Gyeongju, Güney Kore.

Standard

9 Mart 2013, Cumartesi.

DSC04798

DSC04802

DSC04808

DSC04824

Bulguksa Tapınağı’ndan manzaralar.

DSC04821

Bulguksa Tapınağı’nda yer alan küçük taştan kuleler.

DSC04778

DSC04907

Noseo-ri’deki kral mezarları.

DSC04872

Tepedeki deli tabi ki de benim.

Hafta içi hafta sonu demeden arka arkaya sürekli erken uyanıyoruz ya, Göksu “Bir de güya tatildeyim.” diyip gülüyor. Yine bir hafta sonu, yine biz erkenden yollardayız. Önce metro ile şehrin en kuzeyinde yer alan Busan Otobüs İstasyonu’na gidiyoruz. Gyeongju için biletimizi bir gün önceden ayırtmışız. 09:30’da otobüsümüz yola koyuluyor. 270000 nüfuslu bu küçük şehir, her köşesinde tarihi bir öğeyi barındırmakla meşhur. Sadece şehrin merkezinde 35 kraliyet mezarı ve 155 höyük yer alıyor. Bu sayı şehrin dışına çıktıkça dört yüz küsura kadar ulaşıyor. Ev sahipliği yaptığı bütün tarihi eserler nedeniyle, Gyeongju’ya aynı zamanda “duvarsız müze” de deniyor.

Biz bir saatlik yolculuk sonrasında öğlene doğru Gyeongju Otobüs İstasyonu’na varıyoruz. Şehri keşfe çıkmadan önce amacımız eşyalarımızı kilitli dolaplara yerleştirmek; fakat şansımıza dolaplar o kadar küçük ki. Benim sırt çantamı bu dolaplardan birine sığdırabilmek için adeta mücadele veriyoruz. İçinden eşya çıkarıyoruz, eğiyoruz büküyoruz, her türlü farlı şekilde dolaba sokmaya uğraşıyoruz derken mücadelemiz başarı ile sonuçlanıyor da biz de şehir merkezine doğru turumuza başlıyoruz.

Pazar günü olduğu için bütün bankalar kapalı, etrafta da hiç döviz bürosu yok. Biz de sırayla bankaların ATM’lerini denemeye koyuluyoruz. Güney Kore’de uluslararası bir banka kartınız varsa sadece bunu kabul eden büyük bankalar aracılığıyla para çekebiliyorsunuz. İki üç banka denedikten sonra sonunda birinde şansımız yaver gidiyor da biz de tren istasyonunun önünden kalkan otobüslerden birine atlayıp Bulguksa Tapınağı’na doğru yola çıkıyoruz. Bindiğimiz otobüste her şeyin Korece olması en başta bizi korkutuyor; fakat burada turistlere yönelik çok güzel bir uygulama olduğunu fark ediyoruz. Ne zaman turistik bir durağa gelsek, durak ismi ve bu bölgede yer alan tarihi mekanlar İngilizce olarak da anons ediliyor. Böylece bizim de acaba kaybolacak mıyız endişemiz ortadan kalkıyor. Bulguksa Tapınağı’na yarım saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra varıyoruz. Bu tapınak UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor, aynı zamanda Kore Budizmi için de büyük önem taşıyor. Ulusal hazine niteliğindeki birçok eser de bu tapınağın içerisinde bulunuyor. Bunlardan en önemlileri Dabotap ve Seokgatap isimli taş pagodalar. Bu tapınak alanındaki en ilgi çekici şeylerden bir tanesi ise tapınaklardan bir tanesinin arka bahçesinde yer alan üst üste büyükten küçüğe kulecikler halinde dizilmiş yüzlerce taş.

Bulguksa Tapınağı’nın birbirine açılan meydanlarını dolandıktan sonra tapınak önünden kalkan ayrı bir minibüse binerek virajlı dağ yollarından yukarı çıkıyoruz ve Bulguksa Tapınağı’na bağlı Seokguram Grotto’ya varıyoruz. Bulguksa Tapınağı’ndan dört kilometre uzakta, Tohamsan Dağı’nda yer alan bu inziva yeri, oturan Buddha heykeli ile meşhur. Minibüsten indikten sonra balonlar ile süslenmiş patika yolunu takip ederek orman içerisinde ilerliyoruz. Sonunda meşhur Buddha’nın yer aldığı bölüme geliyoruz. Koruma amaçlı cam bölmelerle kapatılmış Buddha’ya ucundan göz attıktan sonra şehir merkezine geri dönüyoruz. Şehrin düzenli ara sokaklarında kalabalıkları takip ederek birkaç tur attıktan sonra bir şeyler yemek için bir yere oturuyoruz. Biraz soluklanıyoruz ve akşam Seoul’a olan otobüsümüzü yakalamak için yavaş yavaş otobüs istasyonunun yolunu tutuyoruz. İstasyona doğru ilerlerken sabah da dikkatimizi çeken, şehrin göbeğinde yer alan kral mezarlarını ziyaret ediyoruz. (Tumuli in Noseo-ri) İlk gördüğümüzde bir parkta yer alan saman tepeciklerine benzeyen ve çok da anlamlandıramadığımız bu mezarlar, batan güneş eşliğinde adeta bir görsel şölen sunuyor bize. Önce Göksu, sonra ben tüm şebekliğimizle inmesi ayrı bir macera olan bu mezar tepeciklerinin üzerine çıkıyoruz. Etrafta hoplayıp zıplayıp bol bol fotoğraf çektikten sonra otobüs istasyonuna gidiyoruz. Dört beş saatlik bir yolculuk sonrasında Seoul’a varıyoruz. Buz gibi kesen bir ayaz Seoul’da bizi karşılıyor. Tüm günün verdiği yorgunlukla ayarladığımız küçük hostelimize yerleşiyoruz.

 

 

 

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s