Miyajima, Japonya.

Standard

20 Mart 2013, Çarşamba.

DSC05192

DSC05204

IMG_4054

DSC05221

Kintaikyo Köprüsü’nden manzaralar.

DSC05234

Sağanak yağmurda geleneksel kıyafetleri ile fotoğraf çektirmeye çalışan çift köprünün ayağında.

DSC05262

Itsukushima Tapınağı’nın “torii”si yani kırmızı kapısı.

DSC05270

Itsukushima Tapınağı denize karşı. Akşam olunca bu suların neredeyse tamamı çekiliyor.

DSC05287

Miyajima’nın meşhur geyikleri.

DSC05295

DSC05301

Miyajima doğası ile büyülüyor.

DSC05307

DSC05318

IMG_4106

IMG_4092

Daishoin Tapınağı’ndan detaylar.

IMG_4095

Neredeyse her tapınakta yer alan dilekler.

IMG_4193

Lopez Okonomiyaki.

İnternet ne garip ve güzel şey. Düzenli olarak yolculuk fotoğraflarımı yüklediğim “instagram” isimli programdan fotoğraflarımı takip etmeye başlayan bir kız ile iletişime geçiyoruz. O da son 4-5 aydır Güneydoğu Asya’yı geziyor ve şans eseri benim Hiroşima’da bulunduğum tarihlerde o da Hiroşima’da. Bir gün buluşup beraber gezmeye karar veriyoruz. O gün de bugün oluyor. Sabah uyanınca yine aralıksız yağmur var, bizim planımız da yağmura rağmen günü Miyajima isimli tarihi adacık da geçirmek.

Miyajima’ya gitmek için şehrin güneybatısındaki limana gitmem gerekiyor, kızlar da bu liman yakınlarında konaklıyorlar. Ben de geç kalmamak adına erkenden otelden çıkıyorum. Otelden çıkarken, otel sahibi de peşimden koşturuyor da elime bir şemsiye tutuşturuyor. Önce tren istasyonuna gidiyorum, oradan yerel trenlerden birine atlayıp limana ulaşıyorum. Erika ve ablası Kaja ile liman girişinde buluşuyoruz. Çok güzel iki Kanadalı kadın karşımda. Biraz para biriktirip onlar da yola koyulmuşlar abla kardeş. Bize bir arkadaşlarının daha katılacağını belirtiyorlar. Kosaku bizi arabasıyla liman yakınlarından alıyor. Kosaku da aslen Tokyolu. İş için Hiroşima’ya gelmiş. Mazda’da çalışıyormuş. Kosaku, bizi bölgeye çok yakın olan meşhur bir köprüye götüreceğini söylüyor; bölgenin görülmeye en değer mimari eserlerinden bir tanesiymiş. Kintaikyo Köprüsü, 1673 yılında Nishiki Nehri üzerine inşa edilmiş beş kemerden oluşan tahta bir köprü. Daha önce gördüğüm hiçbir köprüye benzemiyor. Adeta bir animasyondan fırlamış bu köprüyü geçmek için belli bir para ödemeniz gerekiyor. Biz de turist kervanına katılıp köprüyü geçiyoruz, köprü sonunda küçük turistik bir kasaba var. Ama yağmur o kadar etkili ki, biz etrafta çok dolanamıyoruz. Görmemiz gerekenleri hızlıca görüp köprüye geri dönüyoruz. Köprünün ayağında bir çift düğün fotoğrafları çektiriyor yerel kıyafetlerle. Tek şanssız olan biz değiliz demek ki diyorum içimden. Gelinin kat kat kıyafetleri ile yağmurdan dolayı ne kadar zorlandığı yüz ifadesinden belli oluyor. Tekrardan limana geri dönüyoruz ve bir cafe’ye oturuyoruz. Kahvelerimizi içerken bir yandan da Erika’nın Kanada’dan iki arkadaşını beklemeye başlıyoruz. Aesees ve Yuhiro da kısa süre sonra bize katılıyor ve kalabalık bir grup Miyajima’ya giden feribotta yerlerimizi alıyoruz.

