Hiroşima, Japonya.

Standard

19 Mart 2013, Salı.

DSC05160

DSC05163

Hiroşima Barış Parkı’ndan manzaralar.

DSC05178

Atom bombasının etkilerinin en net belli olduğu binalardan bir tanesi: Atom Bombası Kubbesi.

DSC05153

Atom bombası kurbanları için oluşturulan anma salonu.

DSC05166

DSC05170

DSC05172

Atom bombasından etkilenen çocuklar için inşa edilen anıtın etrafı kağıttan turnalar ile dolu.

IMG_3964

Sadako’nun kağıttan turnaları müzede sergileniyor.

IMG_3988

Barış Parkı’ndan.

IMG_4001

Okonomiyaki zamanı!

Japonya’da geçirdiğim günlerden henüz biri bir diğerini tutmadı hava konusunda. Bir gün güneş, bir gün yağmur, bir gün rüzgar… Güneşli ve sıcak bir Hiroşima sabahı bu sefer de beni karşılayan. Konakladığım otel şehrin göbeğinde yer alıyor. Buna rağmen o kadar sessiz ve huzurlu ki, bazen tek konaklayan ben miyim diye merak etmeden duramıyorum. Bina içerisinde yürürken ister istemez parmak uçlarımda hareket ediyorum.

Hiroşima’nın tarihteki önemini hepimiz az çok biliyoruz. 6 Ağustos 1945’te saatler 08:15’i gösterdiğinde atom bombası ilk defa savaş silahı olarak Japonya üzerinde, Hiroşima’da kullanılıyor. “Küçük oğlan” diye bilinen bu bomba, Enola Gay adı verilen bir B-29 uçağı ile Hiroşima’nın üzerine bırakılıyor. Bombalama beraberinde tarif edilemez bir yıkımı da getiriyor. 80000 kişin anında can verdiği söyleniyor. O tarihte nüfusu 350000 olan Hiroşima, nüfusunun neredeyse yarısını atom bombasına kurban veriyor. 1945 yılının sonunda atom bombası yüzünden ölenlerin sayısı 140000 olarak kaydediliyor. Şehrin binalarının %69’i tamamen yıkılıyor.

Otelden çıkınca ilk işim atom bombasının atıldığı bölgeyi ziyaret etmek oluyor.  Bu bölgede sonsuz barışı temsilen Barış Parkı yer alıyor. Park içerisinde bulunan “Hiroshima National Peace Memorial Hall for the Atomic Bomb Victims” isimli anma salonunu ziyaret ediyorum. Bu binada kurbanların isimleri ve fotoğrafları, kurtulanların da anıları ve video mesajları sergileniyor. Binanın ana salonu ise tamamen sembolik olarak düzenlenmiş. Salona kıvrılarak inen ışıklandırılmış dar bir koridordan giriş yapıyorsunuz. Ana salonda Hiroşima’nın bombalanmış halinin Shima Hastanesi’nden (yani atom bombasının düştüğü merkez nokta) görüntüsü panoramik bir şekilde işlenmiş. Bu panorama için 140000 fayans kullanılmış; bu rakam da bombalamada hayatını kaybedenlerin sayısını temsil ediyor. Salonun merkezinde de küçük bir çeşme yer alıyor, ölenlerin su ihtiyacını temsil eder nitelikte. Salona ilk giriş anında hissedilen burukluk tarif edilemeyecek boyutta. Diyorum ya, biz ne yaparsak kendimize yapıyoruz.

