Chennai, Hindistan.

Standard

20 Ocak 2013, Pazar.

IMG_1852

Havaalanın yatak ve duş hizmeti.

Otelin 24 saat politikası gereği, bir önceki gün 08:30’da giriş yaptığım otel odasını 08:30’da boşaltmam gerekiyor. Şehrin neredeyse birçoğunu yürüyerek gezmiş olan ben, bugünü es verme günü ilan edip direk tren istasyonuna gidiyorum. Tren istasyonundaki bekleme salonunda 4-5 saat kitap okuduktan, Hint müziği kliplerini ve tartışma programlarını izledikten, insanlarla muhabbet ettikten sonra havaalanına gitmek için yerel trene biniyorum. Trende yanına düştüğüm bir teyze benimle sohbet etmeye çalışıyor. Açık olan saçlarımı bir lastikle topluyor, karşılığında şişe suyumdan içiyor (burada çok yaygın bir durum, insanlarla iki kelime edin suyunuzu içmek için işaret ediyorlar, ağızlarını değdirmeden suyunuzu içiyorlar).

Havaalanına uçağımdan o kadar erken bir vakitte geliyorum ki, normal olarak kapıdaki sıkı kontrol sırasında beni içeri almıyorlar. Ben de havaalanı yöneticisi ile görüşmeye gidiyorum. Bana istersem havaalanında “bed and bath” yani “yatak ve duş” hizmetinden yararlanabileceğimi söylüyor. Önümde 15 saate yakın olan ben, 400 RS ödeyerek bu hizmeti kullanmayı kabul ediyorum. Havaalanın içerisinde kadınlara ve erkeklere ayrı olarak hazırlanmış bu geniş alanda, sıralanmış temiz yataklar ve iç tarafta da temiz duşlar yer alıyor. Benim de işime geliyor açıkçası. Güzel bir yemekten sonra, sabaha karşı olan uçuşumu beklerken bütün gün burada dinleniyorum.

19 Ocak 2013, Cumartesi.

DSC01730

DSC01726

DSC01753

Chennai’de metro çalışmaları ve yargıtay binası.

IMG_1775

IMG_1791

Trenden manzaralar.

Günü ağırdan alıyorum. Geç uyanıp odadan geç çıkıyorum. Sonrasında trene atlayıp Chennai Fort olarak bilinen bölgeye gidiyorum. Haritada aslında kısa gözüken, uzun uzun mesafeleri saatlerce yürüdükten sonra Georgetown bölgesinin sokaklarındaki dağınık ve kalabalık pazarlara dalıyorum, ardından Chennai’nin yargıtayını ziyaret etmeye karar veriyorum. Uzaktan yavruağzı rengi ve mimarisi ile dikkat çeken adli bölgeye giriyorum. Cumartesi olduğu için ziyaretçilere izin olduğunu söylüyorlar. İçeri girebilmem için bir güvenlik görevlisinin bana eşlik etmesi gerekiyor; ama benim yanında bulunduğum iki kadın görevli arasında bir tartışma çıkıyor ben beklerken. Daha genç görevli anlamadığım bir konuda azar işittikten sonra, sinirlenerek gidiyor. Yirmi dakika sonra ağlayarak geri geliyor. Bu sürede ben ne olup bittiğini anlamadan şaşkın şaşkın etrafa bakınıyorum. Sonunda yoldan geçen başka bir kadın görevli beni gezdirmeye razı oluyor. Sırayla adli binaların içerilerine giriyoruz. Aktif durumdaki aile mahkemesinde görülmekte olan bir davaya göz atıyoruz. Bombay’da olduğu gibi burada da koridorlar ve mahkeme salonları sıra sıra yerlere ve masalara dizilmiş mat renkli saman kağıtlarla dolu. En sonunda 1892 yılında yapılan yargıtay binasına ilerliyoruz. Bu bina Escher eserlerinden fırlamış gibi birbiri içine geçen merdivenler ve koridorlardan oluşuyor. Tatil olması nedeniyle boş koridorlarda ilerliyoruz. Görevli bana hafta içi buraların çok kalabalık olduğunu, yürünmeyecek hale geldiğini anlatıyor çat pat İngilizcesi ile. Küçük turdan sonra ben Chennai kalesine gitmek için adli bölgeden çıkıyorum.

Kale denince daha önceki Hint şehirlerinde gördüğüm gibi bir yapı bekleyen ben, kalenin aslında hala aktif şekilde kullanılmakta olan bir askeri bölge olduğunun farkına daracık yollarda üzerime üzerime gelen askeri araçları ve her yerdeki uyarı tabelalarını görünce varıyorum. Etrafında bir tur attıktan sonra, içerisinde yer alan müzeyi gezmekten vazgeçip Marina kumsalının olduğu bölgeye yürüyorum. Bütün Chennai maceram da sürekli yürüyerek geçiyor aslında. Öğleden sonra artık sıcaktan, nemden ve yürümekten yorulmuşken otelimin olduğu bölgeye geri dönüyorum. Güzel bir yemekten sonra erkenden odama çekilip soğuk duş sonrası kitabıma dalıyorum.

18 Ocak 2013, Cuma.

DSC01720

Otelimin bulunduğu Egmore bölgesi.

DSC01724

IMG_1767

DSC01742

Chennai sokaklarından.

DSC01732

Anna Salai Caddesi üzerinde yürürken.

DSC01750

Hint kınası.

