Amritsar, Hindistan.

Standard

16 Aralık 2012, Pazar.

DSC00189

Mavi ve yorgun trenimiz.

DSC00193

2A tren manzaraları.

IMG_2446

Altın Tapınak’ın dışında yer alan ücretsiz konukevi.

_MG_2462

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

_MG_2476

DSC00232

_MG_2511

Altın Tapınak.

DSC00249

Şehir merkezine dönüş yolunda.

Yine uykusuz bir gece, bu sefer çok üşüyorum da binbir şekile giriyorum ısınayım diye. Sonunda saatin alarm çalma vakti geliyor: 06:00. Daha gün ağarmamış. Tren istasyonu çok uzak olmamasına rağmen, nolur nolmaz erkenden çıkıyorum otelden. Daracık sokaklardan geçerken tedirginlik hat safhada. Her yer karanlık, her yer çamur, her yer çöp, arada köpekler dolanıyor. Ortam bir korku filmi sahnesine aday. İstasyona vardığımda peronu bulmak kolay oluyor, direk girişe koca koca yazmışlar tren seferlerini. Üstelik tren biletini çok önceden Hint Tren Yolları’nın sitesinden e-bilet olarak almışım (www.irctc.co.in). Hindistan’a gelmeden planladığım tek yolculuk.

Mavi tren tıngır mıngır geliyor. Koltuklar geniş ve rahat. 2A sınıfında yolculuk yapıyorum. Hiç filmlerde gördüğümüz gibi trenin üzerinden altından adamlar sarkmıyor. 440 km sürüyor Yeni Delhi ve Amritsar arası. Tren şehirden çıkmaya başladığında Hindistan’ın gerçek yüzü ile de karşılaşmaya başlıyorsunuz. Sonsuz bir yoksulluk çarpıyor tren camına. Varoş yaşamı tüm çıplaklığı ile ortada. Çöplerin arasında oynayan çocuklar, derme çatma çadırlar ya da sadece ortalığa serilmiş yataklar. Amritsar’a varana kadar manzara hiç değişmiyor. İlginç bir şekilde 440 km boyunca en az 440 tane tuvaletini yapan insan görüyoruz (küçük ve büyük). Koca treni hiç umursamadan (gerçi aynı manzarayla Yeni Delhi sokaklarında da çok kez karşılaşmıştık). Trende tam arkamda küçük Hintli çocuklar oturuyorlar. Bütün yol boyunca babalarının iphone’una yükledikleri bir programa hintçe şarkılar söyleyip programın bunu 3-4 kere daha ince bir tonda tekrar etmesine gülüyorlar. Diyorum keşke tepedeki bavullardan birisi bu bebelerin kafasına düşse. O kadar da kötü kalpliyim.

Amritsar’a varınca, tren garının hemen karşısındaki Grand Otel’e eşyalarımı bırakıp gün batımını yakalamak için Altın Tapınağın yolunu tutuyorum. Tren istasyonundan Altın Tapınak’a ücretsiz servisler kalkıyor. Yine koca otobüsteki tek yabancı benim. Ezilmemek için kenarda kıyıda bir koltuğa sıkışıyorum. Altın Tapınak’a girmeden, orada konaklamak isteyenler için bedava konaklama imkanı sunan büyükçene konukevini ziyaret ediyorum. Eğer olur da yarına tren bulamazsam, mantıklı bir alternatif gibi geliyor.

