senedir Japonya’da yaşayan Gürdal, “Ya İspanya’ya gidecektim, ya Japonya’ya; çünkü iki dili konuşmak ve telaffuz etmek Türkler için çok kolay, ben de kendimi Japonya’da buldum.” diyor. Bundan önce bir süre Tokyo’da yaşadığını; ama partilere daldığı için bir türlü bütçeyi tutturamadığını o nedenle Kurashiki’ye geldiğini anlatıyor. Gürdal bana ve Crystal’a Türk çayı ikram ediyor. İnce belli bardakta. Ah ne özlemişim. Bölgede yoğun bir Türk komunitesi olduğundan bahsediyor. Patronu buradaki dükkanı yıllar önce açmış, iyi de iş yapıyormuş. Hemen soruyor bundan sonraki gideceğim şehirde konaklayacak yerim olup olmadığını, işte ben bizim milletimizi bu yüzden seviyorum. Bu kadar zaman sonrasında Türklerle yüzyüze iletişim kurarken biraz takıldığımı fark ediyorum, kelimeler ağzımın içinde büyüdükçe büyüyorlar da istediğim gibi çıkmıyorlar. Burada bir yarım saat kadar oturup memleket özlemimi giderdikten sonra çıkıyoruz. Gürdal, bana telefon numarasını veriyor da herhangi bir şeye ihtiyacım olursa aramamı sıkı sıkı tembihliyor. Crystal, beni meşhur Ohara Müzesi’ne bırakıyor ve tren istasyonun oraya Japonca çalışmak için dönüyor. İki saate tekrar buluşmak için sözleşiyoruz.

Bikan tarihsel bölgesinde çok çeşitli müzeler var; ama Ohara Sanat Müzesi bunlar arasında sıyrılıyor. 1930 yılında kurulan bu müze Japonya’da batı sanatının sergilendiği en eski müze. Kurashiki’de yaşayan iş adamı Ohara Magosaburo tarafından sanatına çok saygı duyduğu Kojima Torajiro isimli ressamı anmak üzere bu müze açılıyor. Müze içerisinde Gauguin’den Monet’e, Matisse’den  Renoir’ya çok ünlü ressamların eserleri bulunuyor. Bunlar arasında en ilgi göreni ise şüphesiz El Greco’nun “Annunciation” isimli eseri oluyor.

Müze çeşitli bölümlerden oluşuyor, ahşap işlemeciliği, seramik bölümü vs. gibi. Müzeyi gezdikten sonra Bikan bölgesinin iç içe geçen kanallarını ve ara sokaklarını dolanmaya çıkıyorum. Yan yana dizilmiş hediyelik eşya dükkanları ve yerel tatların tadımlık olarak sunulduğu şekerlemeciler günümü şenlendiriyor. Özellikle sokalardan birinde yer alan kedi mağazası çok ilgimi çekiyor. Mağazaya girdiğinizde içeride kediler tarafından söylenmiş şarkılar çalıyor. Nasıl demeyin, ben de ilk şoku bu şarkıları duyunca yaşıyorum. Sonrasında bu genişçe mağazanın raflarına göz gezdirince kedilere ilişkin her türlü eşyanın burada satıldığını fark ediyorum. Oyuncaklardan, kırtasiyelik eşyalara, süs eşyalarından kedi desenli ürünlere içinde “kedi” barındıran her şey ama her şey burada.

Buradan çıkıp Ivy Square yani Sarmaşık Meydanı’na ilerliyorum. Burası ismini etrafı tamamen sarmaşıklarla kaplı kırmızı tuğla binadan alıyor. Bu bina günümüzde otel olarak kullanılıyor. Bu bölgede dikkatimi çeken ise bir müzik kutusu dükkanı oluyor. Müzik kutularına ek olarak çiçek dürbünleri de satan bu dükkana girince bir an için zamanı unutuyorum.

Bölgede yer alan müze olarak sergilenen tarihi evleri (Inoue Evi, Kusudo Evi, Ohara Evi, Ohashi Evi) ve müzeleri es geçip Crystal ile buluşmak üzere tren istasyonuna geri dönüyorum. Crystal ile beraber Kurashiki’ye çok yakın olakn Okayama ilayetinin başkenti Okoyama şehrini görmeye karar veriyoruz. On dakikalık bir tren yolculuğundan sonra Okoyama’ya varıyoruz. Bu şehir sadece şeftalileri ile değil; ama aynı zamanda Edo dönemine dayanan Şeftali Çocuk Momotaro isimli masalı ile de çok meşhur. Tren istasyonundan şehre adımınızı attığınızda Momotaro’nun heykeli sizi karşılıyor ve şehirde her yerde Momotaro’ya göndermeleri bulabiliyorsunuz.