Miyajima daha adaya adımızı attığınızda kendisini sevdiren, son derece tarihi ve geleneklerini korumuş bir yer. Ada, çok uzun bir süre boyunca kutsal sayılmış ve adanın saflığını korumak adına sıradan insanların adaya girişine izin verilmemiş. Halen adada yer alan kutsal tapınak yakınlarında doğum ve ölümlere izin verilmiyor. Üstelik adaya ölülerin gömülmesi de yasak. Ada, aynı zamanda tapınak adası olarak da anılıyor. İç içe geçmiş göletleri, rengarenk ve her türden ağaçları, köprüleri, tapınakları ile kendisini sevdiriyor. Adada sizi bölgeye özgü vahşi geyikler karşılıyor. Girişte size verdikleri haritalarda geyiklere ilişkin “Buradaki geyikler vahşidir, kağıt ve kumaş yiyorlar. Lütfen hediyelik eşya ve biletlerinize sahip çıkın.” yazıyor. Hakikaten geyikler adaya gelen ziyaretçilerin eğlencesi haline gelmiş durumda. Herkes ellerindeki haritalar ile geyikleri beslemeye çalışıyor. Siz fark etmeden geyikler gelip çantanızdaki, cebinizdeki kağıtları ve kumaşları kemirmeye başlayabiliyorlar.

Adadaki ilk durağımız meşhur Itsukushima Tapınağı oluyor. Bu tapınak aynı zamanda UNESCO Dünya Mirasları’ndan bir tanesi. Tapınağa doğru ilerleyen yolda çeşit çeşit büfelerden Miyajima’ya özgü yerel tatları deniyoruz. Bunlar arasında adanın simgesi haline gelmiş akçaağaç yaprakları şeklinde içi çeşitli aromalarla dolu momji manjü adı verilen kurabiyeler, (bunların kızartılmış versiyonları da mevcut), büyük mantı şeklindeki çörekler ve devasa istiridyeler yer alıyor.

Itsukushima Tapınağı su üzerinde bir liman gibi inşa edilmiş. Bu tapınak üç Munakata tanrıçasına adanmış durumda. Deniz, trafik güveliği, şans ve başarı için bu tanrıçalara ibadet ediliyor tapınak içerisinde. Tapınağın en çarpıcı yanı deniz üzerinde yer alan yüzen “torii” yani kırmızı kapısı. Bu bölgede gelgitler çok güçlü olduğu için, gündüzleri deniz üzerinde yüzen bu kapı akşam saatlerinde denizin çekilmesi ile beraber kara üzerinde kendisini gösteriyor. 16.6 metre uzunluğundaki bu kapı 60 ton ağırlığında. Bu kapı Japonya’da en çok fotoğraflanan eserlerden biri olarak biliniyor.

Adanın en yüksek noktası olan Minsen Dağı’na yürüyüş yolları mevcut. İsterseniz bu dağa teleferik ile de çıkabiliyorsunuz. Biz hava muhalefeti nedeniyle yolu yürümüyoruz; fakat adanın yüksek bir yerinde yer alan Daishoin Tapınağı’nı ziyaret ediyoruz. Bu tapınak, benim Japonya’daki favori tapınaklarımdan bir tanesi oluyor. Miyajima’daki en saygın tapınaklardan biri olan bu tapınak içerisindeki detaylara hayran kalıyorum. Şapka giymiş Buddha’larla dolu bahçesinden tutun da, minik heykellerine kadar. Tapınağa kapanışına yakın varıp uzunca vakit geçiriyoruz.

Ada aynı zamanda Miyajima o shakushi’ye yani dünyanın en büyük tahta pirinç kaşığına da ev sahipliği yapıyor. 270 yaşındaki bu kaşık 7.77 metre uzunluğunda.

Hava artık kararmış, dükkanların çoğu da kapanmışken Hiroşima’ya dönmeye karar veriyoruz. Kosaku bizi şehrin en iyi okonomiyaki yapan restoranına götüreceğini söylüyor: Lopez Okonomiyaki isimli bu restoran, Hiroşima’nın ara sokaklarında yer alıyor. Bu küçücük restoranın popülaritesini önündeki sıradan anlayabiliyorsunuz. Biz de yaklaşık yarım saat sıra bekledikten sonra içeride tezgah başında yerimizi alıyoruz. Güzel yemek, güzel muhabbet. Yolculuğun en sevdiğim yanlarından biri bu herhalde. Rastgele davranıp rastgele insanlarla buluşup rastgele zaman geçirmek. Tekrar görüşmek üzere sözleşip ayrılıyoruz.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s