Sri Lanka için uçak biletimi ucuz Spicejet havayolundan alırken gidiş dönüş almanın çok avantajlı olduğunu fark etmiştim, bu nedenle biletimi Madurai’den gidiş ve Madurai’ye dönüş olarak almıştım. Fakat dönüşte direk uçuş bulunmadığı için havayolu bana Chennai üzerinden bir aktarma sunmuştu. Bütün Sri Lanka yolculuğum boyunca da ben içten içe uçuşumu bölmenin çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Yoksa Madurai’den tekrar kuzeye gidebilmek için arkası kesilmeyen otobüsler ve trenler beni bekleyecek. Şansıma havaalanına gittiğimde bunun mümkün olduğunu ve biletimin sadece Chennai’ye kadar olan kısmına check-in yapabildiğimi öğreniyorum. Hindistan’a tekrar dönme amacım, kuzeyde yr alan görmediğim Khajuraho ve Varanasi şehirlerini görüp Varanasi üzerinden Nepal’e karayolu ile geçmek. Bu nedenle çok da vakit kaybetmek istemiyorum.

Chennai’ye sabaha karşı 04:30 sularında varıyoruz. Bavullar gecikmeli olarak geliyor, ben eşyalarımı alıp en azından hava aydınlanana kadar havaalanında biraz uyumayı amaçlıyorum. Fakat havaalanın varış terminalinde bekleyecek ve uyuyacak yer yok. Sri Lanka’da ve Hindistan’da gördüğüm bir uygulama ise havaalanlarına girişlerin çok sıkı kontrol edildiği. Yani bileti olmayan havaalanından içeri giremiyor. Eğer bir tanıdığınızı yolcu edecekseniz ise bunun için ayrıca para ödeyerek bir giriş bileti almanız gerekiyor. Colombo’daki ücret 300 RS idi mesela. Chennai’de ben de uyanıklık yapıp Madurai uçak biletimi gösteriyorum, böylece içeri girip iki saat kadar uyuyorum. Bu arada hava aydınlanıyor, günün ilk sinek ısırıkları vücudumdaki yerlerini alıyorlar. Ben de şehir merkezine gidip bir otel bulmaya karar veriyorum; fakat havaalanındaki görevli beni havaalanından dışarı çıkarmıyor. Uçak biletini kullanmayacağımı söylüyorum, o da gidip havayolundan bir görevliye durumu anlatmam gerektiğini, ancak o şekilde çıkabileceğimi belirtiyor. Ben derdimi gidip anlatıyorum, görevli neden bileti kullanmaktan vazgeçtiğimi çok anlamıyor, Kenan Işık misali bana iki üç kere son kararım olup olmadığını soruyor. Sonunda havaalanından çıkabiliyorum. Havaalanı terminallerine çok yakın bir mesafede Tirusulam tren istasyonu var. Buradan 6 Hint Rupee’si karşılığında tren biletimi alıp şehrin göbeğine, Egmore istasyonuna yarım saatten kısa bir sürede geliyorum. Egmore istasyonunun etrafı otel kaynıyor. Ben de her katı farklı renk olan, görece düzgün ve ucuz odaları ile meşhur Masa Otel’de kendime bir oda tutuyorum. Tek kişilik oda kalmadığı için yine ve yeniden iki kişilik ücret yani 660 RS ödemeye razı oluyorum.

Biraz uyuduktan sonra şehri keşfe çıkıyorum. Hindistan’ın dördüncü en büyük kenti olan Chennai’de tarih adına çok bir kalıntı yok; büyük şehir olmanın getirdiği geniş sokaklar,  yüksek ve karaktersiz binalar, gürültü, trafik, kirlilik her yerde. Hindistan’a geldiğim kendisini o kadar belli ediyor ki. Arada bir internet cafe’ye girip pazartesi için Chennai’den Khajuraho’ya uçak biletimi alıyorum. (Bileti almamış olsam 50 saatlik bir tren ve otobüs yolculuğu zinciri beni bekleyecekti, şimdi de 3 adet aktarma beni bekliyor). Sonrasında da hava kararana kadar şehri bir baştan başa yürüyorum Anna Salai caddesi üzerinden. Ziyaret etmeyi denediğim müzeler Cuma günleri kapalı olduğu için yürümek en güzel alternatif. Bütün cadde üzerinde metro çalışmaları devam ediyor. İnsanlar yabancılara alışık olacaklar ki, kimse rahatsız edici şekilde bakmıyor. Çocuklarla fotoğraf çektiriyorum, rastladığım insanlar nereden geldiğimi soruyor, yanından geçtiklerim el sallıyor. Ben de artık Hindistan’ı olduğu gibi kabul etmişim zaten, garip bir huzur oluşuyor içimde.

Akşam yemeğimi Murugan Idly Shop’ta muz yaprakları üzerine yerleştirdikleri son derece lezzetli vejetaryen öğünlerle ve krep hamuruna benzer ama daha kalın bir şekilde hazırlanan patatesli dosa ile tamamlıyorum. Sonrasında tren istasyonuna doğru yürürken, Hint kınası yapanları sıra sıra dizilmiş şekilde görüyorum. Ne zamandır içimde kalan Hint kınası merakı canlanıyor. Birisi ile anlaşıp sol el ve koluma boydan boya ince ince işlenen Hint kınasını yaptırıyorum. Daha yirmilerine gelmemiş çocuk kınayı on dakikadan kısa bir sürede o kadar seri ve ince işçilikle tamamlıyor ki hayret ediyorum. Kına bozulmadan kalabalık Chennai sokaklarında tren istasyonuna ulaşmak ise ayrı bir macera oluyor benim için. Sonrasında kaçak olarak bindiğim trende kadınlar vagonunun sakinliği ve güvenliğinde Egmore’a gelip otelime ilerliyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s