Kochi, Hindistan.

Standard

7 Ocak 2013, Pazartesi.

DSC01030

DSC01036

Mattancherry sokakları.

DSC01049

DSC01046

DSC01051

Fort Cochin’de balıkçılar.

DSC01058

DSC01062

DSC01084

DSC01078

Kochi Bienal’inden.

Sabah ilk iş Kochi ana karası olan Ernakulam’dan Mattancherry’ye 3,5 RS ödeyerek bir feribot bileti alıyorum. Yarım saat süren bir yolculuk sonrasında Mattancherry’ye varıyorum. Amacım meşhur Mattancherry Sarayı’nı (nam-ı diğer Hollanda Sarayı) görmek. Diğer Hint şehirlerinde gördüğüm tarzda bir saray bekleyen ben, sarayın önünden üçüncü kez geçişimde aslında aradığım yerin orası olduğunu anlayabiliyorum. Bu saray 1555 yılında Hollandalılar tarafından Kochi Raja’sına armağan edilmiş, muhtemelen ticaret ayrıcalıkları alabilmek için. Bu alçakgönüllü yapının en güzel tarafı duvarlarında çok iyi korunmuş “mural”ların yani duvar resimlerinin bulunması. Çeşitli Hint mitolojisi öğelerinden sahneler barındıran bu duvar resimlerini, kesik elektriklere rağmen incelemeye çalışıyoruz. Vantilatörler de çalışmadığı için içerisi o kadar sıcak ki, birazdan Oz Büyücüsü’ndeki cadı gibi eriyeceğim hissine kapılıyorum.

Saraydan çıktıktan sonra Yahudi mahallesine doğru yol alıyorum. Bir zamanlar baharat ticaretinin merkezi olan bu bölgede, baharatçıların yerini şu anda turistlere yönelik antika dükkanları almış. Döneme damgasını vuran daracık sokaklar ve rengarenk binalara ek olarak çok iyi şekilde korunmuş Pardesi Sinagog’u da yabancıların ziyaretine açık durumda. Bu küçük sinagogun en ilgi çekici yanlarından biri ise döşemelerini Çin’den getirilmiş mavi beyaz seramiklerin oluşturması.

Mattancherry sokaklarında biraz dolanıp fotoğraf çektikten sonra, tekrar bir feribota atlayıp diğer taraftaki Fort Kochi’ye gidiyorum. Önce Fort Kochi deniz kenarındaki balıkçıları ziyaret edip teknelerden topladıkları balıkları yerleştirmelerini izliyorum, sonrasında Kerala kanal turu sırasında da gördüğüm Çin usulü balık ağlarına göz atıyorum. Fort Kochi’nde şansıma Hindistan’ın ilk sanat bienali olan Kochi-Muziris Bienal’i düzenleniyor. 50 RS ödeyerek biletimi alıyorum. Bienal şehrin çeşitli bölgelerine yayılmış durumda. Beş tane ana merkezi var. Ana merkezlere ek olarak bir o kadar da şehrin sokaklarında ve binaların dış cephelerinde sanat eserleri yer alıyor. Aynı zamanda belli cafe’ler, restoranlar ve sanat galerileri de bienale ait bazı eserlere ev sahipliği yapıyor. Zaman kısıtlamasından dolayı ben bu merkezlerden sadece Aspinwall Hall ve Moidu’s Heritage’ı ziyaret edebiliyorum. Terk edilmiş ve kullanılmayan binaları birer sanat merkezi haline getirmeleri fikri çok hoşuma gidiyor. Aspinwall Hall’da İnsan Kaynakları Gelişiminden sorumlu Devlet Bakanı Dr. Shashi Tharoor’un “Küreselleşme ve İnsan Hayali” konuşmasını da dinleme fırsatı buluyorum. Bakanın konuşması hem benim üstüne çalıştığım konu hakkında olduğu için, hem de Hindistan’a ilişkin öğeleri genel dinamiklerle birleştirdiği için ilgimi çekiyor. Biraz daha etrafta dolanıp bir şeyler yedikten sonra şehrin merkezine, Ernakalum’a geri dönüyorum. Otelin şansıma 24 saat süre ile odayı tutma politikası var. Yani akşam 7’ye kadar odadan çıkmak zorunda değilim, bu da Madurai’ye olan otobüsümden iki buçuk saat önceye düşüyor. Mükemmel zamanlama! Madurai’ye gidiş amacım, Sri Lanka’ya gidecek olan uçağımın bu şehirden kalkıyor olması. Üstelik vakit yaratabilirsem eğer güney Hindistan’ın en önemli ve görkemli tapınaklarından birini de görme şansım var.

