Tissamaharama, Deberawewa, Sri Lanka.

Standard

13 Ocak 2013, Pazar.

DSC01609

Tissa Wewa Gölü ve güneşin tadını çıkaran timsahlar.

DSC01622

Tahta elmalar arasındaki yılanlar yol kenarını süslüyor.

DSC01631

Yatala Wehera isimli beyaz dagoba.

DSC01647

Pirinç tarlaları.

Sabah uyanıp çok güzel bir kahvaltı yapıyoruz James’le. Onun yolu Kegalle’e kadar uzun, bense Tissa olarak da anılan Tissamaharama’ya gideceğim. Tissa’dan bir sonraki gün Yala Milli Parkı’na yarım günlük bir safari ayarlayıp Sri Lanka’nın vahşi yaşamına yakından tanık olacağım. James’le vedalaştıktan sonra Wellawaya’ya gidecek otobüse atlıyorum. Wellawaya’da otobüs değiştirip Tissa’ya kadar beni götürecek başka bir otobüse biniyorum. Otobüse biner binmez, benimle ilgilenip çantamı koyabileceğim bir yer açıyorlar. Sonrasında da ilk boşalan yere, ayaktaki o kadar insana rağmen beni oturtuyorlar. Bütün otobüs yolculuğu boyunca aklıma bir önceki gün James’le yaptığımız espriler geldiği için kendi kendime gülüyorum.

Tissa’ya vardığımda Tissa ve Deberawewa arasında yer alan bir otelde makul bir fiyata yer ayarlıyorum. Ertesi günün safari turunu da bu otel aracılığıyla ayırtıyorum. Ücret her şey dahil kişi başı 7000 RS. Tek başıma olmasam bu fiyat bana daha farklı yansırdı tabi; ama buna değeceğini umuyorum. Safari sabah 05:00’te başlayacak, ben de hızlıca bir şehir merkezinde görülecekleri (dagoba, dagoba ve daha fazla dagoba) gezip odaya dönmeye karar veriyorum.

Odada biraz oyalandıktan sonra önce Tissa Wewa gölünü görmek için pirinç tarlalarının arasındaki yolu takip ediyorum. O sırada oteldeki görevli yanımdan motosikletiyle geçerken beni gölün etrafında motoru ile gezdirmeyi teklif ediyor. Kabul ediyorum. Böylece yolculuğumun ikinci motosiklet deneyimi de başlıyor. Göl etrafında ilerlerken kocaman timsahları kayaların üzerinde güneşlenirken ya da suların kıyıya yakın yerlerinde yüzerken görmek mümkün. Göl turundan sonra ben Tissa’nın mekezine doğru ilerleyip Yatala Wehera isimli beyaz dagobayı ve yanındaki küçük ve yıkık müzeyi ziyaret ediyorum. Çimenlerin arasında yılanlar dolanıyor. Bu beni biraz korkutuyor. Sonrasında restore edilmiş Tissa Dagoba’yı ziyaret edip kaldığım bölgeye doğru geri yürüyorum. Gün batıyor. Ayağımın bastığı toprak kızıl. Sağımda ve solumda uzanan pirinç tarlaları. Yolda göz göze geldiğim herkes selam veriyor ya da el sallıyor. İçimde huzur ve durduk yere gülme hissi. Her şey olması gerektiği gibi. Ne eksik, ne fazla.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s