Guangzhou, Çin.

Standard

12 Şubat 2013, Salı.

Foto 7

Foto 4

Zu Miao’dan yansımalar.

Foto 5

Çin satrancı ülkenin her yerinde genelde yaşlılar arasında oynanan bir oyun.

Foto 6

Zu Miao’da Kanton operasının doğuş noktasında, opera sanatçılarını izlerken.

Foto 8

Guangzhou sokakları.

Uyandıktan sonra günü biraz ağırdan alıyoruz ve öğlene doğru şehrin en güzel restoranlarından biri olan tarihi Beiyuang Cuisine’e gidiyoruz. Eski bir Çin bahçesi üzerine kurulmuş bu geniş ve çok katlı restoran, Çinli ailelerin de popüler uğrak yerlerinden bir tanesi. Ortaya çeşit çeşit farklı yemekler söylüyoruz. Ben muhtemelen hayatım boyunca yediğim en güzel Çin yemeklerini mideye indiriyorum.

Yemekten sonra şehir turu için, şehrin yerlisi olan rehberlerimizin peşine takılıyoruz. İşin ilginç yanı Guangzhou, özellikle de Afrika’dan aldığı göçlerle anılan çok büyük bir şehir. Bu yüzden şehirde birçok zenci ile karşılaşmanız mümkün. Passi ve bana sonsuz gibi gelen çok uzun bir yolculuktan sonra Foshan isimli kente varıyoruz. Öyle ki, Passi üç aktarmalı metro yolculuğumuz sonrasında “Yolculuk Pekin’e mi?” diye soruyor. Sonrasında kalabalıkları takip ederek Zu Miao kompleksine giriyoruz. İç içe geçmiş tapınaklardan ve avlulardan oluşan bu taoist tapınak kompleksi, 11. yüzyılda kurulmuş ve özellikle de Kanton operasının doğuş yeri olarak anılması ile meşhur. Wanfu sahnesinde hala ibadet amaçlı opera gösterileri sergileniyor. Biz de avludaki kalabalığa karışıp sahnedeki bol makyajlı, rengarenk kostümlü opera sanatçılarının şovuna kendimizi kaptırıyoruz. Tapınakları bir baştan bir başa gezdikten sonra şehir merkezine geri dönüyoruz. Şehir merkezinde yer alan “Temple of the Six Banyan Trees” yani Altı Banyan Ağacı Tapınağı’nı ziyaret ediyoruz. Bu tapınak, 537 yılında Hindistan’dan getirilen kutsal emanetleri saklamak için inşa edilmiş, içerisinde de çeşitli pagodalar yer alıyor. Belli bir noktadan sonra Çin’deki bütün tapınaklar birbirinin aynı olduğu için, ben farkları ayırt edemez hale geliyorum. Aynı avlular, aynı binalar, aynı heykeller, aynı pagodalar derken tapınak içerisindeki mini turumuz da sonra eriyor.

Gün batımına doğru eve geri dönüyoruz. Ben hazırlanırken, Karen ve Flora bir Çin pembe dizisi izlemeye koyuluyorlar. Eşyalarımı topladıktan sonra Guilin’e olan uçuşum için havaalanı ekspresine biniyorum. Bir saatlik bir uçuştan sonra Guilin Havaalanı’nda beni konaklayacağım otelin görevlisi karşılıyor ve son derece lüks ve ucuz otelime getiriyor. Guilin yağmurlu, uyku güzel.

11 Şubat 2013, Pazartesi.

Foto 1

Foto 2

Foto 3

Liuhuahu Parkı’ndan manzaralar.

Sabah hazırlanıp evden çıkıyoruz, Hong Kong’da günlerden sonra güneş açmış durumda. Metro ile tren istasyonuna gidip kahvaltımızı istasyonda yapıyoruz. Sonrasında da Guangzhou’ya olan trenimizi beklemeye başlıyoruz. Çin Yeni Yılı dolayısıyla karşılaşmayı beklediğimiz yerli turist kalabalığından eser yok. Gümrük işlemlerimizi hızlıca halledip konforlu trenimizde yerimizi alıyoruz. İki saatlik bir yolculuk sonrasında Guangzhou’ya varıyoruz. Bir taksiye atlayıp doğruca Karen’ın kuzeninin evine gidiyoruz. Karen’ın kuzeni ve ailesi tatili geçirmek için akrabalarının yanına Hawaii’ye gitmişler, bu nedenle evde bizi yardımcıları Flora karşılıyor.

Girdiğimiz ev, o kadar ilginç bir şekilde döşenmiş ki. Ben bir süre etrafa meraklı gözlerle bakmaktan kendimi alamıyorum. Evin içerisinde devasa bir akvaryumdan tutun da, kocaman bir şeftali ağacına; rengarenk Buddha heykellerinden tutun da, çeşit çeşit mumlara kadar her şey var. Evin balkonunda tanrılara adanmış küçük bir bölüm bile yer alıyor. Biraz muhabbet ettikten sonra Flora bize yemek hazırlamaya girişiyor. Yarım saat içerisinde masayı 5-6 farklı çeşit Çin yemeği ile donatılmış buluyoruz. Minicik kaplarda yeşil çay eşliğinde yemeğimizi yedikten sonra şehir merkezine, Liuhuahu Parkı’na gidiyoruz. Çin Yeni Yılı nedeniyle kutlamalar burada hala devam ediyor. Bütün park kırmızı fenerlerle süslenmiş durumda. Parkın etrafını çevreleyen kanallarda ve parkın ortasındaki devasa gölde rengarenk ışıklı tekneler turluyor. Parkın her yerine yayılmış farklı yemek tezgahları, çeşitli ürünleri pazarlamaya çalışan Çinli satıcılar, şarkı söyleyenler, sohbet edenler, Çin satrancı oynayanlar, çekirdek çitleyenler genel manzaramızı oluşturuyor. Etrafta biraz dolandıktan sonra topluca ayak masajına gitmeye karar veriyoruz. Karen, bunun kendileri için bir Guangzhou geleneği olduğunu söylüyor.

Akşamın 10’unda gittiğimiz masaj salonu, mekanın çok dolu olduğunu ve bir saat kadar beklememiz gerektiğini belirtiyor. Bize ayrılmış rahat odalardan bir tanesindeki geniş koltuklara yayılıp beklemeye koyuluyoruz. Ayaklarımız için kocaman sıcak su dolu tahta kovalar geldikten sonra 70 dakika sürecek masaj seansı da başlıyor. Ben lavanta aromasını seçiyorum, Karen zencefil. İşinin uzmanı görevliler önce bir omuz ve sırt masajı yapıyorlar, sonra ayaklara geçiyorlar. Ben halimden o kadar memnunum ki, etrafımdaki insanların aralıksız Çince muhabbetinden hiçbir şey anlamıyor oluşum bile rahatsız etmiyor beni. Bizim ayak masajımız bitmeye yakınken, Passi’nin sırt masajı da ateş dolu kaplarla yeni bir boyut kazanıyor. Küçük kaplardaki havayı alıp Passi’nin sırtına yapıştıran masörün seri hareketleri bizi bile şaşırtıyor. Bütün işlem sona erdikten sonra, Passi’nin bütün sırtı en az bir hafta boyunca geçmeyecek kocaman bordo halkalarla doluyor. Canının yandığını yüz ifadesinden anlayabiliyorsunuz.

Masaj sonrasında yavaş yavaş yürüyerek evin yolunu tutuyoruz. Ev sahiplerinin çocuklarının fotoğrafları ile dolu bir odadaki ranzada güzel bir uyku beni bekliyor.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s