Otelden çıkıyorum, yolun kenarındaki rickshaw’cılara doğru ilerlerken bir de ne göreyim,  Manoj orada! Bir süredir bende alışkanlık haline gelmiş olan otobüs garlarına, tren istasyonlarına ve havaalanlarına erken gitme alışkanlığı yüzünden ben erkenden gitmeye karar verdiğimi söylüyorum. Manoj beni motosikleti ile bırakmayı öneriyor. Motosikletinin arkasına benim sırt çantasını bağlıyoruz, ben de Manoj’un arkasına oturuyorum. Otobüsün kalkacağı yere gidip otobüsten, saatinden ve yerimden emin olduktan sonra sırt çantamı bırakıp şehri biraz daha gezmeye karar veriyoruz. Manoj motosiklette, ben arkasında şehrin çok da karışık olmayan trafiğinde ilerliyoruz. Uzun zamandır motosiklet arkasında yolculuk yapmamış ben, bunun tadını çıkarıyorum. Manoj bana Portekizlilerden kalma birkaç okul binasını, kiliseyi ve katedrali gösteriyor. Hatta bunlardan bir tanesi Gemi Katedrali diye anılan, son derece modern ve üçgen biçiminde bir katedral. Daha önce papalardan bir tanesi burayı ziyaret etmiş. Şehirdeki mini bir turdan sonra otobüsün durağına yakın bir yerde bir şeyler yemeye karar veriyoruz. Otobüs saati geldiğinde, Manoj benim sağ salim bindiğimden emin olup ayrılıyor. Ben de yanımda oturan Belçikalı Sarah ile biraz muhabbet ettikten sonra uykuya dalıyorum.

6 Ocak 2013, Pazar.

DSC01008

Cochin sokakları.

Öğlene kadar bir sonraki günlerin planlarını az çok yaptıktan sonra, Tom ile Sri Lanka’da tekrar görüşmek üzere vedalaşıyoruz. Ben tren garına gidiyorum ve Kochi’ye gidecek ilk trene “sleeper” sınıfından biletimi alıyorum. Tam kitap okumaya dalmışken, dün gecenin kahramanları da tren garında boy gösteriyorlar. İngilizler; yani Joe, Rosie ve Ruby. Üstelik yanlarında Kerala Blues grubundan Alok ve Rizwan da var. Onlar da yol üzerindeki, benim daha iki gün önce geldiğim Alleppey şehrine gideceklermiş. Hep beraber treni beklerken muhabbet ediyoruz. Tren geldiğinde de rezervasyonsuz sınıftan olduğumuz için kocaman çantalarımızla yer bulup sıkışmaya çalışıyoruz. Bulduğumuz küçük kompartımanlardan bir tanesinde Hintli ailelerin arasına yer açıp oturuyoruz. Yol uzun, muhabbet keyifli. Bir noktada sessizlik olunca Ruby pembe ukulelesini çıkarıp Beirut’tan bir şeyler çalmaya başlıyor da ah diyorum içimden. Biraz müzik, biraz tren tıkırtısı, biraz Hintli satıcıların bağrışları, işte Hindistan yollarının hikayesi. Ekibi yarı yolda uğurladıktan sonra benim iki saatlik yolum daha var.

Rahatsız ve sıkışık bir iki saat sonrasında Kochi’ye varıyorum. Rickshaw kiralama, otel bulma ve yerleşme faslından sonra şehri biraz da akşam karanlığında göreyim diye yola koyuluyorum. Yılbaşı süsleri hala rengarenk etrafı aydınlatıyor. Ben şaşkın her yeri, her kokuyu, her taşı sindirmeye çalışıyorum. Bu sırada yanıma birisi geliyor da konuşmaya başlıyoruz: sevgili ve samimi Manoj. Daha sonra gecenin sonuna kadar benim Kochi’deki yerel rehberim oluyor kendisi. Bana tapınakları gezdiriyor, binaların ve şehrin hikayesini anlatıyor. Bilmediğim şekilde tapınaklardaki saat yönünde ilerleme ritüelinden bahsediyor.  Tapınak içerisinde siyah kıyafetlerle gezen ailelerin yakında 170 km uzaklıktaki bir tapınağa (son altı km’lik yolu çıplak ayakla tırmanıyorlarmış) ibadet için gideceklerinden ve 41 + 7 gün boyunca belirli bir oruç düzenini takip edeceklerinden bahsediyor. Buradaki aileler de yola çıkmadan önce yanlarında Tanrılara sunmak için götürecekleri temiz Hindistan cevizi ve baharatlardan oluşan çıkınlarını hazırlatıyorlar. Manoj’la Broadway ve Market sokaklarını Pazar gecesi toparlanmaları sırasında geziyoruz. Artık benim pilim bitmeye yakın Manoj beni bir çatı katı restoranına götürüyor da biraları içince enerjim yerine geliyor; ama o kadar çok sivrisinek var ki! Çok fazla dayanamayıp sonunda pes ediyorum ben. Gece sonunda otelime yakın olmamıza rağmen yolları karıştırınca Manoj benimle dalga geçiyor şaşkın diye. Diyorum, her zamanki halim.

Odaya geri döndüğümde, banyoda beni kocaman bir hamamböceği karşılıyor. Antenlerinden Ankara’ya yol olur, o derece. Bilen bilir, hayattaki en büyük fobimdir kendileri. Öyle ki Hindistan’a ilk geldiğim gün yanımda koca bir şişe Raid haşere ilacı da taşımıştım da, Delhi’deki o korkunç odamdan bile böcek çıkmayınca bir sonraki şehre götürme ihtiyacı duymamıştım.  Resepsiyondaki aslan amcamı çağırıyorum hemen. Tek hamlede ustalıkla hamamböceği arkadaşı imha edip yanında götürüyor, ben de uzun bir uykuya başlamadan önce rahat bir nefes alıyorum.

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s