Salondan çıktıktan sonra “Hiroshima Peace Memorial Museum” yani Barış Anma Müzesi’ni ziyaret ediyorum. Burada Hiroşima’nın bombalama öncesi ve sonrası tarihi anlatılıyor. Kurbanların kişisel eşyaları ve bombalamanın güçlü etkisini gösteren bazı eşyalar sergileniyor. Müzenin son bölümünde ise günümüzde nükleer güce sahip devletler ve bu gücün boyutu hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Müzenin amacı bile aslında Japon kültürünü anlamaya o kadar yardımcı oluyor ki. Bütün müze genelinde verilen mesaj: savaşta biz de çok hatalar yaptık, atom bombası sonucunda çok da acı çektik ve yaralarımızı sarmamız zaman aldı, siz de savaşın etkilerine tanık olun ve tekrarlanmaması için çabamızda bize yardımcı olun. Müze içerisinde beni en sarsan şeylerden bazıları radyoaktivite sonrası yağan siyah yağmurun beyaz duvarlar üzerindeki izleri, merdivenlerde oturan insanların siyahlaşmış kalıntıları, patlamanın etkisi ile kıvrılmış devasa demir paneller, öğrencilerin parçalanmış okul üniformaları ve beslenme çantaları oluyor. Müzede sergilenen bazı saatler patlamanın canlı tanığı olarak 08:15’i gösteriyor. Aynı zamanda 1945 yılından sonra Hiroşima’da görev yapan valilerinin, o tarihten günümüze her nükleer test yapan ülkenin başkanına gönderdikleri nota yazıları da plakalara işlenmiş durumda müzenin duvarlarını süslüyor. Son olarak müze hakkında eklenmesi gereken bir başka husus da Sadako Sasaki. Sadako Sasaki, atom bombası patladığında henüz iki yaşında. Gayet sağlıklı olarak büyüyor; fakat on sene sonra löseminin etkileri kendisini göstermeye başlıyor. Hiroşima Red Cross Hastanesi’ne kaldırılan Sadako’nun mücadelesi sekiz ay sürüyor ve sonrasında hayatını kaybediyor; fakat Sadako atom bombasından etkilenen çocuklar için bir simge haline geliyor. Eğer bin tane kağıttan turna katlarsa dileğinin gerçekleşeceğine inanan Sadako, sayısız turna katlamaya ve iyileşmeyi dilemeye başlıyor. Bu nedenle Sadako’nun lösemi ile mücadelesinde binlerce insan katlanmış turnaları hastaneye gönderiyor. Sadako’nun ölümü ile Japon hükümeti atom bombası etkisine maruz kalan çocuklar için bir anıt yapıyor. Her sene sayısız kağıttan turna dünyanın dört bir yanından bu anıta gönderiliyor.

Gördüklerimden o kadar etkileniyorum ki, biraz park içerisindeki banklarda oturuyorum. Hiroşima savaş sonrası yaralarını sarmış durumda. Şehirdeki binalar yenilenmiş, son derece modern bir şehir yeni baştan kurulmuş. Park yakınlarında yer alan “Atomic Bomb Dome” olarak anılan kubbeli bina dışında bombanın etkilerini görmek mümkün değil. Bu bina da yıkımın boyutunu hatırlatmak amacıyla uzun tartışmalar sonrasında bu şekilde korunmaya alınmış.

Parktan çıktıktan sonra şehir merkezinde yürüyorum. Şehirde bir yerden bir yere gitmek, kapsamlı tramvay ağı sayesinde çok kolay. Ben Nagaregawa ve Yagenbori alışveriş bölgelerine gidiyorum. Bu mahalle bölgedeki en geniş eğlence merkezi olarak biliniyor. Yan yana sıralanmış mağazalar, restoranlar, cafe’ler, barlar bütün bölgeyi dolduruyor. Biraz dolandıktan sonra akşam yemeği için Hiroşima’nın yerel yemeği “okonomiyaki”yi denemeye karar veriyorum. Okonomi-mura adı verilen yirmiden fazla küçük restoranın yer aldığı binaya gidip ilk gördüğüm restorana giriyorum. Bu küçük restoranda yemeklerin hazırlandığı tezgahların başındaki küçük iskemlelere oturuyorum. Yemeği önünüzde hazırlıyorlar ve servis ediyorlar. Daha çok Japon pizzası olarak da anılan bu leziz yemeğin farklı şehirlerde, farklı versiyonları da var. (Örneğin Osaka’nın okonomiyaki’si biraz daha farklı) Bütün Japonya yolculuğum boyunca da en sevdiğim tatlardan biri oluyor. Yemek sonrası artık hava kararmışken yürüyerek otelime geri dönüyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s