Tapınağın etkisi daha içeri girmeden başlıyor, herkes yerleri öpüyor. Girmeden önce ayakkabılar ve çoraplar çıkarılıyor, ayaklar oradaki küçük havuzda yıkanıyor. Saçlar örtülüyor. Kapıdan içeri girdiğinizde sizi ilk olarak sağ tarafta Guru-Ka-Langar, yani yemekhane karşılıyor. Burada tamamı gönüllülerden oluşan bir ekip her dinden, her milletten insana (günlük yemekhaneyi ziyaret edenlerin sayısı ortalama 60000-80000 deniyor) yemek servisi yapıyorlar. İçeri girdiğinizde bir görevli demir bir tabak, bir görevli demir bir kaşık, bir görevli de demir bir kase uzatıyor. Sonra sırayı takip ederek üst ya da alt kattaki yemek odalarından birine giriyorsunuz. Uzun şeritler halindeki halılara yanyana bağdaş kurarak oturuyorsunuz. İlk olarak uzatılan sıcak Chapati için (küçük pide şeklinde bir ekmek) elimi uzatıyorum, görevli iki elle diye uyarıyor. Daha sonrasında sütlacın sulandırılmış hali ve siyah mercimekten yapılma bol baharatlı bir bulamaç geliyor. Yemeği yedikten sonra yine aynı şekilde kaşıkları, tabakları ayrı ayrı görevlilere veriyorsunuz. Yemekhanenin dışında çok kalabalık bir grup gönüllü olarak sebzeleri ayıklıyor, bir başka grup da çok organize bir şekilde bulaşıkları yıkıyor.

Nihayetinde kalabalıkları takip edip içeri girdiğinizde büyük havuzun içerisinde yer alan sapsarı Altın Tapınak sizi karşılıyor. Bu havuz hayat havuzu olarak anılıyor (pool of nectar) ve aynı zamanda da şehre adını veriyor. Havuzun ortasında yer alan Altın Tapınak iki katlı ve görkemli yapısı ile sizi soluksuz bırakmaya yetiyor. Havuza giren Sikh’ler kutsal suda ibadetlerini yapıp kendilerini yıkarken, ben kenardan bütün olanı biteni izliyorum. Garip bir şekilde huzurlu hissediyorum. Havuz kenarında yavaşça yürüyüp Tapınağa girmek için sıraya giriyorum. İçeri girmem tam tamına iki saatimi alıyor. İçeride küçük bir odanın içerisinde müzik enstrümanları çalınıyor ve ilahiler okunuyor, bu ilahiler aynı zamanda megafonla bütün her yerden duyuluyor. İçerdeki duygu yoğunluğu anlatılacak gibi değil. Sikh’ler kutsal sudan içiyorlar ve beraberlerinde getirdikleri cennet bahçesini simgeleyen yaprakları suya bırakıyorlar. Ben çok fazla durmadan içeriden kaçıyorum, çıkarken herkese irmik helvasına benzer bir helva dağıtılıyor.

Tapınağın çevresinde çeşitli odalar var, bu odalarda da önemli temsilciler yer alıyor, her odaya giren dualar edip çıkıyor. Gün batımını mermer taşlarda izledikten sonra daha fazla üşümeyi riske etmeyip ücretsiz servis ile tren garına ve otelime dönüyorum. Yol boyunca şoförün aralıksız kornalarına inat, otobüsteki herkes sakin ve derinden ilahi söylüyor. Bu tezatlık bile aslında Hindistan’ı anlatmaya yetiyor.

Yarın eğer becerebilirsem Agra’ya gitmeyi hedefliyorum, tren bileti kalmadığı için internet üzerinden bekleme listesine adımı yazdırıyorum ve birinci sıradayım. Su akıyor ve yolunu buluyor ya, bu gece bu yüzden bu kadar huzurluyum.

Reklamlar

One response »

  1. “Trende tam arkamda küçük Hintli çocuklar oturuyorlar. Bütün yol boyunca babalarının iphone’una yükledikleri bir programa hintçe şarkılar söyleyip programın bunu 3-4 kere daha ince bir tonda tekrar etmesine gülüyorlar. Diyorum keşke tepedeki bavullardan birisi bu bebelerin kafasına düşse. O kadar da kötü kapliyim.”

    —————–

    Bak yaa 🙂 Orda olup yine yastikla kafana bastirip gidiklayasim geldi simdi seni! Nedir bu veledlerle alip veremedigin? Beni de dovuyorsun? 🙂

    440 rakami gördüm. Sonra görmekten vazgeçtim. Offf Anıl yaaa. Bu geziye yüreğim nasıl dayanır! 🙂

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s