Hikayeye göre, bu bölgede yaşlı bir çift yaşıyormuş. Bu çiftin bir türlü çocukları olmamış. Bir gün yaşlı kadın nehir etrafında dolanırken kocaman bir şeftali bulmuş ve bu şeftaliyi eve getirmiş. Kocası ile bu şeftaliyi açmaya uğraşırlarken içerisinden bir çocuk çıkmış. Bu çocuk cennetten kendilerinin oğlu olmak için gönderildiğini söylemiş, yaşlı çift çocuğa Momotaro adını koymuş. (Momo – şeftali, taro – ailedeki en büyük erkek çocuğu anlamına geliyor.) Yıllar gelmiş geçmiş, zaman içerisinde Momotaro bölgeye yakın bir adanın hikayesini duymuş. Bu ada Japon mitolojisinde oni adı verilen şeytanlarla doluymuş. Momotaro bu adayı şeytanlardan temizlemeyi kafasına koymuş ve yola koyulmuş. Yolda Momotaro’ya bir maymun, bir köpek ve bir de sülün eşlik ediyor. Sonuç olarak Momotaro bu adayı şeytanlardan kurtarıyor ve kahraman oluyor.

Tren istasyonundan Okoyama Kalesi’nin olduğu bölgeye doğru yürüyoruz. Bu kale aslen 1945 yılında yıkılmış, sonrasında 1966 yılında orijinaline sadık kalınarak tekrar inşa edilmiş. Dış kaplamaları siyah olduğu için bu kaleye aynı zamanda “Karga Kale” de deniyor. Kaleyi ve etrafını süsleyen nehir manzarasını doyasıya izledikten sonra istasyon bölgesine dönüp bir cafe’ye oturuyoruz. Ben Crystal’a yolculuklarımdan fotoğraflar gösteriyorum, yaşadığım deneyimleri anlatıyorum da, o da bana Japonya’ya gelme macerasından bahsediyor. Biraz muhabbet ettikten sonra Crystal’ın erkek arkadaşı Kazuki’nin de bize katılacağını öğreniyorum. On beş dakika kadar sonra istasyon dışından Kazuki bizi arabası ile alıyor. Bazı insanlara kanınız hemen kaynar ya, hem Crystal hem de Kazuki benim üzerimde böyle bir etki bırakıyorlar.

Hep beraber şehrin endüstriyel bölgesine gitmeye karar veriyoruz. Uzun bir yolculuk ve akşam trafiğinden sonra hava kararmışken bu bölgeye varıyoruz. Bu bölge şehrin endüstriyel fabrikalarını tepeden görüyor, o yüzden çok etkileyici bir manzaraya sahip. Zaten bölgeyi tek ziyaret edenler de biz değiliz. Tepede toplanmış küçük çapta bir kalabalık da var. Buz gibi gece ayazına rağmen manzarayı doyasıya izledikten sonra hep beraber yemek yemeye karar veriyoruz. Benim daha önce “izakaya” deneyimi edinmediğimi duyan Kazuki ve Crystal beni bir izakaya’ya götürmeye karar veriyorlar. Ama cumartesi akşamı olduğu için her yer dolu. Böylece bizim restoran maratonumuz başlıyor. Uygun bir yer bulana kadar tam altı restorana girip çıkıyoruz; hepsi en az yarım saat beklememiz gerektiğini söylüyor. Sonunda Kurashiki’nin merkezinde yer alan bir restorana sıkışıyoruz. Burada çalışanlar Kazuki’nin okul arkadaşları oldukları için bizi de çok güzel ağırlıyorlar. Biralar müesseseden. Gece sonunda herkesin keyfi oldukça yerinde. Geç saatlere kadar muhabbet ve kahkahalar birbirini kovalıyor. Sonrasında Kazuki, beni ve Crystal’ı eve bırakıyor.

Biraz film izlemeye karar veriyoruz. Göksu’dan Güney Kore’de depoladığım vizyon filmlerinden Lincoln’u açıyoruz; ama filmin daha ilk yarım saatinde ikimizin de gözler kaymaya başlıyor da filmi kapatıp yavaştan yataklara yollanıyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s